
Dün Yeni Şafak farklı bir sayfa düzeniyle yayınlandı… İki tane birinci sayfası vardı… Biçim, içeriğe verilen önemin altını çiziyordu… Okuru karşılayan ilk sayfa, “Ekonominin Kurtuluş Reçetesi” başlıklı ‘öneri paketi’ne ayrılmıştı…
Dün sabah TVNET’te Prof. Dr. Murat Ferman hocayla birlikte katıldığımız Para Politik’te bu paketin 6 başlığını ele aldık… Konunun ekonomik boyutu hem bizim gazete ve TV’de hem de genel medyada uzmanlarınca tartışılmaya devam edecektir. Biz, sürecin ilişki ve iletişim boyutuna dikkat çekelim…
Malumunuz sıkıntılar ortaya çıktığında genel eğilim, ‘şikâyet mekanizma’sını çalıştırmaktır… Buna karşılık Spinoza’nın ünlü tespitini bir kez daha hatırlayalım; “Düşünce yetkinleştikçe şikâyet azalır…”
Yeni Şafak, çözüme bir katma değer getirmek üzere elini taşın altına koymuş, öneriler geliştirmiştir… Türkiye’nin, herkesin mutabık olduğu, ekonomik durumu hususunda şikâyet mekanizmasına sığınmamış, ekonomik ve finansal sorunların çözümü ve TL’nin yeniden değer kazanması için etkili olacağını düşündüğü altı adımı açıklamış…
Bundan sonra ne olur dersiniz?.. Ankara bürokrasisi, “Bir öneri gelmiş, bunu da değerlendirelim, uygun olup olmayacağına bakalım” der mi?.. Mutlaka diyenler olacaktır; ancak yaygın reaksiyon, “Bizimle medya üzerinden konuşmayın” diye bir sitem telefonunun açılmasıdır…
İnşallah bu sefer onlar da bu alışkanlığı kırarlar…
Ne yalan söyleyelim, bu Ramazan süsleri meselesine biraz mesafeliydik… Alışık olmadığımız, yeni bir uygulama olduğundan da değil, daha çok Noel kutlamaları ile bir özdeşlik mi kurulur, onları taklit etmişiz gibi mi algılanır endişesinden…
‘Bence’ bu iş riskliydi… Ancak, pek çok görüşüne katılmasam da rahmetli Kürşat Bumin’in bir lafı vardır ki bayılırım: “Bence diye başlayan cümleler bir fikri değil, insanın ruh hâlini bildirir…”
İGA İstanbul Havalimanı’nın beş yıldır terminalde düzenlediği Ramazan kutlamalarını özellikle kültür ve değerlerimizi tanıtmak ve yaşatmak bağlamında ise hep çok kıymetli bulmuşumdur… Özellikle çocuklara yönelik etkinlikleri, dijital imkânları kullanarak hazırladıkları ‘güncel’ eğlence platformları hem bize hem de her gün Havalimanı’ndan geçen binlerce yabancıya çok şey anlatıyor…
Malumunuz Millî Eğitim Bakanlığı 81 ilin valiliklerine Genelge gönderdi… Ramazan ayına özel uygulamaları içeren Genelge’nin, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında hazırlanan programa dayandığı belirtilmiş…
Bu yıl marketler, e-ticaret sitelerinde de bir hareketlenme var… Çeşit çeşit Ramazan süsleri satışta… İyi, hoş; ancak aklımızda bizi tam olarak ‘ikna’ etmekten uzak tutan o ‘bence’ duruyordu…
Ta ki AREDA Survey’in son çalışmasına kadar… Araştırmaya göre; toplumun yüzde 60,6’sı Millî Eğitim Bakanlığı’nın okullarda Ramazan süslemelerini teşvik etmesini doğru buluyor, katılımcıların yüzde 63,9’u da İstanbul Valiliği’nin uygulamalarına destek veriyormuş. Katılımcıların yüzde 62,1’i de Ramazan süslemelerinin yılbaşı süslemelerine bir karşılık olmadığını düşünüyormuş…
Süslemelerin toplumda ciddi bir karşılığı olduğu anlaşılıyor. Endişelerimizin büyük bir kısmının giderildiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim… Artık gazetemizin binasındaki ışıklandırmaların da tadını çıkarabilirim…
Bizim yazıları ve/veya tvnet’teki programlarımızı (Serhat İbrahimoğlu’nun pazartesi akşamları yönettiği Net Bakış, cuma sabahları Semra Karabaş’ın sunduğu Para Politik) takip edenler bilecektir… Konunun altını birkaç kez çizmiş hatta bazılarının sert tepkisine maruz kalmıştık… İki güvenilir şirketin yaptığı araştırmalarda Türkiye’de insanlarımızın adalete olan güven duyguları ölçülmüş, ilkinde yüzde 70’in ikinci araştırmada da yüzde 80’in üzerinde bir kitlenin “Türkiye’deki adalet sistemine güvenmiyorum” dediği tespit edilmişti…
Biz de ‘kabul edilemez’ bulduğumuz bu sonuçlardaki en büyük sorumluluğun Adalet Bakanımızda olduğunu vurgulamıştık… Sormayın… Sonrasında ne imparatoru sırtından hançerleyen Brütüslüğümüz kalmıştı, ne de muhalefetin ağzıyla konuşuyor olduğumuz iddiası…
Çiçeği burnunda Bakan, Akın Gürlek de 12 Şubat’ta Başkanı olduğu Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nda, 17 Şubat’ta ise tüm yargı teşkilatına yaptığı konuşmada bu ciddi sıkıntıya temas etmiş… Mahkeme salonlarında yazdığı gibi “Adalet mülkün (devletin) temeli” ve de “Geç gelen adalet, adalet değil” ise, davaların bir an önce sonuçlanmasının ülke insanının adalete ve de devlete olan güvenini mutlaka yenileyeceği ve artıracağı düşüncesine sahip çıkmış…
Gürlek demiş ki: “Ben hâkim savcı kökenli olduğum için teşkilatımızın tüm eksikliklerini iyi biliyorum. Burada da Hakimler ve Savcılar Kurulumuz ile inşallah önemli adımlar atacağız. Özellikle geciken yargı süreçlerinin daha kısa sürede sonuçlanması için katkı sağlayacağız… Bu bilinçle liyakat, ehliyet ve mesleki yeterliliği esas alan şeffaf, öngörülebilir yönetim anlayışını kararlılıkla sürdürüleceğiz.”
Bu yaklaşımın tek çıktısı, tek KBF’si (Kritik Başarı Faktörü) olabilir; o da bir yıl sonra yapılacak araştırmalarda, bu sefer mesela halkın çoğunluğunun ülkemizdeki adalet sitemine güvendiği tespitinin yapılabilmesi… Adalet duygusunun tesisinde, özellikle seçime yaklaşılan dönemde İçişleri Bakanlığı’nın da ciddi katma değeri olacaktır…
Yazımızı, kökeni Hz. Ömer’e dayandırılan, klâsik siyasetnamelerde “Daire-i Adalet” (Adalet Çemberi) adı verilen bir tespitle noktalayalım:
“Dünya bir bahçedir, duvarı devlettir. / Devletin nizamı kanundur. / Kanunun koruyucusu hükümdardır. / Hükümdarın destekçisi ordudur. / Orduyu ayakta tutan servettir. / Serveti toplayan halktır. / Halkı devlete bağlayan ise adalettir.”
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.