İlahiler nostalji arzusuyla dinleniyor

Sevda Dursun
Sevda Dursun
04:005/03/2026, Perşembe
G: 5/03/2026, Perşembe
Yeni Şafak
Selçuk Küpçük
Selçuk Küpçük

Son günlerde insanların dilinden düşmeyen ilahiler ile dindar insanların geçmişte ve şimdi dinlediği müzik türlerini müzisyen, şair ve yazar Selçuk Küpçük’le konuştuk. Küpçük, ilahilerin herkesin diline dolanmasını, “Belki, ilahiler daha korunaklı oldukları yıllara dair bir nostalji arzusuyla dinleniyordur” diye açıkladı.

Son günlerde Celal Karatüre vesilesiyle “Kabe’de Hacılar” ilahisi başta olmak üzere ilahiler popüler kültürde tüketilmeye başladı. Bu dönemde ilahilerin herkesin diline dolanmasını nasıl yorumlarsınız?

Belki, üzerine kafa yorduğumuz bu toplumsal katman, 2000’ler evveli savunduğu birçok moral pozisyonu sekülerleşmeyle kaybettiği için ilahiler daha korunaklı oldukları yıllara dair bir nostalji arzusuyla dinleniyordur. Bahsettiğiniz “ilahiler”, çağ hiç değişmemiş gibi yüzyıllar evvel nasıl içeriğe sahipse öyle devam etmekte. Ayrıca ağlak ve bol gırtlak nağmeli olup, bunu gelenekle bağlamaya çabalamak da sorunlu. Zaten bahsettiğiniz ilahilerdeki sözleri kaldırın, gidip kına gecesinde çalabilirsiniz. Bir Mevlevi ocağındaki vakur ve ciddiyet, asalet neden artık yok, bunu da uzun uzadıya tartışmak mümkün.

MUSİKİ MODERNİTE ÖNCESİNİ KARŞILIYOR

Dini içerikli müzikleri nasıl tanımlarsınız peki?

“İlahi” formu geleneksel dini müziğimiz içerisinde bir alan. “Musiki” ise modernite evveli zamanları karşılayan bir tanımlama. Yani, yerle gök arasındaki rabıtanın kesilmediği zaman dilimindeki icrayı, ruhu içine alıyor. İnsanın eşya, tabiat ve yaratıcı ile kurduğu bağın ontolojik düzlemde algılandığı dönemleri. Dolayısıyla 2026 yılında bu temada üretilen bir esere “musiki” demem ben mesela.

YEŞİL POP KÜÇÜMSEME BARINDIRIYORDU

Doksanlarda İslamcı camianın söylediği müziklerin “Yeşil Pop” “Marş” veya “Ezgi” gibi isimlerle anılmasının sebebi neydi?

“Yeşil Pop”, 90’larda İslamcı mahalledeki modern müzik örneklerine dair, içinde eleştiri, hatta küçümseme de barındıran bir ifade. O dönem bir köşe yazarının tanımı. “Ezgi”yi ise İslamcı mahallede müzik üreten arkadaşlar, genel müzik piyasasından kendilerini ayırt etmek için kullanıyorlar. Ezgi aslında herhangi bir eser içindeki müzik cümlesini karşılayan teknik açıklama. Bir türü açıklayacak kelime değil. Zaten sözleri kaldırın, piyasadaki teknik müzik altyapısı neyse o çıkar ortaya. Yani sözlerin dini dünyaya vurgu yapması bir eseri ayrı bir tür, form haline getirmez.

“Marş”, Batı modernleşmesi ve uluslaşma tarihiyle biçimlenen bir form. Herkesin aynı tondan aynı duyguyla ortalama sesler etrafında topluca söylediği (ki, bu aynen Benedict Anderson’un ulus tanımına uyan bir şey) ideolojik müziklerdir. Anadolu’da marş yoktur.

DİRENİRKEN MORALE İHTİYAÇ VARDI

İslamcıların ezgilerle direndiği dönemler oldu. Bunların en başında 28 Şubat geliyor. Bir süre sonra o ezgiler ve ezgiciler daha dar bir alana hapsoldu. 28 Şubat döneminde ezgiler neden önemliydi?

28 Şubat’ın en temsili direniş eseri olarak, Muhsin Yazıcıoğlu ile beraber hareket eden ülkücü Hasan Sağındık’ın “Adamlar”ı ve İslamcı camianın popüler ismi Eşref Ziya’nın “Ağlama Karanfil” şarkısı gösterilebilir. Ülkedeki politik kırılmalarla beraber müzik üretimi de değişir. 12 Mart’taki idamlara karşı devrimci müzik (mesela Cem Karaca’nın “Parka”sı) nasıl cevap vermişse, 28 Şubat’ta da İslamcı ve Yazıcıoğlu merkezli ülkücü camia müzik üzerinden muhatap aldığı kitlenin moral ihtiyacını karşılamaya çalışmıştır.

Cemaat ve tarikat evlerinde müziğin yasak olduğunun öğretildiği genç üniversiteliler, yaşadıkları zorluğu, politik travmayı “tasavvuf musikisi”nde bulamadı. Çünkü varoluşları gereği bu geleneksel formlar militarizmden uzak ve her şeyden başka bir ruhu tanımlıyordu. Ama polis copu yiyen kızın, karakollarda darp edilen gençlerin yaşadıklarını karşılayan daha modern bir müzik dili gerekir. Hayatlarında hiç siyasal mitinge katılmamış genç kızlar bu süreçte politikleşti ve direnmeyi öğrendi. Direnirken moral desteğini ise bahsettiğim bu müziklerde buldular.



#aktüel
#ilahi
#hayat