Müslüman, salih amellerde bulunur

04:0022/02/2026, Pazar
G: 22/02/2026, Pazar
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Mehmet Nezir Gül

“Allah’a karşı itaatsizlik edersin

Ve bu hâlde O’nu sevdiğini söylersin.

Yemin ederim bu şaşılacak bir durum…

Sevgin gerçekse O’na itaat edersin.

Çünkü seven, itaat eder sevdiğine…”

Rabiatü’l-Adeviye

En bilinen bir hakikattir: Seven, sevdiğine itaat eder. Her dediğini yapar. Sözünden dışarı çıkmaz. Yap dediğini yapar, yapma dediklerinden kaçınır. Yüce Rabbimiz, bizim her şeyimiz ve biz müminler de her zerremizle O’na tabi olacağız.

Bizi en güzel bilen, neyin bizim için hayır ve şer olduğu sonsuz ilmiyle bilen Allah, uymamız ve dikkat etmemiz gereken hususları ana hatlarıyla belirlemiştir. Bunlar çok girift olmayıp her insanın anlayabileceği özelliktedir. Mazereti olanların muaf tutulduğu bu süreçte kolaylık dini olan İslam’ın esaslarına tabi olmak da ayrıca huzur ve saadet vermektedir.

Müslüman, Rabbine karşı tüm ibadetlerini yerine getirir. Hayatı, O’nun rızası doğrultusunda yaşamanın, bu amaçla yapılan her bir hareketin sevgi vesilesi ve ibadet olduğunu bilir. Bu yönüyle Müslümanın hayatının her safhası Allah’a itaat ve ibadetle geçmektedir. Bir saniyesi bile bunun dışında değildir. Gerek formel gerekse enformel ibadetler, her işte Allah’ın rızası, kimseye bir zarar vermeme, tam tersi yararlı olma çabası müminleri yüksek derecelere eriştirmektedir.

Müslüman, ibadetlerini büyük bir şevk ve heyecanla yerine getirir. İbadetsiz geçen zamanı kayıp bir zaman olarak bilir. Kulluğunu en güzel bir şekilde sunmanın yolunun ibadetlerden geçtiğini bilir.

Bu hakikat ilk insandan itibaren fıtratımızla gelmiş, tevhid üzere kıyamete kadar da devam edecektir. “(Resûlüm!) Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah insanları hangi fıtrat üzere yaratmış ise ona çevir. Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rûm, 30/30).

Allah’ı seven bir kul özü sözü bir olmaya çalışır. Hiçbir niyet ve amelinin O’nun bilgi ve takdirinin dışında sürmeyeceğini, asla karşılıksız kalmayacağını bilir. En büyük ihanetin, en büyük gafletin, en büyük haksızlığın, en büyük cinayetin Allah’ın emirlerine aykırı davranmak olduğunu bilir. O’nun bizlere verdiği sonsuz nimetlerine karşı bizden istediklerinin çok az olduğunu bilir. Ve tüm bunların bizim hayrımıza, huzurumuza, sıhhatimize, yararımıza olduğunu bilir.

Bir Müslüman hem Allah’ı sevdiğini söyleyip hem de açıktan haram olan bir eylemi gerçekleştirmez. Hele hele böylesi bir davranışı asla pervasızca, küstahça yapmaz.

Bir Müslüman hem Allah’ı sevdiğini söyleyip hem de kul ve kamu hakkı yemez.

Bir Müslüman hem Allah’ı sevdiğini söyleyip hem de insanları rencide edip şahsiyetlerini ezmez, kibir deryasında yüzmez.

Bir Müslüman hem Allah’ı sevdiğini söyleyip hem de Allah’ın kitabına karşı sorumluluklarını ihmal etmez.

Bir Müslüman hem Allah’ı sevdiğini söyleyip hem de çocuklarının dini, ahlaki eğitimlerini ihmal ederek fıtrî güzelliklerini bozmaz.

Bir Müslüman hem Allah’ı sevdiğini söyleyip hem de O’na, O’nun yasalarına, peygamberlerine saygısızlık yapmaz.

Bir Müslüman Allah’ı sevdiğini söylüyorsa seviyordur ve gereğini de yapıyordur. Yanlış yaptığında da hemen hatasından dönerek arınma yolunu seçiyordur.

Unutmayalım ki son pişmanlık fayda vermez: “…Eyvah bize! Keşke Allah’a itaat etseydik, Peygamber’e de itaat etseydik!” (Ahzâb, 33/66)

“Kulum, farz ibadetlerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Nafile ibadetlerle de bana yaklaşmaya devam eder. Sonuçta ben onu severim. Sevince de onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden istediğinde ona veririm. Bana sığındığında onu korurum.” (Buhârî, Rikâk, 38)

Abdulvahid b. Zeyd, inzivaya çekilmiş bir abid ile şöyle konuşur:

“Ey kardeşim, yalnız yaşamana şaşıyorum.”

“Dostum, yalnızlığın zevkini tatsaydın, bu şaşkınlığını kendine yakıştıramazdın.

Çünkü yalnızlık ibadetin başıdır.”


“Sen yalnızlıktan ne buldun?”

“İnsanlara minnet etmemenin rahatına kavuştum. Kötülüklerinden kurtuldum.”

“Kul ne zaman Allah ile buluşup kaynaşmanın tadına varır?”

“Sevgisi saflaştığı, ameli ihlaslı olduğu zaman.”

“Sevgi ne zaman saflaşır?”

“İnsanın bütün gayretleri toplanıp Allah’a itaat yolunda tek gayret haline geldiği zaman.”

“Kim dört şeyi, dört şeysiz isterse, yalan söylemiş olur:

Kim Allah’ı sevdiğini iddia ettiği hâlde, O’nun emirlerine itaat etmez, O’na rıza göstermezse yalan söylemiş olur.

Kim Allah Resulü’nü sevdiğini iddia ettiği hâlde, ona uyup sünnetini uygulamazsa yalan söylemiş olur.

Kim cennet istediğini iddia ettiği hâlde ibadet etmezse yalan söylemiş olur.

Kim cehennem ateşinden korktuğunu iddia ettiği hâlde, günahları terk etmezse yalan söylemiş olur.”

“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk (ibadet, itaat) etsinler diye yarattım.” (Zariyât, 51/56),

“Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.” (Hicr, 15/99)




#Mehmet Nezir Gül
#Ramazan
#Aktüel