Kelle almak

04:006/04/2026, Pazartesi
G: 6/04/2026, Pazartesi
Aydın Ünal

Masallarda padişahların sınırsız yetkiye sahip oldukları, istediklerini sokaktan alıp vezir yaptıkları, istediklerini de rezil yaptıkları, daha da ötesine geçerek hata yapanı bir emirle cellatlara teslim edip kellesini aldırdıkları anlatılır. İdareci, hata yapan bir personeli usulüne uygun şekilde görevden aldığında, görevden uzaklaştırdığında, görevden el çektirdiğinde, kızağa ya da açığa aldığında, yer değiştirdiğinde, merkeze çektiğinde, tayinini çıkardığında, azlettiğinde, moda tabirle affını

Masallarda padişahların sınırsız yetkiye sahip oldukları, istediklerini sokaktan alıp vezir yaptıkları, istediklerini de rezil yaptıkları, daha da ötesine geçerek hata yapanı bir emirle cellatlara teslim edip kellesini aldırdıkları anlatılır.

İdareci, hata yapan bir personeli usulüne uygun şekilde görevden aldığında, görevden uzaklaştırdığında, görevden el çektirdiğinde, kızağa ya da açığa aldığında, yer değiştirdiğinde, merkeze çektiğinde, tayinini çıkardığında, azlettiğinde, moda tabirle affını kabul ettiğinde halkımız masallardan ilhamla kısaca “kelle aldı” deyip geçer.

Gerek masallardaki doğrudan anlamıyla gerekse bugün olduğu gibi hukuki yollarla “kelle almak”, padişahın, sultanın, kralın, cumhurbaşkanının, başbakanın, bakanın, genel başkanın yani tüm idarecilerin acımasız, merhametsiz, vicdansız, haksız, vefasız olduklarına değil, tam tersine kudretli olduklarına işaret ediyor.

İyi yönetici liyakatli kişilere görev verir; daha iyi yönetici ise, gerektiğinde, eşi, dostu, akrabası bile olsa, hata yapanın kellesini alır. “Acırsan acınacak hale düşersin” sözü tam da idareci için geçerlidir. İdarecinin, kişisel ilişkilerini vazifenin önüne geçirmesi, duygusallığı realitenin üstünde tutması, çürümenin, çözülmenin, kokuşmanın yolunu açar ve çöküşü beraberinde getirir.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ı hem küresel hem de Türkiye ölçeğinde büyük, sevilen ve seçilen lider yapan vasıflarından biri de sahip olduğu kudreti gayet ölçülü kullanmasıdır. Hiç şüphesiz Erdoğan vefalıdır, merhametlidir, vicdanlıdır, hakkaniyeti gözetir ama gerektiğinde, kendi ifadeleriyle, “babasının oğlu da olsa”, “kendi oğlu da olsa”, “hiç gözünün yaşına bakmadan” alır ve kanara koyar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, medya başta olmak üzere baskı gruplarının toplu halde hedefe koydukları isimleri, eğer haklı olduklarına inanmışsa, sabırla ve vefayla defalarca koruma altına almıştır. Bir hata gördüğünde de, daha toplumsal tepki oluşmadan, gereken neyse yapmıştır.

Meşru yollar ve meşru gerekçelerle “kelle almak” kudretin, gücün, iradenin göstergesidir; meşru gerekçeler oluştuğunda dahi, duygusallık ve ilişkilerin esaretinde “kelle alamamak” ise zâfiyetin göstergesidir.

Meseleyi getireceğimiz yer CHP ve onun Genel Başkanı Özgür Özel.

Haydi diyelim ki, ortaya çıkan somut delillere rağmen ve hukuki süreç devam ederken Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ile yollarını ayıramıyor. Dahası, Ekrem İmamoğlu’nu “yedirmeyerek” kudretli genel başkan algısı oluşturmaya çalışıyor. Politika ve propagandasında en azından kendi tabanı nezdinde haklı ve başarılı görülebilir. Peki, kirli ilişkileri ortaya çıkan Uşak ve Bornova belediye başkanlarının kellesini neden almıyor? Haydi bunu da geçtik, bir kız çocuğu istismar ediliyor, sonrasında da maalesef şüpheli bir trafik kazasında o kızcağız hayatını kaybediyor; şu saat itibariyle belediye başkanı hâlâ CHP’nin üyesi. Henüz istifa da etmiş değil, görevden de alınmış değil.

Eğer Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın idare tarzını taklit ediyor ve adamlarına sahip çıkarak “vefalı” ya da “kudretli” görüntüsü vermeye çalışıyorsa, meseleyi yanlış anlamış demektir. Kız çocuğunu istismar iddiası, en küçük şüphe durumunda bile çok hızlı kesin ihracı gerektirmezse, daha ne gerektirir? CHP’li tüm kadın seçmenleri de rahatsız eden ve öfkelendiren Bornova ve Uşak’taki vakalar karşısında sadece “önümüzdeki günlerde CHP, aldığı karar doğrultusunda kendisinden bekleneni kendisine yakışır bir şekilde hayata geçirecek” gibi muğlak, belirsiz, takvimsiz bir açıklama yapmak durumu kurtarabilir mi?

Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbul’un ilçe belediye başkanlarının, Bursa, Antalya, Bornova, Uşak, Görele ve daha nice “yol arkadaşının” kellesini alamıyor. Böyle bir kudreti yok. Kudretsizliği, “yol arkadaşlarına” sahip çıkma kudreti gibi satmak istiyor ama artık CHP tabanı da meselenin “vefa” olmadığını görüyor, işin içinde başka ilişkiler olduğu vehmini içinde büyüttükçe büyütüyor.

İdareciliğin en zor tarafı gerektiğinde “kelle almak”tır. Özgür Özel, bu kabiliyetten ve kudretten çok uzak. Kabiliyetsizliği ve kudretsizliği vefadan, akıldan, mantıktan, merhametten ya da iradeden kaynaklanmıyor. Özgür Özel’i CHP genel başkanlığına taşıyan karmaşık ilişkiler şimdi elini kolunu, dilini, iradesini bağlıyor.

“Kudret” ve “iktidar” aynı kökten türetilmiş iki kelimedir; kudreti olmayanın, iktidarı da olmaz.

#siyaset
#politika
#aydın ünal