
28 Şubat’ta “Bin yıl sürecek” diyerek millete parmak sallayanlar, milletin iradesiyle birkaç yıl içinde dağıldılar. Ama geride, özellikle kadınların ve kız çocuklarının hayatında, toplumsal yapıda derin yaralar, izler bıraktılar.
28 Şubat’ta devlet eliyle kadınların, eğitim, çalışma, siyasi katılım hakları veto edildi. Bir dönemin gençliği umutlarından, yeteneklerinden oldu, üretime hiç katılamadı. Beşerî sermayemiz de büyük bir darbe aldı. 28 Şubat yalnızca bir MGK kararı değil, milletin değerlerini toplumdan tasfiye etmeye kalkışan, vesayetçi aklın toplumsal mühendislik projesiydi.
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin 2004’te kaldırılması, temel hak ve özgürlükler alanında yapılan düzenlemeler, başörtüsü yasağının fiilen (2010 sonrası) ve hukuken (2013 kamu kurumları düzenlemesi) tasfiyesi… Peş peşe gerçekleşen bu düzenlemeler, yalnız teknik reformlar değil, 28 Şubat zihniyetinin de devletten tasfiyesidir.
28 Şubat’ta, 16-17 yaşındaki kız çocuklarını üniversite kapılarında, “ikna odalarında” terletenler bugün, üniversitede kız öğrenci oranını %51’e çıkaran iktidara “kadın hakları” dersi vermeye kalkıyorlar. Dün öğretmenler başta olmak üzere kadın istihdamını tırpanlayanlar, bugün kamuda kadın istihdamını %43’e ulaştıran Recep Tayyip Erdoğan’a “Kadınları eve kapatıyorsunuz’’ diyemezler.
MEB’in okullarda düzenlediği Ramazan etkinlikleri ve Celal Karatöre’nin yere göğe, her yaştan insana “Allah” dedirten samimiyeti özellikle 28 Şubat zihniyetinin kalıntılarını rahatsız etti.
Din kültürü bilgisi “Bu sene hac, kurbana denk geldi” seviyesinden öte gitmeyenler Ramazan etkinliklerini yargılıyor.
Celal Karatöre’yi cahilce küçümsemeleri de kendilerini ele veriyor aslında. Aslında konu laiklik de değil; millete mesafe, milletin değerlerine yabancılaşma, düşmanlık ve elden giden elitizmin feryadı.
Cadılar Bayramı’nda kostüm kuyruğuna girenler, Noel ağacı süslerken “çağdaş”; Anadolu’nun, milletin değerleri, inancı söz konusu olunca ise “laiklik müfettişi’’ kesiliyor.
Mesele, moda olanı giymeyi “modernlik’’, İtalya’da tasarlananı giymeyi “çağdaşlık” zanneden, kendi medeniyet kodlarını ise “tehdit” sayan cahil zihniyettir. Bu, bir ilerleme meselesi de değil, zavallı bir onaylanma ihtiyacı aslında. 28 Şubat işte tam da bu zihnin devlet gücüyle tahakküm kurma teşebbüsüydü.
Korku bir yönetme, siyaset yapma biçimi onlar için. Utanmasalar 1994’te söyledikleri gibi “Belediye otobüsleri kadın ve erkek diye ayrılacak da” diyecekler. Dün, 28 Şubat’ta kız çocuklarını okulları, kadınları da işleri ile korkutanlar bugün de Ramazan etkinlikleri üzerinden “Laiklik elden gidiyor” korkusunu salıyorlar.
Hazreti Mevlânâ’nın pergel metaforu; bir ayağımız ile köklerimizde sabit kalmayı, diğer ayağımız ile dünyayı dolaşmayı anlatır. İki ayağı da dışarıda dolaşan toplum savrulur, iki ayağını birden başkasının zeminine yerleştiren toplum ise o zeminin gerçek sahipleri tarafından yönetilir.
Tıpta, matematikte, astronomide, felsefede, edebiyatta, sosyal dayanışma ve yardımda asırlarca dünyaya ders vermiş bir medeniyetin çocuklarıyız. İbn-i Sina’nın, Mevlânâ’nın kitapları, o yere göğe koymadığınız Batı’nın hâlâ kütüphanesinin raflarında, en kıymetli yerlerde…
Tarihten bîhaber, kompleksli, kibirli dil, 28 Şubat’ın da hâkim diliydi. Bugün de başka kılıklarda karşımızdalar. Ve fırsat kolluyorlar.
Okullarda düzenlenen Ramazan etkinlikleri, milletin değerlerini, geleneğini kuşaklararası aktarım aracı aynı zamanda. Laiklik bahanesiyle yapılan itirazlar, yürüyüşler 28 Şubat günlerinin de özlemi...
Unutmayın, Ramazan etkinliklerine katılan çocuklar ileride farklı farklı yaşam tarzlarını seçse de öğrendikleri sayesinde “Hac, bu yıl kurbana denk geldi” manşetleri atacak kadar milletine yabancılaşmayacak.
28 Şubat’ın diri duran unsurları ile hâlâ karşılaşıyoruz. O zihniyetle hesaplaşmadan eşitlikten, özgürlükten, kadın haklarından söz edenler, milletin, hele de biz kadınların aklıyla alay etmesinler.
Türkiye eski Türkiye değil, biz kadınlar da öyle kaşınızı çatınca korkan çocuklar değiliz… Orduda, polis akademisinde, okulda, hastanede, fabrikada, siyasette ve her alanda sadece kendi beceri, birikim ve yeteneklerimiz ile varız.
En önemlisi de kazanımlarımızın farkındayız.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.