Bu ışıltılı hayatı sana kim seçti Ayşe?

04:007/02/2026, Cumartesi
G: 7/02/2026, Cumartesi
Yeni Şafak
Ayşe Şasa, Deniz Baysal.
Ayşe Şasa, Deniz Baysal.

TRT Tabii’nin yeni dizisi Ayşe yayınlandı. Yeşilçam’ın en özel kalemlerinden olan ve hayat mücadelesi ile nesillere örneklik teşkil eden Ayşe Şasa’yı anlatan diziyi çok boyutlu olarak değerlendirdik. Böylesi bir dizinin yapılması bile başlı başına çok önemli. Emeği geçenleri tebrik etmek lazım. Anlatılan kişi çok özel olunca anlatıda da bu özelliği aradık ama Yeşilçam estetiği ve dizi matematiği ile karşılaştık. Sinematografi cesur ama risklere takılmış. Başrol Deniz Baysal ve Osman Sonant dışında oyunculuklar da bu girdaba kapılmış.

Yeşilçam’ın müstesna isimlerinden olan Ayşe Şasa’yı anlatan “Ayşe” dizisi Tabii’de yayınlandı. 10 bölüm olarak hazırlanan yapımın yönetmeni Osman Nail Doğan. Kendisini sinema filmlerinin yanı sıra daha önce Tabii’ye yaptığı Şanzelize Düğün Salonu ile tanıyoruz. Senaryoda da Doğan’ın yanı sıra Furkan Çalışkan ve İdris Meydi’nin ismi yer alıyor. Başrolde ise Ayşe Şasa’yı Deniz Baysal canlandırıyor.

Baştan uyarmak gerek ki bu yazıda diziye dair bazı ipuçları (spoiler) bulunuyor.

Varlıklı bir ailenin tek çocuğu olarak doğan ve cemiyet hayatının şafşatası arasında mürebbiyeler elinde büyüyen Ayşe Şasa, çocukluğu boyunca içinde olduğu yalnızlık sebebiyle ruhsal sorunlar yaşar. Akıl hastanesine yatamaya kadar gider süreç. Sonrasında arayışını bir tekkede devam ettiren Şasa, kendini burada bulur. Tekke sayesinde bulur demek belki daha doğru olur.

YEŞİLÇAM’DA YALNIZ BİR KADIN

10 bölüm olan dizinin ilk yarısında Yeşilçam’ın dinamiklerini takip ediyor, burada var olmaya çalışan bir kadın yazarın mücadelesine şahitlik ediyoruz. 1960’lara tekabül eden ve Yeşilçam’ın da kendini bulma sürecine şahit olduğumuz dönemde Şasa’nın arayışı ile sinemada yerli dil arayışının benzer bir izlekte olduğunu görüyoruz. Zira Yeşilçam, 1950’lerdeki yönetmenler döneminin hemen sonrasında kendine yeni bir yol çiziyordur. Darbelerin de kesintiye uğrattığı virajlar sebebiyle de olsa gerek bir türlü kendi olamayan sinemamıza bir türlü kendi olamayan Ayşe Şasa ile birlikte üzülüyoruz.

Başlarda bir kadın yazarın sinema sektöründe var olma mücadelesinin ön planda olduğu hikaye gittikçe kişisel anlatıya evriliyor. Bu bakımdan dizinin son bölümlerine doğru taşlar yerine oturdukça izleyicinin bağ kurması da kolaylaşıyor.

YEŞİLÇAM ANLATISI VE KLİŞELER

Bir senaristi anlatan senaryonun Ayşe Şasa’nın münhasırlığında seyretmesini bekliyorsunuz. Fekat büyük oranda klişelere dayalı bir doku kendini hissettiriyor. Elbette bir tercihtir. Yayın mecrası ve hedef kitle bakımından doğru bir yol gibi görünüyor.

