Şiir hala delirmediğimi hatırlatıyor bana

04:0015/08/2025, Cuma
G: 15/08/2025, Cuma
Yeni Şafak
Ayşe Nur Biçer
Ayşe Nur Biçer

Ayşe Nur Biçer Dergah Yayınları arasında çıkan “Bir Delideğil Ayna Karşısında” adlı kitabı için bu ismi seçme sebebini anlatırken “Bu ismin kitaptaki şiirleri kapsayışı bir yana, şiir yaratımı bazen bana hâlâ delirmediğimi hatırlatıyor” diyor.

ZEYNEP KARACA

Ayşe Nur Biçer “Bir Delideğil Ayna Karşısında” adlı ikinci şiir kitabıyla okurlarını yeniden selamlıyor. Dergah Yayınları arasında çıkan şiir kitabından yola çıkarak Biçer ile şiir yolculuğunu konuştuk.

Birinci kitaplar genellikle acemiliğimizin olduğu eserlerdir, ikinci de ustalaşırız. Sizin ikinci kitap serüveniniz nasıl oldu?

İlk kitap acemiliğini atmanın tam olarak “ustalaşmak” kavramıyla açıklanabileceğinden emin değilim. Ama ilk kitabın, hem şiirin özü itibarıyla taşıdığı çıplaklık karşısındaki çekimserliğin hem de toplumsal ve bireysel kapalılığın izlerini en çok taşıyan kitap olduğu malum. Alınan yaşla, okuma evreninin genişlemesiyle, deneyimlerle birlikte elde edilen zihinsel bir gelişme varsa şayet, şiir zaten buna kayıtsız kalabilen bir tür değil. Muhakkak evriliyor. Bu aşamada bence zekâ ve onun sınırları da devreye giriyor. Benim ikinci kitap sürecimle ilgili en net şunu söyleyebilirim; zihnimde çok da farkında olmayarak kapattığım bir mandal varmış, o mandal açıldı. O açıklıktan gürül gürül bir şeyler aktı. Bu da elbette iki kitabı birbirinden farklı kıldı.


ŞİİR GİBİ GÖRSELLER

Kitapta görsel öğelere de yer veriyorsunuz, metin ve görsel şiirin bir aradalığı üzerine neler söylemek istersiniz?

Görsel eklentileri ben bir dize gibi düşünüyorum. Şöyle diyeyim, şiire eklenmediğinde büyük bir boşluk oluşturuyorsa kesinlikle şiirin bir dizesidir her şey. Kitapta üç şiirde kullandığım bu eklentiler dizelerle birlikte canlandı bende. Sanki onları eklemeseydim şiirler tamamlanmış olmayacaktı. Yani biraz da yeni biçimler deneyeyim, diye yazılmadı hiçbiri.

Kitaba adını veren şiirde “beni kafeste gördüm ölmedim” dizesi var, bütün kitaba bir projeksiyon diyebilir miyiz? Sizin için bu kitap sıkışmışlığın bir açılımı mı yoksa daha geniş anlamları mı var?

Sıkışmışlıktan çok bir genişlemeye tekabül ediyor. Kitap boyunca duyguların ve kavramların ikili yapısından akan dizeler var. Hayatta en emin olduğumuz şeylerin bile sadece bir varsayım olduğunu anlayan bir yerden yazılmış şiirler hepsi. “deri ancak tek başına değiştirilir” dizesiyle bitiyor kitap. Bu dizeyle bitmesi elbette tesadüf değil.


PSİKİYATRİK HASTALIKLAR ŞİİRLE BAĞDAŞMIYOR

Kitabın adını seçerken başka alternatifler var mıydı, Bir Delideğil Ayna Karşısı’da ismini vermenizin bir hikayesi var mı?

Birkaç isim arasında gidip geldim ama en içime sinen kitaba adını vermiş oldu. Bu ismin kitaptaki şiirleri kapsayışı bir yana, şiir yaratımı bazen bana hâlâ delirmediğimi hatırlatıyor. Çünkü ağır psikiyatrik hastalıklar şiirle bağdaşmıyor. Şizofren şair çok azdır mesela. John Clare ya da Hölderlin hastalıkları ilerlediğinde yaratıcılıklarını kaybetmiştir. Delideğil olmaktan anladığım biraz da bu sanırım.

Güncel şiirin içinden yazıyorsunuz, güncel şiirin gündeliğin dili ve toplumsal bakışta almaya çalıştığı bir misyon var, sizin uçlarınız buralara uzanıyor mu? Genel olarak güncel şiirde neyi sorun olarak görüyorsunuz ve ne üzerine eğildiniz?

Şairin toplumsal hassasiyeti olması gerektiğine inanmakla birlikte, bunu eserlerine yansıtmak zorunda olmadığını düşünüyorum. Tercih meselesi. Benim şiirlerime gelince; şiirlerimde, başörtüsü sorunundan, Auschwitz ve Gazze’ye, kadının erkekten yaratıldığı görüşünün yanlışlığına, Tanrı’nın çatık kaşlı olmadığına kadar uzanan bir hat var. Bunları da planlı bir şekilde şiire dahil etmedim. Zihnimin sıçradığı, etrafında dönüp durduğum, duyarlı olduğum her şey bir biçimde sezgisel ve ilkel biçimde şiirime girdiğinden yazıldılar.


#Ayşe Nur Biçer
#Dergah Yayınları
#Bir Delideğil Ayna Karşısında