
AYM, geri gönderme merkezlerinde yaşanabilecek ve yargıya konu olması muhtemel konularda hangi mahkemenin görevli olacağını netleştirecek bir adım attı. Yeni kanuni düzenleme ile hak ihlali varsa maddi ve manevi zararların tazmininin sağlanabilmesi için yetki sınırları yeniden çizilecek.
Özgürlüklerinden mahrum bırakıldıklarını öne sürülen ve tazminat talebinde bulunan yabancıların hangi mahkemeye başvuracağına ilişkin yetki tartışması Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) son buldu. AYM, mevcut sistemde ciddi bir belirsizlik bulunduğunu belirterek yeni ve açık bir yasal düzenleme yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Türkiye’de hakkında sınır dışı kararı verilen yabancılar, “kaçma riski”, “kamu güvenliği tehdidi” veya “sahte belge kullanımı” gibi gerekçelerle geri gönderme merkezlerinde idari gözetim altına alınabiliyor. Bu süreçte yabancılar bir müddet özgürlüklerinden alıkonuluyor. Ancak sonrasında bu işlemin hukuka aykırı olduğu ortaya çıkarsa, kişilerin uğradıkları zararı hangi mahkemede arayacağı konusu netlik taşımıyordu.
MAHKEMELER BİRBİRİNİ İŞARET EDİYOR
AYM konuya ilişkin kararında dikkat çekilen en önemli sorun ise ‘idari yargı ile adli yargı’ arasındaki görev tartışması oldu. İdare mahkemeleri, geri gönderme merkezindeki idari gözetim kararlarına yapılan itirazların sulh ceza hâkimliklerinde incelendiğini belirterek tazminat davalarının da adli yargıda görülmesi gerektiği yönünde kararlar veriyordu.
Bazı adli yargı mercileri ise tam tersine, idari gözetim kararının bir “idari işlem” olduğunu belirterek davaların idare mahkemelerinde açılması gerektiğini savunuyordu. Böylece birçok dosyada mahkemeler görevsizlik kararı veriyor ve kişiler ortada kalıyordu.
YETKİ KARMAŞASI VARDI
Kararda, sorun yalnızca “idari yargı mı adli yargı mı” tartışmasıyla sınırlı görülmedi. Adli yargı içinde bile hangi mahkemenin yetkili olduğu konusunda ortak bir uygulama bulunmadığı vurgulandı. Bazı mahkemeler ağır ceza mahkemelerini işaret ederken, bazıları sulh ceza hâkimliklerini, bazıları ise genel görevli hukuk mahkemelerini yetkili görüyordu. Bu nedenle geri gönderme merkezlerinde tutulduktan sonra hak ihlali yaşadığını düşünen kişiler için etkili ve öngörülebilir bir hukuk yolu oluşmuyor.
ETKİLİ BAŞVURU MEKANİZMASI YOKTU
Anayasa Mahkemesi, bu konuya ilişkin mevcut hukuk uygulamada çalışmadığını açık şekilde ortaya koydu. Kararda, hukuka aykırı idari gözetim nedeniyle uğranılan zararların giderilmesini sağlayacak etkili bir başvuru mekanizmasının bulunmadığı ifade edildi.
AYM’ye göre geri gönderme merkezlerinde tutulan kişilerin hangi yargı merciine başvuracağı konusunda “kendilerinden kaynaklanmayan ciddi bir belirsizlik” bulunuyor. Bu durumun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını doğrudan etkilediği belirtildi.
TBMM’YE YENİ DÜZENLEME ÇAĞRISI
AYM, yaşanan sorunun artık münferit dosyaları aşan yapısal bir probleme dönüştüğünü vurguladı. Bu nedenle çözüm için açık bir kanuni düzenleme yapılması gerektiği kaydedildi. Kararda, oluşturulacak yeni sistemin hem geri gönderme merkezlerindeki tutmanın hukuka uygun olup olmadığını inceleyebilmesi hem de hak ihlali varsa maddi ve manevi zararların tazminini sağlayabilmesi gerektiği belirtildi.
AYM, bu kapsamda kararın TBMM’ye gönderilmesine hükmetti. Ayrıca aynı konuda yapılan benzer bireysel başvuruların incelenmesi de 4 ay süreyle ertelendi. Böylece gözler, geri gönderme merkezleriyle ilgili tazminat süreçlerini netleştirecek olası yeni yasal düzenlemeye çevrildi.









