
İslam’da tüm ibadetlerin iki boyutu vardır: Zâhirî/yatay boyut ve bâtınî/dikey boyut. Birincisi “Bu ibadeti en doğru nasıl yaparım?” sorusunun cevabına, ibadetlerin şekline ve hükümlerine ilişkindir; toplumsal faydalarına dairdir. İkincisi ise “Bu ibadeti niçin yapıyorum?” sorusunun cevabına, ibadetlerin hikmetlerine ve ruhuna ilişkindir; Allah ile ilişkimizde bize sağladığı manevî gelişime dairdir. Birinci boyutla fakihler; ikincisiyle ârifler ilgilenmişlerdir.
Tarih boyunca teşekkül eden dinî geleneğimizde daha çok “fıkıh ağırlıklı” bir dil ve anlayış hâkim olmuş, bu sebeple ibadetlerin hükümlerine dair binlerce ciltlik bir fıkıh külliyatı teşekkül etmiş olmasına rağmen hikmetlerine dair yazılanlar maalesef çok sınırlı kalmıştır. Bu durum, sadece ulemâ sınıfı ve onların yazdıkları kitaplarla ilgili değildir. Neticede kitleleri etkileyen, ilim sınıfı/entelektüeller olduğu için halk arasında da “fıkıh dili” hâkim olmuştur. Fıkıh dili, hukuk dilidir; normatiftir, kuralı belirler ve o kurala uyulmasını ister; ibadetlerin hikmetini incelemeye, üzerinde düşünüp felsefesinin yapılmasına müsait değildir. Bu durum, tarihimizde ve günümüzde şöyle bir sorunu doğurmuştur: Dinî düşünce ve anlayış, büyük oranda hukuk düşüncesine ve diline indirgenmiş, böylece sığlaşmış ve derinlik kazanamamıştır.
Gelelim ikinci meta anlatıya. Hz. İbrahim, ateşe atılma imtihanından sonra kavminin arasında yaşayamayacağını anlar ve “Ben Rabbime gidiyorum.” diyerek âdeta Rabbine doğru bir yolculuğa, bir seyru sülûka çıkar. Rabbinden bir evlat ister ve Rabbi de ona çok yaşlı olmasına rağmen İsmail’i bahşeder. Yani İsmail, İbrahim için çok geç yaşta uzun dualar neticesinde bahşolunmuş çok kıymetli bir evlattır. İbrahim’in imtihanı daha da büyür. Önceden, kendi canından vazgeçmekle imtihan edilmiş ve ateşe atılmıştı. Şimdi ise daha büyük bir imtihanla karşılaşır: Cânândan, en kıymetlisinden vazgeçmek. Rüyasında oğlunu kurban ettiğini görür. Ama ilginç olan nokta şudur: Rüyada “Oğlunu kurban et.” şeklinde bir emir almaz yalnızca kurban ettiğini görür. (Tevrat’taki anlatıya göre ise Tanrı doğrudan İbrahim’e oğlu İshak’ı Moriah diyarına götürüp kurban etmesini ister). İbrahim, rüyasını oğluna anlatınca oğlu “Babacığım sana emredileni yap. Ben sabredeceğim.” der. Sonra her ikisi de teslimiyet gösterir ve İbrahim tam oğlunu kurban edecekken Allah “Ey İbrahim! Rüyanı tasdik ettin. Biz Allah’ı görüyormuşçasına kulluk edenleri böyle mükafatlandırırız.” buyurduktan sonra iri bir koç gönderir ve böylece İsmail yerine o koç kurban edilmiş olur. Ardından da İbrahim’e bir başka evlat olarak İshak bahşedilir. Yani biricik evladını feda edip evlatsız kalmayı göze alan İbrahim, bu imtihandan başarıyla çıktıktan sonra evlatsız kalmak bir yana, ikinci bir evlada da sahip olmuştur.
Kur’an’ın bu anlatısında zikredilen kavramları hatırlamak bu kıssadan alınması gereken derslerin neler olduğuna işaret eder: Hidayet talebiyle Rabbe doğru yolculuk, en sevdiğini kurban etmek, teslimiyet, sadakat, ihsan (Allah’ı görüyormuşçasına kulluk) ve imtihan. Metaforlarla dolu bu üst anlatıda verilmek istenen mesajı şöyle özetlemek mümkündür: Hayat, türlü imtihanlarla dolu bir yolculuktur. Bu yolculuğu Rabbine yakınlaşmak amacıyla yapan insan, Rabbine doğru bir yolculuğa çıkmaya karar verdiğinde imtihanı daha da ağırlaşır; teslimiyet ve sadakat gösterip en sevdiklerinden dahi vazgeçmeyi, onları gönlünde kurban etmeyi göze alırsa “ihsan” derecesinde bir iman yaşamış olur. Bunun neticesinde ilâhî mükâfata nâil olur.
Hâsılı; dünyada vazgeçtiklerimiz, bizi Allah’a yaklaştıran “kurban”larımızdır. O hâlde kurban, Hakk’a yakınlaşmak amacıyla nefsi/egoyu kurban edip mâsivâdan vazgeçmektir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.