Küsler barıştı, hasretler kavuştu mu? Reklam filmindeyseniz evet...

04:002/06/2026, Salı
G: 2/06/2026, Salı
Fatma Barbarosoğlu

I- 2026 Kurban Bayramı da her uzun bayram tatilinde olduğu gibi “Kavimler Göçü Başladı” cümleleri ile haberlere konu oldu. Gidenler gitti. Gidenler nereye gitti? Ailenin reisi “kurbana girmeye”, hane halkı kesilip eve getirilen kurbanın meşakkatini video ve fotoğraflarla paylaşıp “akraba yükü”nü anlatan cümleler kurmaya gitti. Eskiden trafik kazalarına bakardım, gidenlerin gidişini dönüşünü takip ederken. Sosyal medya hayatımıza dahil olduktan sonra fotoğraf çekerken hayatını yitirenlerin haberlerine

I-

2026 Kurban Bayramı da her uzun bayram tatilinde olduğu gibi “Kavimler Göçü Başladı” cümleleri ile haberlere konu oldu. Gidenler gitti. Gidenler nereye gitti? Ailenin reisi “kurbana girmeye”, hane halkı kesilip eve getirilen kurbanın meşakkatini video ve fotoğraflarla paylaşıp “akraba yükü”nü anlatan cümleler kurmaya gitti.

Eskiden trafik kazalarına bakardım, gidenlerin gidişini dönüşünü takip ederken. Sosyal medya hayatımıza dahil olduktan sonra fotoğraf çekerken hayatını yitirenlerin haberlerine odaklanıyorum. Fotoğraf karelerine sinen ne çok ölüm olmuş. En güzel pozu yakalamak için alınan riskler ve sonu ölüm ile biten pozlar. Hayatını riske atmak pahasına bir kare çekmek için katlanılan meşakkatler. 

İspanyol düşünür Ortega y Gasset, hayata yeni bir terim girdiğinde diğerlerinin hiyerarşisinin değişeceğini söylemişti daha 1923 yılında, Çağımızın Meseleleri adlı kitabında. Yapay Zekâ için veri biriktirmek üzere dolaşıma sokulan kelimeler kitlelerin afyonu olarak gözlerini bağlayıp akıllarını dumura uğratıyor. Anı biriktirmek ibaresi mesela.

Anı biriktirmek diye bir ibare dolaşıma giriyor, aklı evveller herkesten daha çok birikim yapabilmek uğruna en değişik, en dikkat çekici fotoğraf karelerine sahip olabilmek için yollara düşüyor. Attila İlhan’ın “Ne kadınlar sevdim, aslında yoktular” dizelerine alternatif, “Ne anılar biriktirdim, bende kalmadılar” kıvamında sanal birikim peşinde eğleşiliyor.

“Kavimler Göçü”yle doyduğu yerden kalkıp doğduğu yere gidenler sıla-ı rahim etti mi? Edenler de oldu etmeyenler de muhakkak. “Akraba yükü” bir terim olarak dolaşıma girdikten sonra herkes birbirine “yük” olarak bakmaya başladı. “Akraba dediğin akreptir”, “görümce görmeyeyim ömrümce”, “kaynana öcü, oğlu böcü” temalı videolar yüklendi etkileşim almak maksadıyla sosyal medya hesaplarına. Yeni gelinler, eski gelinler, köylüsü, kentlisi, video çekenler kervanına katılıp kadınların bayramının ne kadar yorucu olduğunu eşe dosta en çok da hayat arkadaşlarına anlatmak için duygularını en üst perdeden dile getirip ortaya karışık servis etti. Reels vidoların peşinde kaydır kaydır ilerlemek varken kavurma yapmak, gelene gidene tabak hazırlamak... Kaynana, görümce, elti, gelin kahrı. Akrabaların haddi aşan soruları üzerine yazılmış tek kişilik oyunlar hem bedenleri yordu hem gönülleri.

Eskiden yollarda kalan gözler şimdi kapılarda: “Şu gelen torunlar gitse artık. Kafamız kazan.”

Kırk yaşlarındaki tesettürlü kadın hem yürüyor hem elindeki cep telefonuna, oradan da takipçilerine dert yanıyor:

“Hiç kimse çocuk istemiyor. Büyük ebeveynler bile çocuk istemiyor. Bayramlarını telefon ile kutlasak daha mutlu olacaklar sanki. Benim ninem bizi severdi. On iki kuzendik. Ninemin sobalı evine sığardık. Biz ablamla dört çocuğumuzu annemin evine sığdıramıyoruz.”

Hayat reklam filmi konseptinde yaşanınca böyle oluyor.

Küsler barıştı, hasretler kavuştu mu? Bir reklam filmi çekimindeyseniz evet.

II-

Evin damadı konumundan rahatsız, durumundan rahatsız, elinde cep telefonu bir şeyler seyrediyor. Kayınpeder bir köşede suratını asmış kendisine laf atılmasını, bir sohbetin açılmasını beyhude bekliyor. 8-9 yaşlarındaki çocuk babasının seyrettiği videodan gözünü alamıyor. İki adam birbirlerinin elini tokalaşır gibi tutmuş salladıkça sallıyor. 

 -Bu ne? Ne yapıyorlar böyle baba?

-Pazarlık yapıyorlar. Bak bu adam kurbanlık koyun satıyor. Bu da müşteri.

-Niye birbirlerinin elini o kadar sıkı tutuyorlar?

-Birbirlerinden emin olduklarını göstermek üzere.

-Birbirlerinden emin olmak ne demek baba?

-Yani birbirlerine güven duymak. Kendisinden kötülük gelmeyeceğine muhatabını inandırmak için birbirlerinin ellerini tutup bırakmıyorlar. Kurban pazarlığı böyle yapılırdı eskiden.

-Baba kolları kopmuyor mu böyle?

Dede kahkahalarla gülüyor. 

-Kopmaz, kopmaz evlat.

-Şimdi böyle yapılmıyor mu? 

-Bilmiyorum.

-Neden bilmiyorsun? Biz kurban almadık mı?

-Aldık, bizim kurbanımız yurt dışında kesiliyor.

-Dedem ve sen satıcının elini böyle tutamayacağınız için mi?

Damat oğlunun neden bu soruyu sorduğunu anlıyor. Kendisi bacanağının elini sıkmayı, bayramlaşmayı reddetmişti. Kayınpederi ise bayram namazı çıkışı komşularıyla bayramlaşmadan çekip gelmişti. “Bir adamın elini sıkmamak için” neredeyse bütün cemaat ile bayramlaşmaktan geri durmuştu.

Çocuğun sorusu, kayınpeder ile damadı kendileriyle yüzleşmeye davet ediyor.

#Aktüel
#hayat
#Fatma Barbarosoğlu