Yeni dünya düzeninde Türkiye ve stratejik insan kaynakları yönetimi

04:005/01/2026, Pazartesi
G: 6/01/2026, Salı
Ahmet Ünlü

Dünya siyaset ve ekonomi sahnesinde kartlar yeniden karılıyor ve ortalık birçok alanda toz duman durumda. Güç dengeleri ve merkezlerinin hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Hukukun üstünlüğü ve insan haklarının yerini güçlünün haklı olduğu ve belirlediği bir dönem. Bu çok kutuplu yeni düzende, Türkiye’nin jeopolitik konumu, aktif diplomasisi ve büyüyen ekonomisi sayesinde önemi katlanarak artmaktadır. Türkiye adeta diplomasi merkezi ve akil ülke konumuna gelmiştir. Nitekim arabulucu ülke olarak

Dünya siyaset ve ekonomi sahnesinde kartlar yeniden karılıyor ve ortalık birçok alanda toz duman durumda. Güç dengeleri ve merkezlerinin hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Hukukun üstünlüğü ve insan haklarının yerini güçlünün haklı olduğu ve belirlediği bir dönem. Bu çok kutuplu yeni düzende, Türkiye’nin jeopolitik konumu, aktif diplomasisi ve büyüyen ekonomisi sayesinde önemi katlanarak artmaktadır. Türkiye adeta diplomasi merkezi ve akil ülke konumuna gelmiştir. Nitekim arabulucu ülke olarak üstlendiği rol dost düşman herkes tarafından kabul edilmektedir.

Öyle ki Türkiye, siyaset, savunma, enerji ve ekonomi gibi kilit alanlarda başat aktör ve vazgeçilmez bir denklemin parçası haline gelmiştir. Ancak, ülkenin bu stratejik rolünü sürdürülebilir kılmasının en temel koşulunun, insan kaynakları (İK) yetkinliğini ve stratejisini bu büyük vizyona uygun olarak yeniden şekillendirmesi olduğunu düşünüyorum.

Özellikle kamu kurumlarının İK yönetimini tayin ve terfinin ötesine geçirmesi gerekiyor. Bunun yolu da bu birimlerin stratejik akılla yeniden şekillendirilmesi ve güçlendirilmesinden geçmektedir.


TÜRKİYE’NİN STRATEJİK ROLÜ VE İK İHTİYAÇLARI

Uluslararası arenada Türkiye’nin artan önemi, İK yönetiminin artık sadece personel işlerini yürütmekten ibaret olmadığını, doğrudan ulusal stratejiyi destekleyen bir misyon üstlendiğini göstermektedir. Nitelikli insan kaynağı ülkenin bu başat rolünde merkeze oturmuştur ve bu rolün sürdürülebilir olmasında da bir o kadar önemli ve belirleyici olacaktır.

Türkiye, son yıllarda savunma sanayiinde (özellikle SİHA ve İHA teknolojileri) elde ettiği başarılarla küresel bir oyuncu haline gelmiştir. Bu başarı, nitelikli mühendislik, yazılım geliştirme ve Ar-Ge alanlarında kesintisiz insan kaynağı akışını gerektirmektedir.

Bu kapsamda kritik ve ileri teknoloji alanlarında uzmanlaşmış, yüksek katma değerli yetenekleri yurt içinde tutmak ve yurt dışındakileri de geri kazanmak oldukça önemli hale gelmiştir.

Zaman zaman gündeme getirdiğimiz üzere, üniversite-sanayi işbirliği modellerini güçlendirmek, Savunma Sanayii için özel yetenek geliştirme programları (yetenek havuzu) oluşturmak ve Ar-Ge projelerinde uzun vadeli kariyer güvencesi sunmak oldukça önemlidir. Benzer işbirliklerinin kamunun birçok alanında yapılması kaçınılmaz hale gelmiştir.

ENERJİ VE LOJİSTİKTE KİLİT POZİSYONLAR

Türkiye, enerji koridoru ve küresel lojistik merkezi olarak Avrupa ile Asya arasındaki stratejik köprüdür. Bu rol, büyük ölçekli altyapı projelerinin yönetimi için uzman personel ihtiyacını her geçen gün daha fazla gerektirir hale gelmiştir. Her geçen gün yeni fırsatlar ve tehditler ortaya çıkmaktadır. Fırsatları yakalamak ve tehditlerden korunmak için yetişmiş insan kaynağı vazgeçilmez hale gelmiştir.

Özellikle de uluslararası proje yönetimi, enerji hukuku, tedarik zinciri yönetimi ve risk analizi gibi alanlarda küresel standartlarda uzmanlaşmış profesyonellere çok büyük ihtiyaç oluşmuştur.

Bu kapsamda çalışanlara uluslararası sertifikasyon ve sürekli mesleki gelişim programları sağlamak; çok dilli ve çok kültürlü çalışma ortamlarını teşvik etmek önem arz etmektedir. Bunun yanında yetişmiş insan kaynağını da küstürmemek ve motivasyonunu arttırmak için gayret edilmesi gerekmektedir. Giden gider kalanlar bize yeter mantığı stratejik bir hata olacaktır.


