
Soykırımcı İsrail hükümetinin Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’da başlayan ve ülke geneline yayılan hükümet karşıtı protestolara ilişkin açıklama yaptı. Gazze’de iki yılı aşkın süredir on binlerce Filistinlinin ölümünden, yüz binlercesinin ise yaralanmasından doğrudan sorumlu olan Netanyahu’nun, İran’da “sivil katliam” yaşandığını söyleyerek İsrail adına kınama mesajı yayımlaması, uluslararası kamuoyunda ciddi bir çelişki olarak değerlendirildi.
Netanyahu açıklamasında, İran’da yaşanan olayları “özgürlük protestoları” olarak nitelendirirken, “İsrail halkı ve tüm dünya İran vatandaşlarının muazzam cesaretine hayranlık duyuyor” ifadelerini kullandı. İsrail’in İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Netanyahu, masum sivillere yönelik şiddeti kınadıklarını ve İran halkının “tiranlıktan kurtulmasını” temenni ettiklerini söyledi.

Katliamcı zihniyetten ahlak dersi
Ancak Netanyahu’nun bu sözleri, Gazze’de hastanelerin, mülteci kamplarının ve sivil yerleşimlerin sistematik biçimde hedef alındığı, on binlerce sivilin hayatını kaybettiği bir dönemde gelmesi nedeniyle sert eleştirilere neden oldu. İnsan hakları örgütleri ve uluslararası gözlemciler, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını açık şekilde “toplu sivil katliamı” olarak tanımlarken, Netanyahu’nun İran için kullandığı ifadeler “ikiyüzlü bir ahlak söylemi” olarak yorumlandı.

Netanyahu neden böyle konuştu?
Netanyahu’nun İran’daki protestolara ilişkin bu çıkışı, insani bir hassasiyetten çok stratejik ve politik hedeflere dayanıyor. İsrail yönetimi, uzun süredir İran’ı bölgesel tehdit olarak konumlandırırken, ülkedeki iç karışıklıkları rejimi zayıflatacak bir fırsat olarak görüyor. Netanyahu’nun “özgürlük”, “sivil katliam” ve “cesur halk” vurguları, İsrail’in İran iç siyasetini uluslararası alanda baskı altına alma çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Öte yandan bu söylem, Gazze’de yaşananların üzerini örtmeye yönelik bir algı yönetimi girişimi olarak da okunuyor.

İran: ‘Sabotaj ve dış müdahale’
İran hükümeti ise ülkede yaşanan olayların bir halk hareketi değil, ABD ve İsrail öncülüğünde yürütülen bir sabotaj faaliyeti olduğunu savunuyor. Tahran yönetimi, protestoların dış kaynaklı olduğunu ve ülkenin istikrarını hedef aldığını açıkladı.






