Penguen’e değil Herzog’a bakın

04:0031/01/2026, Cumartesi
G: 31/01/2026, Cumartesi
Abdulhamit Güler

Geçtiğimiz hafta sosyal medyada en çok gördüğümüz kişi malum ‘Nihilist Penguen’ idi. ‘Kişi’ diyorum. Zira her karakter kendisine giydirildi. Bir güzel kullanıldı ve birkaç güne kadar unutulacak. Hepimizin doblolu eniştesi, altın bilezikli şıngır şıngır görümcesi, emekli albay apartman yöneticisi ve Aksaray minibüs muavini olan Penguen’i iyi bilirdik. Ben ise dikkatinizi, Penguen’i izlediğiniz belgeselin yönetmenine çekmek istiyorum: Werner Herzog. Özellikle belgeselleri ile bildiğimiz yönetmenin

Geçtiğimiz hafta sosyal medyada en çok gördüğümüz kişi malum ‘Nihilist Penguen’ idi. ‘Kişi’ diyorum. Zira her karakter kendisine giydirildi. Bir güzel kullanıldı ve birkaç güne kadar unutulacak.

Hepimizin doblolu eniştesi, altın bilezikli şıngır şıngır görümcesi, emekli albay apartman yöneticisi ve Aksaray minibüs muavini olan Penguen’i iyi bilirdik.

Ben ise dikkatinizi, Penguen’i izlediğiniz belgeselin yönetmenine çekmek istiyorum:

Werner Herzog.

Özellikle belgeselleri ile bildiğimiz yönetmenin en meşhur filmi “Ayı Adam” olsa gerek (Nihilist Penguen’in yer aldığı Dünyanın Ucundaki Karşılaşmalar da listede artık).

Fekat ben az bilinen bir belgeseline dikkat çekmek istiyorum: Unutulmuş Düşler Mağarası (2010)…

Bu film sadece sinemanın değil, sanatın ve insanlık tarihinin yeniden düşünülmesi gerektiğine işaret ediyor. 1994 yılında keşfedilen Fransa’daki Chauvet Mağarası’nın hikayesidir bu. Burada dünyanın eski duvar resimleri vardır. Ama bildiğiniz gibi değildir. Tam 36 bin yıl öncesine dayanan duvar resimleri, bir ışık kaynağı hareket ettiğinde hareket ediyorlardır. Bu inanılmaz bir şey. “İlk Sinema Salonu” olarak adlandırılan mağaranın M.Ö. 34 bin yılda uzandığını tekrar hatırlatmak isterim.

Düşünebiliyor musunuz?

36 bin yıl önce yapılan bir mağarada, ışık kaynağı hareket ettiğinde duvardaki resimlerde de hareket hissi uyanıyor. İnanılmaz bir şey bu.

Ziyaretçi kabul edilmeyen mağarayı internet sitesinden 360 derece gezebiliyorsunuz. Orada da “İlk Sinema Salonu Burası mı?” başlıklı kısımda bu konuya bakabilirsiniz.

Ancak meseleyi daha iyi anlayabilmek için Herzog’un “Unutulmuş Düşler Mağarası” filmini izlemeniz gerekir.

Belgesel, sinemada türler arasında en az ilgi görenidir belki. Neredeyse sadece hayvanların gizli yaşantısı veya tarihin dönüm noktalarıyla sınırlandırılmıştır. Oysa Herzog örnekliğinde de gördüğümüz üzere belgesel film, insanlığın ortak mirası ve dünden yarına uzanan projeksiyonuna işaret eder. Sadece Herzog belgesellerini izleyerek bile insanoğlunu anlama noktasında ciddi ipuçlarıyla karşılaşırsınız.

Sadece sinemacıların değil, sanatla ilgilenenlerin başucu eserlerinden biri olması gerek Unutulmuş Düşler Mağarası… İnsanoğlu ile herhangi bir şekilde ilgilenen herkes için de (bu hepimiz demek oluyor) burası çok önemli…

Film izleyin… Belgesel izleyin… Herzog belgeselleri izleyin… Herzog’un Unutulmuş Düşler Mağarası’nı izleyin…

#toplum
#aktüel
#Abdulhamit Güler