DİPLOMASİ VE KÜRESEL İLİŞKİLERDE İNSAN KAYNAĞININ ÖNEMİ

Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki arabuluculuk rolü, Tahıl Koridoru anlaşmasındaki başarısı ve Orta Doğu’daki ağırlığı ve ülkeler arasındaki sorunları dostane çözmedeki başarısı diplomasinin başaktörü konumunu pekiştirmiştir.

Bunun yanında askeri gücünüzün yetişmiş insan kaynağı ile pekiştirilmesi caydırıcılığınızı arttırmaktadır. Bu nedenle hangi alana yönelirseniz yönelin yetişmiş insan kaynağınız ve bunun sürdürülebilir olması ülke olarak gücümüzü ve önemimizi arttırmaktadır.

Alanında uzman, farklı dilleri ve kültürleri derinlemesine bilen, kriz yönetimi ve müzakere becerileri yüksek diplomatlar ve uluslararası ilişkiler uzmanları gücünüzü pekiştirmektedir. Bunun için Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlarda yetenek yönetimi süreçlerini güçlendirerek, seçici ve zorlu eğitim programlarıyla geleceğin diplomatlarını yetiştirmek oldukça önemlidir. Bu konuda da üniversitelerin ilgili bölümleriyle iş birliği yapılması oldukça önemlidir. Daha önce bu konuda detaylı bir analiz yapmıştım. Günümüzün karmaşık ilişkiler yumağı haline gelen dünyasında tek başına teori ve pratik yerine teori ve pratiğin bir arada yürütülmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.


İK STRATEJİLERİNİN DÖNÜŞÜMÜ

Türkiye’nin artan stratejik önemine cevap verebilmek için İK yönetiminin geleneksel yaklaşımlardan uzaklaşarak farklı seçenekler üzerinde hareket etmesi gerekli hale gelmiştir. Bunun için küresel rekabette yetenek savaşlarında çalışmalar yapılması gerekmektedir.

Türk şirketleri ve kamu kurumları, artık sadece yurt içi rakiplerle değil, küresel devlerle yetenek savaşı vermektedir. Beyin göçünü tersine çevirmek, ulusal bir İK hedefi olmalıdır. Bunun için de bu alandaki çalışmalar daha profesyonel bir hale getirilmelidir.

Maaş politikalarını uluslararası rekabete uygun hale getirmek, uzaktan çalışma esnekliğini artırmak ve yüksek lisans/doktora düzeyindeki Türk araştırmacıları ülkeye geri çekmek için cazip Ar-Ge fonları oluşturmak bunlardan birkaçıdır. Bunun için çok yönlü projeler geliştirilmesi ve sürekli olarak çıktı analizleri yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Yine yeni düzende başarı, çeviklik ve hızlı adaptasyona bağlıdır. Bu nedenle İK, kurumların dijital dönüşümünü hızlandırmak zorundadır. Bunun yolu da kamu kurumlarının İK birimlerinin klasik uygulamaların ötesine taşınması ve nitelikli personellerle güçlendirilmesinden geçmektedir. Bu nedenle kamu kurumları yetenek yönetimine geçmek zorundadır.

Yapay zekâ, siber güvenlik ve büyük veri analizi gibi alanlarda yetkinlik açığını kapatmak amacıyla kapsamlı yeniden yetenek kazandırma ve yetenek yükseltme programları uygulamak faydalı olacaktır. Özetle kamunun İK birimlerinin dönüştürülmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.

Kurumsal hafıza ve sürdürülebilirlik için kilit pozisyonlarda görev yapan ve kritik bilgilere sahip olan personelin yedeklerinin oluşturulması ise kritik önemdedir. Bu nedenle kritik personellerin ani ayrılıklarının kurumsal hafızayı zedeleme riskine karşı önemler alınması gerekmektedir.

Bilgi transfer süreçlerini standardize etmek, kurum içi mentorluk programlarını zorunlu kılmak ve kritik pozisyonlar için halefiyet planlarını kurumsallaştırmak gerektiğini düşünüyorum.


SONUÇ: İNSAN KAYNAĞI, ULUSAL GÜCÜN YENİ SİLAHIDIR

Yetişmiş insan kaynağının ülkeler için önemli bir silah olduğunun farkına varılarak yeni stratejiler geliştirilmesi gerekmektedir. Bu açıdan bakılınca Türkiye’nin yeni dünya düzenindeki kilit rolü, artık sadece coğrafi konumla değil, yetişmiş insan sermayesiyle tanımlanmaktadır. Siyaset ve diplomaside elde edilen başarıların sürdürülmesi ve kalıcı hale getirilmesi, ekonominin güçlenmesi ve savunma sanayiindeki atılımların devam etmesi, stratejik İK yönetimine yapılacak yatırıma bağlıdır. Nitelikli, ülke değerlerine ve çıkarlarına bağlı küresel vizyona sahip bir insan kaynağı, Türkiye’nin uluslararası arenadaki gücünün

ve bağımsızlığının yeni ve en önemli silahı olacaktır.


#politika
#strateji
#Ahmet Ünlü
#vizyon eki