Botokslu Cenaze Kime Ait? (8) Yaşlıların güzellik haberlerine duyduğu derin ilgi...

04:0017/05/2026, Pazar
G: 17/05/2026, Pazar
Fatma Barbarosoğlu

Selam dostlar. Ayşe ile Ahmet’in YouTube kanalına hoş geldiniz. Kanalımızın resmî adı “Ahmet ile Ayşe” ama yayında öncelik hakkını Ayşe’ye vererek Ayşe ile Ahmet’in kanalı diyorum. Bunu bilmeniz gerekiyor mu? Bence gerekiyor. (Kuş sesleri efekti.) Ülkemiz dört mevsimi değil, daima medya mevsimini yaşar. Medya mevsimi de bir tek haberi haddinden fazla köpürterek, büyüklere gündüz gözü iyi geceler öpücüğü kondurarak yaşanır. Tam sekiz, evet sekiz haftadır hem geleneksel medya hem de platformlarda haberlerin

Selam dostlar. Ayşe ile Ahmet’in YouTube kanalına hoş geldiniz. Kanalımızın resmî adı “Ahmet ile Ayşe” ama yayında öncelik hakkını Ayşe’ye vererek Ayşe ile Ahmet’in kanalı diyorum. Bunu bilmeniz gerekiyor mu? Bence gerekiyor. (Kuş sesleri efekti.)

Ülkemiz dört mevsimi değil, daima medya mevsimini yaşar. Medya mevsimi de bir tek haberi haddinden fazla köpürterek, büyüklere gündüz gözü iyi geceler öpücüğü kondurarak yaşanır. Tam sekiz, evet sekiz haftadır hem geleneksel medya hem de platformlarda haberlerin ortak konusu, botokslu cenazenin kimliği oldu. Her kanal kendi meşrebince “kazan kazan” motivasyonuyla haberini kotarmaya devam ediyor.

Biz de kendi meşrebimize uygun olarak bu gidişata dahil olmaya çalışacağız, bu yayınımızda. Haberin nasıl tüketildiğini merkeze almak için sözüm ona “sokak röportajı” olarak sunulan videoları birlikte seyredeceğiz.

Varan 1, buyurun:

-İyi günler. Botokslu cenazeyi biliyor musunuz?

-Evet, duydum. Ama tanışmıyoruz.

(Gülme efekti)

-Tanışmış olmayı mı isterdiniz?

-Haberi duydum. Biliyor musunuz dediniz, ben de tanışmıyoruz dedim.

Durduralım.

Dikkatiniz çekti mi, soruya muhatap olan vatandaş gayet makul bir cevap veriyor. Evet duydum, diyor. Haberi duymuş. “Cenazeyi biliyor musunuz?” sorusuna da gayet mantıklı bir cevap veriyor. Mantıklı diyorum çünkü esasında soru yanlış. Ama vatandaş bu yanlışı kendi doğrusuna tercüme ederek “Biliyor musunuz?” sorusunu “Tanır mıydınız?” olarak zihninde değiştiriyor ve “Tanışmazdık” diye cevap veriyor. Bu cümleye gülme efekti yerleştirilerek ne denmiş oluyor? Kadının makul bir şey değil de absürt bir şey söylediğine seyirci ikna edilmeye çalışılıyor. Neden? “Makul olanın seyircisi olmaz” yaklaşımını görüyoruz burada.

İkinci video:

-İyi günler, botokslu cenazeyi biliyor musunuz?

-Biliyorum biliyorum. Kış boyunca onunla beraberdik neredeyse.

-Nasıl yani? Beraberiz derken…

-Dizi film gibi izledik işte. Kimdi filan. Gerçek mi, yalan mı? Battaniyelerimize sarılıp izledik bütün komşular. Haber bitince kendi aramızda münazara bile yapıyorduk.

-Ben pek anlayamadım teyzeciğim. Bu haber size niye bu kadar iyi geldi?

-İyi geldi derken…

-Yani ne bileyim komşularla izleyip üzerine bir de münazara edecek kadar.

-Anlamayacak ne var. Bak bizim yaşımızda BİLE insanlar botoks yaptırıyormuş dedik. Ölmeseydi, botoks şişlikleri gitseydi, annesi yine de onu tanımayacak mıydı filan gibi şeyler konuştuk. 

-Haberleri izledikçe merhum hakkında konuştunuz, öyle mi?

-He konuştuk. Konuşmasa mıydık?! Konuşmak iyi geliyor bizim yaşımızda. Ama her zaman konuşacak bir konu bulamıyoruz. Bu iyi oldu. Bizi ilgilendiren haberler yapılmasını çok takdir ediyoruz. 65 yaş üstü için özel haberler yapılmalı.

-Özel haberler derken... Bizim gençliğimizin şarkıcıları artistleri olmalı ekranda daha çok. Emel Sayın ne yapıyor. Merak ediyorum ben mesela. Nasıl yaşlandı? Ne yapıyor? Türkan Şoray kilo almış. Oh ne güzel, diyorum. Onu kilolu gördükçe kendi kilolarımla barışıyorum. Ben ondan daha inceyim zaten. 

Durduralım.

