Botokslu Cenaze Kime Ait? (5) Ahmet Şara’nın milyon dolarlık saati

04:0026/04/2026, Pazar
G: 26/04/2026, Pazar
Fatma Barbarosoğlu

“Bu bir tez konusu olsaydı...” podcast yayınımıza hoş geldiniz. Bugün program boyunca yalnızım. Mete, Elif Ersolmaz’ın ekibiyle sahaya indi. Sahadan gelen verileri ben de sizin kadar heyecanla bekliyorum. Heyecanlı olduğunuzu nereden mi çıkardım? Gelen yorumlardan. Yorum demişken, geçen yayında o haftanın gündeminde Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara’nın milyon dolarlık saati üzerinde neden durmadığımızı soranlar olmuş. Biz bu konuda Mete ile anlaşamadık. O, kafadan herkesin ikiye ayrılacağı ve sonuna

“Bu bir tez konusu olsaydı...” podcast yayınımıza hoş geldiniz. Bugün program boyunca yalnızım. Mete, Elif Ersolmaz’ın ekibiyle sahaya indi. Sahadan gelen verileri ben de sizin kadar heyecanla bekliyorum.

  Heyecanlı olduğunuzu nereden mi çıkardım? Gelen yorumlardan. Yorum demişken, geçen yayında o haftanın gündeminde Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara’nın milyon dolarlık saati üzerinde neden durmadığımızı soranlar olmuş.

Biz bu konuda Mete ile anlaşamadık. O, kafadan herkesin ikiye ayrılacağı ve sonuna kadar kendi fikrini savunacağı tartışmaların bizim programlarımıza uygun olmadığını düşünüyor. Tarih boyunca değişmeyen bir damar vardır, lüks başkasında olduğu zaman kızanlar, ama kendisinde olduğu zaman sahiplenenler.

Bir de benim gibi olanlar var. Fakat Mete benim durumumun sahih olmadığını ve tartışmayı benimle yapmanın etik olmadığını düşündü. Ahmet Şara’nın saatleri için başka birini programa konuk almak istedi, ancak konuk bulamadı. Bu konuyu tartışmanın anlamsız olduğunu söyleyenler, tehlikeli olduğunu söyleyenler, gereksiz olduğunu söyleyenler… Pek çok farklı cevap aldı programa davet ettiği kişilerden.

En iyisi arkadaşlarımızı çağıralım dedim. “Arkadaşlarımızın bu konuda çok farklı düşündüğünü sanmıyorum” diye itiraz etti Mete. 

Mete’nin yokluğunda konu ile ilgili olarak yorum yapmam ne kadar anlamlı ve etik olur bilmiyorum. Ben biliyorum da sizler nasıl alımlayıp değerlendireceksiniz onu bilmiyorum, demek istedim. Hâl böyle olunca lüks üzerine bağımsız bir program yapmaya karar verdim. Fakat şöyle bir durum var: Ben doğrudan lüks üzerine bir program yapsam algoritma beni gerilere atacak. Oysa lüksü Botokslu Cenaze ile bağlantılı olarak ele alırsam sıralamada öne geçme ihtimali söz konusu. Bir şarkı ile soluklanalım mı?

Behiye Aksoy söylüyor: Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin...

Şarkıyı dinlediniz... Z kuşağı!  Bu şarkıyı Behiye Aksoy’un yorumu ile dinlemiş miydiniz?

O vakit şu soruyu sorarak başlayalım. Bir ürün kimin için ihtiyaç, kimin için lüks olur? 

Botokslu ceset için, affedersiniz biraz kaba oldu. Yetmiş yaşındaki Feride Hanım için estetik operasyon lüks müdür mesela? Absürt bir soru sorduğumun farkındayım. Bizim bir komşumuz vardı, doksan yaşında eve manikürcü çağırırdı. Yadırgayanlara eski bir meseli hatırlatıyım: “Ne demişler, yüz kasap yüz, yeter ki güzel olayım!” Yani eskiden de kadınlar güzel olmak için kasaba gidip yüzlerini yüzdürmeye bile razı imişler. Benim 90 yaşındaki komşumu ayıplamam ise cahilliktenmiş meğer.  Şunu öğrendim ki yaşlı insanların tırnağını kesmek bir hayli müşkül bir mesele imiş. Avrupa ve Amerika’da yaşlı insanlar için ayrıca tasarlanmış tırnak makasları varmış. Fakat sorun şu ki doksan yaşındaki bir insanın bu özel tırnak makasları ile tırnağını kendisinin kesmesi pek kolay bir iş değil. Yani dışardan lüks gibi görünen -doksan yaşındaki bir kadının evine manikürcü çağırması gibi- bazı şeyler zaruri bir ihtiyaç olabilir.

