
Birkaç yıl önce bir toplantı çıkışı bir grup idealist öğretmen “Sizinle görüşebilir miyiz?” diye sordu. Elbette. Görüşmenin konusu, okul müfredatına girmiş olan erdemler eğitimi ile ilgili olarak hangi metinleri tavsiye edeceğim idi. Erdemler eğitiminin kitabî olarak verilmesinin mümkün olmadığını söyledim. Hayal kırıklığına uğradılar. Bir nefeste birkaç hikâye, birkaç roman sayfası önermemi bekliyorlardı. “Erdemler, ortak zaman ve mekân idraki ile sağlanır” dediğimde “Duruma çok felsefi yaklaşıyorsunuz, bize pratik çözümler lazım” dediler. Ahlaki davranışların gençlerle birlikte iş yaparken, bir işin hangi şartlar altında ortaya çıktığını uygulamalı olarak göstererek kazandırılacağını söyledim.
Hayatın mihmandarı olarak edebî metinleri çok önemsediğimi daimî okuyucularım bilir. Ancak genç öğretmenleri bir örnek üzerinden bilgilendirmek istedim. Edebî metinler üzerinden pek çok duygu ile karşılaşır, roman kahramanının olumlu taraflarını kendimizde hazır bulmak isteriz. Mesela Ferhat ile Şirin hikayesi sadece bir aşk hikayesi değildir. Aynı zamanda azmin hikayesidir. Bu azme eşlik eden Ferhat’ın el ve zihin becerisidir. Dağları delerek suyu getirmenin ne olduğunu Devlet Su İşleri’nde mühendislik yapan bir mühendisin çok güzel anlatabileceğini, edebî metin ile pratiği birleştirerek öğrencilerin mesleği daha iyi kavramasını sağlayabileceklerini söyledim.
Ferhat ile Şirin demişken… Geçerken söylemiş olayım, Feridun Andaç’ın kaleme aldığı Ferhat ile Şirin’i, tadımlık bir alıntı ile hararetle tavsiye ederim:
“Aşk cömertliktir. Gönlü neşeli tutmaktır. Kerem etmektir aşk. Canı uslandırmak, dili şad etmektir, elin hünerine gönlün nakşını vermektir.” (s. 53)
Öğretmenler ne yaptı bilmiyorum. Bütün iletişim bilgilerimi verdiğim, yaptıklarınızdan haberdar olmak isterim dediğim halde bir bağlantımız olmadı. Fakat muhteşem bir öğretmen projesi ile, tamir atölyesi çalışması ile karşılaştım. Hakan Örs Öğretmen’in, okullarındaki akran zorbalığının ortadan kalkmasını sağlayan, öğrencilerin ortak zaman ve mekân idraki ile el becerilerini tamir etme sevinci üzerinden geliştirdiği bir proje ile...
Aydın Anadolu İmam Hatip Lisesi coğrafya öğretmeninin bisiklet tamiri üzerinden öğrencilerine el becerisi ile azmi ve cömertliği öğretişini, Sabancı Vakfı’nın 17.sini düzenlediği Fark Yaratanlar projesinin törenine Youtube üzerinde rastlayınca öğrendim.
Nasıl rastladım? Bu soru önemli. Maalesef aşırı iletişim çağında bizi ilgilendirenler karşımıza çıkmıyor da bizi hiç ilgilendirmeyen konular dayatılarak zamanımız işgal ediliyor.
Pandemide evde kapalı kaldığımız, festival filmlerini uzaktan satın alarak izlediğimiz günlerde izlediğim ve duygusunu uzun süre taşıdığım Ceviz Ağacı’nın yönetmeni Faysal Soysal’ın kısa filmi ile ödül kazanmış Büşra Bülbül söyleşisine rastlayınca -ki Büşra Bülbül ve Bekir Bülbül zevkle takip ettiğim, işleri ile daima ilgi alanımda olan iki senarist ve yönetmen- ödül alan kısa filmi görmek üzere YouTube’a gittim. Kısa film demişken Sabancı Vakfı’nın düzenlediği kısa film festivali ile karşılaşmadım diye arama yapmaya başladım. İşte o esnada karşıma 2026 Fark Yaratanlar’ın ödül töreni çıktı.
Bütün bunları niye anlatıyorum? Şu sebepten: Görsel haberler yazılı medyanın önüne geçti. Görsel haberlerde neyi ne kadar göreceğimiz algoritmaların denetiminde. Bu denetimden çıkabilmek için iyi, güzel olan şeyleri birbirimizle paylaşmamız gerekiyor. İnternette vakit geçiren her bireyin yanlış olanları, absürt olanları, yoldan çıkmış olanları, gayri ahlaki davranışları DEĞİL, iyi, güzel erdemli haberleri paylaşması gerekiyor.
