
Kur’ân-ı Hakîm, bazı yerlerde müminlerin vasıflarını topluca verir ve her birinde farklı niteliklere vurgu yapar. Müminlerin çok sayıda özelliğinin zikredildiği bölümlerden biri de Furkan Suresi’nin 63-76. âyetleridir. Bu âyetlere “Rahman’ın kulları” diye başlanır. Böylece vasıfları zikredilecek kimselerde Hak Teâlâ’nın “Rahman” isminin hususi bir tecellisinin olduğuna işaret edilir. Bu âyetlere göre Rahman’ın has kullarının özellikleri şunlardır:
1. Yürüyüşlerinde vakar ve tevazu vardır. İçlerindeki manevî güzellik, dışlarına da yansır. Rablerinin “Rahman” olduğunu müşâhede eden bu bahtiyar insanlar, Rahman’ın kullarına O’nun merhamet ve şefkatini yansıtırlar. Zira onlarda Rahmâniyet tecellisi hâkimdir. Bu sebeple kibirlenmez, kimseyi hor ve hakir görmezler. Onlara kendini bilmez cahiller kötü bir söz söylediğinde, kötülükle mukabelede bulunmaz; “Selam olsun!” der geçerler. Hem sözleriyle hem de niyetleriyle onların iyiliğini ve selâmetini isterler. “Selam olsun!” demelerinde iki mana vardır: 1. Kötü sözlerine aldırmaz, tartışmaz ve “Uğurlar olsun!” kabilinden güzel bir söz söyleyip giderler. 2. Onlar için güzel bir dilek ve duada bulunurlar. “Selam olsun!” demek, bir yönüyle “Mutluluklar dilerim!” demektir. Bir yönüyle de “Sizin de gerçek Müslüman olup selamete ermenizi isterim.” kabilinden bir duayı içerir.
2. Bu has kulların gece hayatı pek canlı ve eğlencelidir. Onlar, geceleri boş geçirmez; ibadet ve tevhid ile gecenin tadını çıkarır, manen eğlenirler. Gecenin sessizliğini fırsat bilip tenhada Mevlâ ile olmanın tadını çıkarırlar.
3. Kendilerini kulluğun zirvesinde görüp şımarmazlar. “Biz manen ne makamlar aştık.” gibi bir yanılsamaya düşmez ve cehennemliklerden olmamak için Rablerine sığınırlar. Rahman’ın merhametinden ümitlerini kesmezler ama layıkıyla kulluk edemeyip cehenneme düşmekten de korkarlar.
4. İsraf etmezler. Her işlerinde dengeyi gözetirler. Bir ihtiyaç için gerektiğinde masraf ederler ama israf etmezler. Tutumludurlar ama cimrilik etmezler. Daima orta yolu tutmaya çalışırlar.
5. Hak Teâlâ’dan gayrısına O’nun vasıflarından birini yüklemez, O’nu layıkıyla tevhid etmeye dikkat ederler. O’nun, zatında, sıfatlarında ve fiillerine “tek”liğinin farkındadırlar.
6. Asla masum bir cana haksız yere kıymazlar. Ancak dinin, vatanın ve nefsin müdafaası gibi savaşmayı gerektiren durumlar olduğunda da gereğini yaparlar.
7. Zinaya bulaşmazlar. Hak Teâlâ’nın kendilerini sınamak için yarattığının ve cinsel arzuların bu sınavın en zor sorularından biri olduğunun farkındadırlar. Zinanın her türlüsünden uzak dururlar.
8. Bir hataya düştüklerinde hemen fark edip tevbe eder ve Rablerine yönelirler.
9. Asla yalan konuşmaz ve yalan şahitlik yapmazlar. Zira yalan söylemenin, kişinin iman gücüyle çok yakın ilişkisi vardır. Onların Rablerine olan imanları çok güçlü olduğundan kendilerini daima O’nun huzurunda hissederler. Bu sebeple O’nun diğer sıfatları gibi “Semî (Her şeyi işiten)” sıfatını da çok iyi bilirler ve yalan söylemeyi akıllarının ucundan bile geçiremezler.
10. Dünyanın fanî, hayatın kısa olduğunun farkındadırlar. Bu sebeple vakti değerlendirmek onlar için çok mühimdir. Boş lakırdılara ve boş eğlencelere harcayacak vakitleri yoktur. Böyle bir ortamla karşılaştıklarında asil, kibar ve vakur bir şekilde hemen oradan ayrılırlar.
11. Rablerinin kitâbî veya kevnî bir âyeti hatırlatıldığında asla kör ve sağır kesilemez ve vurdumduymazlık edemezler. Zira kalpleri ile Rableri arasında çok hassas bir bağ vardır. Kur’an’daki ya da evrendeki bir âyeti tefekkür ettiklerinde daima O’nu hatırlarlar ve kalplerinde hemen iman ve muhabbet çiçekleri açar.
12. Ailenin ehemmiyetinin farkındadırlar. Bu sebeple Rablerinden hayırlı eş ve evlat isterler. Onların aile kurmadaki amacı, dünya nimetleri ve zevklerini elde etmekten çok daha ulvidir. Huzurlu bir yuvayı, takvalarını takviye etmesi için kurmak isterler. Huzurlu bir yuva kurduktan sonra da müttakîlere liderlik edecek derecede takvada önder olmayı niyaz ederler. Demek ki kişinin topluma sağlıklı bir şekilde rehberlik yapabilmesi için huzurlu bir aileye ihtiyacı vardır. Böyle bir kıvama gelen kişinin, müttakîlere rehberlik etme niyazında bulunmasında beis yoktur. Bu, dünyevî ve nefsânî bir istek değildir. Zira müttakîlere rehberlik etmeyi istemek, bir bakıma en üst derecede bir takva bilinci istemek demektir.
İşte Rahman’ın bu has kulları ebedî âlemde en güzel şekilde karşılanacak ve cennetin en âlâ köşklerinde ağırlanacaktır.
Rahman’ın, bizleri de has kullarının arasına kabul buyurması niyazıyla.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.