
Bakara Suresi’nin 152. âyetinde şöyle buyurulur: “Beni zikredin ki Ben de sizi zikredeyim!” Öncelikle şunu ifade edelim ki, bu âyette bir hitâb-ı ilâhî vardır. Yani Hak Teâlâ’nın kullarına hitabı söz konusudur. Kur’ân-ı Hakîm’de bu tür âyetlerin hakikaten ayrı bir tesiri ve enerjisi vardır. Bu gibi âyetlere imanla kulak veren her insan, kendisini sanki doğrudan o âyetlerin muhatabıymış gibi hisseder. Mezkûr âyeti iman etmiş bir kalple okuyan kişi şöyle düşünür: “Rabbim bana diyor ki ‘Ey kulum! Sen Beni an ki Ben de seni anayım. Sen Beni hatırla ki Ben de seni hatırlayayım. Sen Beni unutma ki Ben de seni unutmayayım.’ Ne muazzam bir bahtiyarlık! Ne muhteşem bir müjde! Rabbim beni yani şu aciz kulunu zikredeceğini söylüyor. Bu, ne büyük bir devlet ve saadet!” Bu hissin coşkusu ve heyecanı yaşandıktan sonra şöyle bir sual akla gelebilir: “Peki, benim Rabbimi zikretmemi anlıyorum ama O’nun beni zikretmesi nasıl olur?”
Buhârî ve Müslim’in rivayet ettikleri bir hadis-i şerifte bu suale genel bir cevap bulmak mümkündür. Resûlullah’ın (sav) bildirdiğine göre Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ben kulumun zannı üzereyim (Kulum Beni nasıl zannediyorsa Ben öyleyim.) Kulum Beni zikrettiğinde Ben onunlayım. Kulum Beni kendi kendine zikrederse Ben de onu kendi kendime zikrederim. Kulum Beni bir topluluğun içinde zikrederse Ben de onu daha hayırlı bir topluluğun içinde zikrederim.” Bu hadis-i kudsîden anlaşılıyor ki ben O’nu kendi kendime andığımda O da beni kendi kendine anıyor. Ben O’nu bir topluluğun içinde zikredersem mesela bir zikir meclisinde, bir ders halkasında bulunursam, O benim gibi aciz bir kulunu daha hayırlı bir topluluğun içinde yani meleklerin meclisinde zikrediyor. Bir insan için bundan daha şevkli bir haber, daha zevkli bir müjde olabilir mi!
Kur’an’da “Allah’ı zikretmek en büyüktür.” (Ankebût 29/45) buyurulur. Tüm ibadetlerin gayesi de Allah’ı zikretmektir. Mesela “Beni zikretmek amacıyla namaz kıl!” (Tâhâ 20/14) buyurulur. O’nun yüceliğini ve kudretini ikrar için söylenen her bir söz, gerçekleşen her bir eylem bir zikirdir. Âlimlerimiz zikri üçe ayırır: Dil ile, beden ile ve kalp ile yapılan zikir. Dil ile yapılan zikir, başta lafza-i celâl olmak üzere Hak Teâlâ’nın isimlerini tazim ile anmak, tesbih etmek, hamdetmek, dua edip niyazda bulunmak, Kur’an’ı tilâvet etmek gibi sözlü fiillerle olur. Beden ile yapılan zikir, bedenin uzuvlarını Cenâb-ı Hakk’ın emirleri doğrultusunda kullanmak, nehiylerinden sakındırmakla olur. Mesela Hakk’ın rızasına nâil olmak amacıyla namaz kılan veya oruç tutan bir insanın tüm uzuvları kendi hâllerince zikir etmektedir. Kalp ile yapılan zikir ise en mühimidir. Böyle bir zikir, iki boyutludur. Birincisi, mahlûkâta bakıp ondan Hâlik’e deliller çıkarmak, hatta mahlûkâtta Hâlik’i görmektir. İkincisi ise doğrudan Hak Teâlâ’nın müşahedesine yönelmek, O’na O’nu görüyormuş gibi kulluk etmektir. Mahlûkât âleminin aslında O’nu gösteren bir ayna olduğunu aklen idrak edip kalben zevk etmektir. İlkinde, âlemi ve mahlûkâtı kalbin aklıyla tefekkür edip şu koca kâinâtın ne muazzam bir sanat eseri olduğuna ve bu eserin mutlaka bir müessiri olması gerektiğine kalben ve aklen kesin kanaat getirip bu kanaatini teyit edecek aklî ve ilmî deliller aramak söz konusudur. İkincisinde ise tüm varlığıyla Hak Teâlâ’ya yönelip bütün dikkatini O’nun celâl ve cemâlini müşâhede etmeye teksif etmek vardır. Bu, gerçek varlığın yegâne sahibi olan, Hakikî Varlık sıfatını almaya haiz tek zat olan Hakk’ın zikrinde fani olmak demektir. Bu idrak ile zikreden kişinin kendi izâfî varlığını O’nun hakikî varlığında eritmesi, O’nun huzurunda kendini “yok” gibi görmesi kaçınılmazdır. Böyle bir tecrübede, zâkir de zikir de hissedilmez, tek hissedilen Mezkûr’dur. O’nu bu mertebede zikredenler için bu âyet şöyle anlaşılabilir: “Beni zikrettiğinizde aslında Ben sizi zikrediyorum.”
Hâsılı kelâm, her zâkir mezkûrdur ve Allah, Mezkûr olduğunda Zâkir olur. Zikir tek taraflı bir eylem değildir. Zâkir Allah’ı zikrederken aynı anda Allah da onu zikreder. Böylece kul ve Allah aynı anda hem zâkir hem mezkûr olur. Mevlâ’yı zikretmek ve özellikle de O’nu zikrederken O’nun bizi zikrettiğini hissetmek ne büyük bir bahtiyarlıktır!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.