İmtiyazlı ortaklık yerine B planı var
00:00, 09/06/2007, CumartesiG: Güncelleme: 01:00, 09/06/2007, Cumartesi
Yeni Şafak
İmtiyazlı ortaklık yerine B planı var
Avrupa Parlamentosu'nun Türk kökenli milletvekili Cem Özdemir, Sarkozy'nin Türkiye için düşündüğü imtiyazlı ortaklık projesine tepki gösterdi ve Türkiye'nin, 'AB için B planı Rusya va İran yakınlaşması' dedi
AP milletvekili Cem Özdemir, Almanya'nın başkenti Berlin'de Neukölln İş ve Ekonomi Derneği tarafından düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada, “Türkiye'nin AB'ye tam üye olmaması halinde B planı, imtiyazlı ortaklık değil, Rusya ve İran'la işbirliği. Bu bizim çıkarımıza olamaz” dedi.
Özdemir, Kopenag kriterlerini yerine getiren bir Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasının AB ve Almanya için hiçbir risk taşımadığını belirterek, “Bugünkü Türkiye AB'ye üye olmayacak. Türkiye tam üye olduğunda, AB de bugünkü AB olmayacak” diye konuştu.
Türkiye'yi sadece olumlu yönleriyle ön plana çıkartmak gibi bir niyeti olmadığını ifade eden Özdemir, “Türkiye, İsviçre'deki zenginlerle Bangladeş'teki fakirler gibi insanların aynı yerde yaşadığı bir ülke. Ancak Türkiye AB'ye tam üye olmaya hazır olduğunda, bu çelişkiler ortadan kalkacak” dedi.
GURBETÇİLERİN UYUM SORUNU
Almanya'daki uyum konusuna da değinen Özdemir, Almanya'da 0-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 32,5'inin göçmen kökenli çocuklar olduğunu söyledi. Almanya'daki göçmenlerin çoğunluk toplumuyla ilgili olarak “biz ve onlar” yaklaşımından vazgeçmesi gerektiğini belirten Özdemir “Çoğunluk toplumu da bizi yabancı olarak nitelendirmekten vazgeçsin” dedi. Almanya'da göç ve İslam zirveleri düzenlenmesiyle uyum konusunda yeni bir dönemin başladığını ifade eden Özdemir, bu konudaki en önemli görevin göçmen kökenli çocuklara fırsat eşitliği sağlanması olduğunu sözlerine ekledi.
BAŞKAN PROTESTO ETTİ
Neukölln Belediye Başkan Yardımcısı Vogelsang, Özdemir'in konuşma yaptığı sırada, protesto amacıyla salonu terk etti. Salon dışında Türk gazetecilere açıklamalarda bulunan Vogelsang, Özdemir'in sosyal ve kültürel bir toplantıda politik bir konuşma yaptığını ve bu nedenle kendisinin salonu terk ettiğini söyledi. Özdemir'in konuşmasında, Federal Eğitim Bakanı Annette Schavan'ın eğitim politikalarını eleştirdiğini, ancak Schavan'ın bu eleştirileri hak etmediğini belirten Vogelsang, “Özdemir'in, eliter bir tavır sergilediğini, ilçelerinde göçmenlerin yaşadığı sorunlar ve kendilerinin bu sorunlara karşı verdikleri müca- dele hakkında yeterli bilgi sahibi olmadan konuş- tuğunu” ifade etti.
KILINÇ PAŞAYI HATIRLATTI
Türkiye'nin AB alternatifi olarak Rusya ve İran'ı görmesi yönündeki ilk açıklama 2002 yılında dönemin MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer Kılınç'tan gelmişti. Harp Akademileri'nin geleneksel sempozyumunda konuşan Kılınç 'Türkiye, AB'ye karşı Rusya ve İran'la yeni arayışa yönelmeli' açıklamasında bulunmuştu. Prof. Erol Manisa'lının Türkiye AB'ye üye yapılmayacak sözlerinin ardından söz alan Kılınç, “Bunun da en doğru yöntemi zannediyorum, Rusya Federasyonu ile birlikte, ABD'yi göz ardı etmeksizin mümkünse İran'ı da içerecek şekilde arayış içinde olunması.” demişti.
Verhofstadt: Türkiye mutlaka üye olmalı
Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt, Türkiye'nin mutlaka AB'ye üye olması gerektiğini, Ermeni soykırımına yönelik iddialarının kimseye yarar getirmeyeceğini söyledi. Federal Meclis ve Senato seçimleri için partisinin Limburg milletvekili adaylarını Heusden-Zolder'de tanıtan Belçika Başbakanı Guy Verhofstadt, Belçikalı Türk toplumunu parti olarak ihmal ettiklerini söyledi. Open VLD'nin Türkiye'nin AB üyeliğine tam destek veren tek Belçika partisi olduğunu savunan Başbakan, desteklerinin süreceğini söyledi. Seçimlere “İnsanlara inanın ve birbirinizi güvenin” sloganıyla hazırlandıklarını ifade eden Verhofstadt, “Parti olarak 8 yıllık koalisyon hükümeti döneminde başarılı çalışmalarda bulunduk. 20 yıl öncesinin Avrupa'nın hasta adamı olan Belçika'yı tekrar iyi bir seviyeye çıkarttık. Irak'a asker göndermedik ve haklılığımız şimdi anlaşılıyor. Ülkedeki göçmen kökenliler için 'yabancılar' terimini kullanmadık, 'yeni Belçikalı' ifadesini uygun gördük” diye konuştu.
Rusya ve Türkiye daha aktif rol almalı
Rusya Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Yevgeniy Kajokin de, “bölgenin en büyük iki oyuncusu olan Rusya ve Türkiye'nin özel bir sorumluluğunun olduğunu” söyledi. Kajokin, “iki ülkenin öncelikle aralarındaki ekonomik ve siyasi işbirliği alanında oluşan farkı kapatma dönemi yaşadıklarını” belirtti. “Siyasi ilişkilerde de dinamik bir gelişme olduğunu” ifade eden Kajokin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ilişkilerin askeri boyutu da kapsamasının son derece önemli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle askeri yetkililerimiz arasında en üst düzeyde temasların kurulması son derece önemli. Ben sadece Genelkurmay Başkanımız Yuri Baluyevski'nin ziyaretinden bahsetmiyorum. BLACKSEAFOR tatbikatına birlikte katılmamız da bu anlamda çok önemli.
Başlıklar :
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.