Ahmet: Bizim takipçilerimiz botokslu cenaze haberini hiç duymamış olabilir. Malum, evrenin başka bir frekansında yaşıyor takipçilerimiz ve kendilerini günlük haber dozu ile zehirlemiyorlar.

Ayşe: Haklısın. Lütfen ikinci röportajdaki yaşlı kadının söylediklerinin üzerinde kelime kelime durabilir miyiz?

Ahmet: Kelime kelime derken…

Ayşe: Hiçbir şeyi atlamayalım anlamında.

Ahmet: Bir şey yakaladın sen. Atlamayalım dediğine göre.

Ayşe: Yakalamak demeyelim de… Nasıl söylesem. Z kuşağının mecazdan anlamadığına dair onlarca makale var biliyorsun. Bu konu üzerine program da yapmıştık.

Ahmet: Evet hatırladım. Z kuşağı kızına yemek yapmayı öğretmeye çalışan anne-kız videosunun viral olduğu sıra.

Ayşe: Evet evet. Hatta Z kuşağının donuk bakışı neyi ifade ediyor diye uzun uzun fikrimizi yormuştuk.

Ahmet: Z kuşağı ile battaniyelerine sarınmış halde “Botokslu cenaze kime ait?” haberlerini seyredip komşularıyla münazara yaptığını söyleyen yaşlı kadın arasındaki bağlantıyı nasıl kurduğunu da söylesen...

Ayşe: Bak sen söyledin farkında olmayarak. Dijital kültürün hasarını konuşmak üzere Z kuşağı merkeze alınıyor. Bu bizi parçalı analize götürüyor. Oysa biz Z kuşağı ile birlikte 65 yaş üstünün dijital kültürden nasıl etkilendiğini de göz önünde bulundurmak zorundayız. Bu röportajdaki kadın kendisine yatacak toprak bulamayan cenaze üzerinde hiç durmuyor. Zamanlama yanlış oldu, ölmeseydi çok da güzel olacaktı diye düşünüyor. Münazara yaptık derken “biz de yaptırsak mı, kaça yapılıyor, benim bir tanıdığım yaptırdı, çok güzel oldu” temaları üzerinden ilerlediklerine eminim.

Ahmet: Sen bunu bir değişim olarak görüyorsun. Ancak ben tam da böyle olmayabileceğini düşünüyorum. Rahmetli büyük halamın dilinden düşürmediği bir söz vardı: Yüz kasap yüz, ölürsem öleyim, yeter ki güzel olayım, diye.

Ayşe: Bu sözü ben de biliyorum. Ama bu eleştiri olarak söylenen bir söz. Yani büyük halan hayatta olsaydı kendi cenazeme botokslu bir yüz ile gideyim diye düşünmezdi herhalde, öyle değil mi?

Ahmet: Atasözleri ve deyimler üzerine yapılmış bir çalışmadan haberdar değilim. Sorunu tam anlamıyla kuşatan bir cevap veremeyebilirim. Ancak biliyorsun, güzelliğin tarihi üzerine çalışmıştım bir ara.

Ayşe: Bilmez miyim? Her gördüğün objeyi, her gördüğün kadını, “Mesela bu 17. yüzyılda ilgi odağı olurdu” diye anlatmaya başlıyordun, durduk yere.

Ahmet: Evet evet. O sıra güzelliğin tarihine, güzelliğin tarifine odaklanmıştım.

Ayşe: Öyleyse oradan devam edelim, yani güzelliğin tarihinden ve tarifinden.70 yaşındaki Feride Hanım’ı botoks olmaya ikna eden neydi acaba? Eşini kaybetmiş. Yalnız yaşıyor. Komşuları oldukça mütevazi insanlar. Yani insanın olduğundan başka biri olmayı istemesi için dışarıdan bir göze ihtiyacı olduğunu kabul edersek…

Ahmet: Güzelliğin tarihine ve tarifine odaklandığımda tanımları değiştiren şeyin ekonomik üstünlük ile doğrudan bağlantılı olduğunu gördüm. Yani kıtlığın olduğu dönemlerde şişmanlık güzellik emaresi. Kırmızı renginin elde edilmesinin zor olduğu yerlerde kırmızı seçkin insanların, prenseslerin rengi, vs. Botoks müdahalelerine bakışımızı kökten değiştirecek bir bakış açısına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Ayşe: Tamam, çok güzel. Bakış açısını nerede ve nasıl kazanacağız? COVID 19 Pandemisi ile birlikte estetik müdahalelerin arttığını biliyoruz. Herkesin evine kapatıldığı o günlerde meslek erbabı indirimli ve taksitli hizmet sunmaya başladı. Özellikle merdiven altı.

Ahmet: Benim sorum şu: Merhum Feride Hanım taksitle “estetik müdahale paketi” almış olabilir mi?

Ayşe: Sana bu soruyu sorduran nedir?

Ahmet: Sence, diye soruyor ve yayın süremizin sonuna geldiğimiz bilgisini düşüyorum.

Ayşe: Anladım, takipçilerin yorumlarından kopya çekmeyi düşünüyorsun...

Ahmet: Kavrama hızına hayranım.

#toplum
#aktüel
#Fatma Barbarosoğlu