Hayatındaki dönüşüm ve sinemadaki arayışı konusunda Ayşe Şasa isminin yeni nesillere etkili ve daha kolay aktarılması noktasında tercih edilen anlatı yönteminin doğru olduğu söylenebilir. Nihayetinde bu bir dizidir. Ancak sinemacılar olarak bizler Ayşe Şasa’nın hayat hikayesindeki iğneleri ve acıtan unsurları özgün bir anlatı şeklinde bekliyoruz.

SİNEMATOGRAFİ CESUR VE RİSKLİ

Dizinin görsel dilinden de özellikle bahsetmek gerekiyor. Görüntü yönetmeni Alper Kasap, yönetmen Doğan’ın Şanzelize Düğün Salonu’nda da çalıştığı isim. Önceki dizide daha sahici ve standart bir Sinematografi tercih edilmesine rağmen Ayşe’de özellikle “neon aydınlatma” dediğimiz ışıklandırma yöntemi diziye ayrı bir hava katmış. Temiz ve titiz görsel çalışma senaryodaki “anlaşılır olma” halinden biraz uzak kalmış. Ancak dijital mecra üretimi olma hüviyeti ve gençlerin dikkatini çekme noktasında doğru bir tercih gibi görünüyor. Lakin sahici anlatımı zedelemiş. Özellikle gece sahneleri ve duygusal kırılma anlarında kullanılan keskin renkli ışıklar, söz konusu ruhsal çalkantıyı betimlemekten öte görsel şova dönüşmüş.

OYUNCULUKLAR GENEL ANLATIYA UYGUN

Oyunculuklar konusunda da benzer kararsızlık ya da keskin ve riskli tercihler söz konusu. Başrol Deniz Baysal, özellikle son kısımda hissiyatı sırtlayan bir performans ortaya koymuş. Ancak onun dışındaki isimlerin oyunculukları Yeşilçam ve dizi estetiğine kurban gitmiş. Anne ve babanın gençlik hallerinin, aradaki 20 yıla rağmen neredeyse aynı kalması sahiciliği zedelemiş. Bülent Oran’ı canlandıran Osman Sonant’ın buradan sıyrıldığını ve karakterin sakin hissiyatını doğru bir etki ile mümkün kıldığını söyleyebiliriz.

Müziklerde imzası bulunan Ali Saran’ın ise genel yönteme uygun ve Yeşilçam estetiğini hissettiren uygulamaları gayet başarılı.

BİYOGRAFİ VE UYARLAMA ZOR İŞ

Neticede biyografik bir yapımın, ele aldığı kişinin eserinden uyarlanan (Şasa’nın Bir Ruh Macerası kitabı) dizinin kolay bir iş olmadığını kabul etmek gerek. Zira uyarlama, film yapımında en riskli alanlardan biridir. Uyarlanan eserden metni kurtarıp yönetmenlik mahareti ile yeni bir anlatı ortaya koyabilmek zordur. Söz konusu dizi olunca matematik, ideallerden gittikçe uzaklaşır. Ayşe’nin, bu dezavantajlardan sıyrılamadığını söyleyebiliriz.

TABİİ’YE ÖZEL TEŞEKKÜR

Ayşe Şasa gibi bir ismin TRT’nin Tabii platformunda yayınlanması ve milyonların beğenisine sunulması en başta takdire şayandır. Çünkü dizide de anlatıldığı ve Ayşe Şasa’nın da hayatının dönüm noktasından sonra net şekilde ifade ettiği gibi genel kabuller ve dayatmalara karşı mücadele söz konusudur. Sinema sektöründe kadın olmanın yanı sıra postmodern zamanda kadın kabullerinin kadim Anadolu değerlerini yok saydığı zamanda böylesi bir anlatının vücut bulması çok kıymetli.

Ayşe’nin çok kişiye ulaşması ve izlenmesi temennisi ile…




#TRT Tabii
#Ayşe
#Ayşe Şasa
#Sinema