
Türk ve Batı arşivleri, bir yerleşim olmasından bu yana bölge adının Arap Pınarı (Ayn el-Arab) olduğunu gösteriyor. İlk zamanlarında Türkler tarafından Arap Pınarı, Araplar tarafından ise bunun Arapça eş anlamlısı olan Neb'ul Arab ismiyle nitelendirilen konum, günümüzde aynı anlamı karşılayan Arapça Ayn el-Arab (Ayn'ül Arab) olarak belirtiliyor.

Bir kesim, Suriye-Türkiye sınırındaki bu yerleşimi 'Kobani' olarak adlandırıyor.

Bölge birçok siyasi ve askeri tartışmanın odağı olmuş durumda.

1880 öncesinde yerleşim bulunmayan bu kırsal alan, kervanların dinlenme noktası olmuş

Çevresindeki büyük şehirlere giden yolun orta noktasında kalınca, günümüzdeki dinlenme tesisleri gibi kullanılmış.

Ayn el-Arab ya da Neb'ul Arab ifadesi, Arapçada "Arap Pınarı" anlamına geliyor.

İlk yer aldığı metinlere 1880-1890 yıllarında rastlanıyor.

Yerleşim olmadığı bu zamanlarda Osmanlı'nın Cerablus ve Münbiç (Menbiç) kazalarına bağlıymış ve "kırsal alan" statüsündeymiş.

1907 tarihli bu haritada bütün yerleşimler isimlendirilmişken Ayn el-Arab (Neb'ul Arab) olarak adlandırılan bir yere rastlanmıyor.

Osmanlı Sultanı ve İslam Halifesi II. Abdulhamid Han, Almanlarla anlaşarak bu bölgeden geçecek bir demiryolu inşaatına başlıyor.

Berlin-İstanbul-Bağdat Demiryolu'nun bir durağı da Arap Pınarı İstasyonu oluyor

Britanyalı bir diplomatın İmparatorluk Dışişleri Bakanlığı'na sunduğu 1915-1916 tarihli raporda da "Arap Pınarı" ismine rastlanıyor.

İstasyon inşaatı beraberinde istihdam ve pazar olanakları getiriyor.

Çevre bölgelerde yaşayan -çoğunluğu Arap olmak üzere- Arap ve Kürt aileler buraya yerleşiyor.

İstasyon yapımına gelen ve bölgede kamp kuran çalışanlara halk tarafından "şirket" ifadesinin karşılığı olarak "company/kompani" deniliyor.

Tarihçilere göre bu ad zamanla "Kobani'ye" evriliyor.

I. Dünya Savaşı sonrasında bölgeyi işgal eden Fransızlar, Türkler ve Araplar arasında "tampon" oluşturma ve üç kardeş milleti birbirine kırdırma niyetiyle Kürt aileleri buraya sürgün ediyor.

Suriye'de Fransız Mandası bitiyor, Baas Rejimi iktidara geldiğinde "Fırat'ın Doğusu'nu Araplaştırma" politikasıyla bu yerleşime Arap aileleri yolluyor ancak Kürt çoğunluk değişmiyor.

Günümüzde Ayn el-Arab denilen bu belde, eskiden Neb'ul Arab denilen beldenin birebir aynısı. İki isim de aynı anlamı yani Osmanlı'daki "Arap Pınarı" ifadesini karşılıyor.

Terör örgütü PKK/YPG, bölge halkını birbirine kırdırma ve kendi terör ajandasını sürdürmek amacıyla bu tarihi gerçekliği görmezden geliyor.