Absürt koreografisi, tuhaf kıyafeti ile velilerle gösteri yapan öğretmeni DEĞİL, Hakan Örs Öğretmen’i konuşmamız gerekiyor, onun yaptığı projeyi dilden dile aktarmamız gerekiyor.
Öğrencilerin yaz tatiline gireceği şu günlerde çocukların ve gençlerin meşguliyeti, ebeveynlerin en önemli problemi. Bu problem nasıl çözülür sorusu için de muhteşem bir proje Hakan Öğretmen’in “Bisikletli Okul” projesi.
“Bisikletli Okul” projesi, gençlere beceri kazandıran ve sorumluluk yükleyen işlerin ne kadar güzel neticelendiğini gösteren bir proje.
Meşguliyet her zaman ahlakın önemli meselelerinden biridir. İslam düşüncesinde ahlak üzerine yazan mütefekkirler, özellikle gençlerin ve kadınların meşguliyeti üzerinde durmuşlardır. Şimdi acele tarafından zihinleri şu soru ele geçirecektir muhtemelen... Neden erkekleri değil?
Çünkü erkekler esnaf, zanaatkâr, tüccar olarak iş güç sahibidir. İş güç sahibi olmayanlara hoş bakılmaz. Boş gezenin boş taifesi olarak eleştirilirler. Tanzimat ve meşrutiyet romanlarında bu tipler hicvedilir. Bakınız Hüseyin Rahmi’nin Şık romanının Şöhret Şatıroğlu karakteri ve Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ve Rakın Efendi’sinin Felatun Bey’i.
Boş gezenin boş taifesi, ipsiz sapsız olarak nitelenenler daima erkeklerdir.
Günümüzde herkes, hesapta elindeki cep telefonu ile meşgul, oysa bu meşguliyet değil, işgal altında olunduğunun göstergesi. Cep telefonunda işaret parmağının izinde yaptığımız kaydırmalar zamanımızın işgal altında olduğunun göstergesi.
Zamanın işgali sadece verimsiz kayıp zaman olarak bizi zarara sokmuyor. Ele geçirilmiş zaman bütün değerleri imha ederek işgalini kuvvetlendiriyor. Zamanımızın işgal edilmesi pandemi sürecinde ivme kazandı. İnsanlar birbirinden uzaklaşırken ekranlara yaklaştı. En yakınından ekran vesilesiyle koparken uzaktakinin iklimiyle kuşatıldı. Uzaktaki, kim olduğu bilinmeyen, belirsiz, kimliksiz kişiler, gruplar. Ne olduğu bilinmeyen guruplarla kurulan sanal bağlar, yeni aidiyet zincirleri oluştururken, gerçek bağlar yara aldı.
Aydın Anadolu İmam Hatip Lisesi coğrafya öğretmeni Hakan Örs, pandemi sonrası çocuklarda görülen akran zorbalığını, gençler arasında yayılan yeni bir pandemi olarak görüp gençler için projeler üretmeye başlıyor. Kendisi de bir ergen babası olan Hakan Öğretmen, gençleri birbirine yaklaştırmak için eşit şartlarda, bir arada bir meşguliyet etrafında bütünlemenin gücüne inanıyor. “Bisikletli Okul” projesi böyle başlıyor.
Hakan Öğretmen, tamir edilebilir bisikletleri topluyor, okulun bodrumunu atölye haline getiriyor ve öğrencilerini aynı mekânda, aynı zamanda, aynı işin etrafında buluşturarak onlara bisiklet tamir etmeyi öğretiyor. Yedek parça için gereken masraflar için, plastik atıklar toplanıyor, kermesler düzenleniyor. Bütün öğrenciler bisiklet sahibi olduktan sonra Hakan Öğretmen, birbirine yakın oturan öğrenciler için harita yaparak sabahları gençlerin bisikletleri üzerinde guruplar olarak okula gelmelerini sağlıyor. Proje burada bitmiyor. Öğrenciler bisiklet tamir etmeye devam ediyor, tamir ettikleri bisikletleri köylere götürüyorlar. Köylerde bisikletleri dağıttıktan sonra okulda öğrendikleri dinî bilgileri köy çocuklarına aktararak öğretirken öğreniyor, bu vesileyle bilgilerindeki eksiklikleri fark ediyorlar.
Netice: Eşit şartlarda, ortak zaman ve mekân idrakini iş yaparak öğrenen öğrenciler arasında asla akran zorbalığına rastlanmıyor. Beş yıldır okullarında tek bir akran zorbalığı olmadığını söylüyor Hakan Örs Öğretmen.
Kıssadan hisse, lütfen bu yazıyı ve Hakan Hoca’nın projelerini anlattığı vidoları elden ele, dilden dile yayalım. “Kötüyü ortaya getirmeyin, alıcısı çıkar” sözüne riayet ederek iyi olanları ortaya getirelim de onların alıcısı çıksın.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.