Musa’nın gölge imparatorluğu

04:007/03/2026, Cumartesi
G: 7/03/2026, Cumartesi
Abdulhamit Güler

Geçtiğimiz yıl Türkiye’de en çok ödül alan film olan (Sadece Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 7 ödül aldı) Tavşan İmparatorluğu bu hafta vizyona girdi. Film, 12 yaşındaki Musa’nın hikayesini anlatıyor. Babası Beko, köylerinde düzenlenen tazı yarışlarına tavşan sağlayarak geçimini sağlamaktadır. Beko eşini, Musa ise annesini yeni kaybetmiştir. Devletten maaş alabilmek için Musa’ya engelli raporu almaya çalışan Beko, oğlunun içinden taşan sessiz çığlıklar sebebiyle bunu başaramaz. Daha doğrusu

Geçtiğimiz yıl Türkiye’de en çok ödül alan film olan (Sadece Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde 7 ödül aldı) Tavşan İmparatorluğu bu hafta vizyona girdi. Film, 12 yaşındaki Musa’nın hikayesini anlatıyor. Babası Beko, köylerinde düzenlenen tazı yarışlarına tavşan sağlayarak geçimini sağlamaktadır. Beko eşini, Musa ise annesini yeni kaybetmiştir. Devletten maaş alabilmek için Musa’ya engelli raporu almaya çalışan Beko, oğlunun içinden taşan sessiz çığlıklar sebebiyle bunu başaramaz. Daha doğrusu Musa kendine bir yol çizmiştir.

Filme ismini de veren bir ortam hazırlamak üzere Musa, tazı yarışlarında kurban olarak kullanılan tavşanları eski bir maden oyuğunda saklamaya başlar. Kendi dünyasını kurması böylece ilerler.

Tavşan İmparatorluğu, Var olamayan bir baba ile kendini babasına ve çevresel şartlara rağmen var etme yolu arayan bir çocuğun hikayesi…

Türkiye’de “taşra” diye kastedilen Anadolu dokusu ve sosyolojisi üzerinde değerlendirmeye tabi tutuyor, film. Esasında belli bir coğrafya vurgusu yok. Türkçe konuşulmasa filmin nerede geçtiği o kadar da anlaşılmaz. Yönetmenin kasıtlı tercihi olarak bu yapıda bir çocuk, bu tablonun dışına nasıl çıkabilir? Kendine yeni bir dünya kurabilir mi? Özellikle annesini kaybettikten sonra düştüğünü hissettiği yalnızlıktan kurtulmak için ne yapabilir? Sığınağı, avdan kurtararak kendilerine sığınak yaptığı tavşanlar oluyor.

İnsandan hayvana kaçış değil de insandan kendini bulduğu bir gölgeye varış gibi… Gölgelerin korunaklı bölgelere dönüştüğü kasvetli ortamlara küçük ve kısık ışıklarla, ay ışığının yardımıyla kaçış gibi…

Filmin başrollerinde tecrübeli oyuncular Sermet Yeşil ve Kubilay Tunçer’in yanı sıra ilk kez kamera karşısına geçen ve Musa karakterine hayat veren Alpay Kaya bulunuyor. Kars’ın ücra bier köyünde yaşarken, yönetmen Seyfettin Tokmak’ın bir arkadaşının vesilesi ile projeye dahil olan genç Alpay, oynadığı Musa karakterini filmin en sahici unsuru haline getiriyor. Oyunculuk dediğimiz şeyin oynamayı bilmekten öte bir şey olduğunun göstergesi… Elbette burada yönetmen mahareti devreye giriyor. Oyuncu sıfatlı birileriyle yol almak daha kolay olabilecekken, köyünden dışarı çıkmamış birini seçmesi, ele aldığı mesele ve karaktere dair fikrinin sağlamlığına işaret ediyor.

Filmin etkili bir başka noktası da görüntü yönetimi… Genel olarak çok az yapay ışık kullanılarak çekilen filmin atmosferinde bu nokta olumlu katkı sağlıyor. Meksikalı görüntü yönetmeni Claudia Becerril Bulos ile yönetmen Seyfettin Tokmak’ın çok iyi bir uyum yakaladıkları aşikar. Filmin genel dilini belirleyen unsurlardan biri olarak görüntü, izleyicide uyandırılmak istenen duyguya hizmet eden atmosferi en iyi şekilde kuruyor diyebiliriz.

#Film
#Aktüel
#Toplum
#Abdülhamit Güler