Zaruret deyince mesele burada çatallanıyor. Muhafazakâr kesimin kendisine göre sınırları genişletip daralttığı bir kavram zaruret. Suriye Devlet Başkanı Ahmet Şara’nın milyon dolarlık kol saatleri de tam buradan değerlendiriliyor. 

“O bir devlet başkanı, elbette en pahalı saatleri takacak” diyenlere karşı şu eleştiri getiriliyor: 

“Halkı yokluk içinde, savaşın yaralarının henüz sarılmadığı toplumsal koşullarda yaşarken devlet başkanı pahalı saat takamaz.”

Her ahvalde devlet başkanını savunmaya yemin etmiş olanlar diyor ki “Bu pahalı saatleri Şara kendisi almadı, Esed’den kaldı. Ganimet olarak kullanmasında dinen bir sakınca yoktur.”

Burada fıkıh ile sufi bakış karşı karşıya geliyor. Tarikat erbabı demedim dikkat ederseniz. Çünkü Türkiye’de lüks içinde yaşayan tarikat liderleri de var. 

Evet! Sufi meşrep diyor ki, devlet lideri, şatafat üzerinden halkını incitmemeli. Burada sufiler ile sosyalistler ve toplum bilimciler hemfikir.

Hemfikir demişken yorumlar gelmeye başladı.

Divan-ı Kebir yazıyor: 

“Ben bir müddet taklit ile kendimi bildim, kendimi beğendim. Ben o vakitler kendimde idim ama, asıl kendi varlığımı sezememiş, anlayamamıştım. Çünkü, o zaman ben kendimi görememiş, kendimi tanıyamamıştım. Sadece adımı işitmiştim. Fakat ne zaman ki, kendimden çıktım, benliğimi terk ettim; işte asıl o zaman kendimi gördüm, kendimi buldum.”

 Şimdi ben anlamadım. Bir arkadaş mahlas olarak kendisine Divan-ı Kebir ismini mi seçti yoksa doğrudan Divan-ı Kebir’den alıntılar yaptığı için mi paylaşımları böyle gönderiyor.

Zahmet olmazsa bunu açıklığa kavuşturmanı bekliyoruz Divan-ı Kebir.

Yusuf İzzet yazıyor:

“Selam Divan-ı Kebir cevap vermiyor. Ben konuyu açıklığa kavuşturuyorum. Alıntı Şefik Can’ın Divan-ı Kebir Seçmeler Cilt 4’ten. Bu şekilde mahlas kullanması kafa karıştırıcı. Ayrıca insanların çocuklarına tarihteki büyük şahsiyetlerin isimlerini koymalarını da çok sakıncalı buluyorum. Yunus Emre, Necip Fazıl, Mehmet Akif, Erol Güngör gibi mesela. Lütfen bu konuyu gündeme taşıyın.  Büyük şahsiyetlerin isimlerinin bir bütün olarak başka şahıslara konulması kanunen yasaklanmalı. Soyadı Emre olan birisi asla çoğuna Yunus ismini koymamalı. Oğlum dokuz yaşında “Mehmet Akif Ersoy hiç de senin bildiğin gibi değil uyuşturucu kullanıyormuş” dedi.

Benim adım Yusuf İzzet. Fakat Yusuf İzzet Akçal ile karıştırılma ihtimalim yok. İzlemediyseniz izleyin Tabii’de Kara Kış dizisinde onun hayatı anlatılıyor. Lüksün olduğu yerde fedakârlık yoktur. Fedakârlık nedir görün.1939 Erzincan depreminde mahkumları deprem kurtarma çalışmalarına dahil eden efsane savcıdan bahsediyoruz. Adnan Menderes hükümetinde Devlet Bakanı oluyor Yusuf İzzet Akçal. Yassıada’da yargılanıyor. Çok güzel bir dizi. Muhakkak seyretmeli ve üzerine bir program yapmalısınız. Yusuf İzzet Akçal Rizeli. Ben de Rizeliyim. Gurur duydum.”

Arkadaşlar bir dakika Rizeliler ile Trabzonlular yorumlarda kavgaya tutuştu. Çok özür dilerim. Bu yayını burada sonlandırıyorum. Trabzonlular kendi arasında da kavgaya tutuştu, sahil kesimi ve yukarı taraf olarak. Yorumlar şiddet içermeye başladı.

Yorumları kapatalım arkadaşlar.

#Toplum
#Podcast
#Fatma Barbarosoğlu