Soğukçeşme Sokağı

04:001/04/2026, Çarşamba
G: 1/04/2026, Çarşamba
Mustafa Kutlu

Yaparsın, yapamazsın diye bazı çevrelerce sürdürülen tartışmalar bir yana, Çelik Gülersoy Soğukçeşme Sokağı’nı da tamamlayıp hizmete açtı. Yeşilli, sarılı, pembeli, görenlerde “kremalı pastaları” hatırlatan evleri ile sokak; oturulan, yaşanan bir yer olmaktan çıktı da, neredeyse seyredilen bir yer hüviyetine büründü. İnsan değil dokunmaya, bakmaya kıyamıyor. Burada ancak fotoğraf çekilir. Çelik Bey yıllarca İstanbul hakkında yazılan, yapılan, çizilen kitap, dergi, broşür, gravür, resim vb. gibi

Yaparsın, yapamazsın diye bazı çevrelerce sürdürülen tartışmalar bir yana, Çelik Gülersoy Soğukçeşme Sokağı’nı da tamamlayıp hizmete açtı. Yeşilli, sarılı, pembeli, görenlerde “kremalı pastaları” hatırlatan evleri ile sokak; oturulan, yaşanan bir yer olmaktan çıktı da, neredeyse seyredilen bir yer hüviyetine büründü. İnsan değil dokunmaya, bakmaya kıyamıyor. Burada ancak fotoğraf çekilir.

Çelik Bey yıllarca İstanbul hakkında yazılan, yapılan, çizilen kitap, dergi, broşür, gravür, resim vb. gibi unsurları toplayıp burada bir de “İstanbul Kitaplığı” açtı. Bu konuda kendisi şöyle diyor: “İstanbul’da ve dünyada pek çok kitaplık var. Ama bir şehri özel olarak ele alan yok. Biz İstanbul için bunu yapmış bulunuyoruz. Tarih boyunca üç imparatorluğa başkentlik eden bu şehir, her zaman dünya çapında bir ilginin merkezi olmuş. Bu yüzden hakkında sayısız eser yazılmış. Acıdır ki bu sayısız eserlerden Türkçeye çevrilenlerin sayısı 15-20’yi geçmiyor. Birinci aşama olarak ben, bunları önce toplamaya çalıştım. Buraya yerleştirmiş olduğum koleksiyon otuz yıllık çabalarımın ürünü. Dünyada epeyce nadir bir koleksiyon. Kitaplık bu aşamada, eserleri araştırıcıların hizmetine sunma amacıyla kuruldu. İkinci aşama olarak bunları Türk diline kazandırmak gerekir. Böyle bir girişimin tabii ki hiçbir ticari şansı yok. Fakat bir kültür görevi olarak bunu yapmak gerekir. Kurduğum vakıf ile bunu da ileride yapabileceğimi sanıyorum.”

Bu sokak, Çelik Gülersoy tarafından yeniden inşa edildi.

Kitaplık; Roma, Bizans dönemi, Osmanlı tarihleri, seyahatnameler, hatıralar, biyografiler, etüdler, güzel sanatlar, belediye konuları, İstanbul rehberleri, Türkiye rehberleri ve edebiyatta İstanbul gibi bölümlerden oluşuyor. Mikrofilm ve fotokopi donanımı hazırlanmakta. Okumak için bir ücret gerekmeyecek, ancak mikrofilm ve fotokopi hizmetlerinden ücret alınacak. Kitaplık elli bin kitabı alacak kapasitede, ancak şimdilik dört bin kitap var. İstanbul konusunda kitapların fazla olmaması bunu doğuruyor, hatta böyle kitapların bir kısmı ancak müzayedelere girilerek temin edilebiliyor.

Çelik Bey bu hususta şöyle diyor: “Burada şu anda yer alan eserlerin değeri bir milyar lirayı aşmakta. Böylece bu kitaplığa en büyük bağışı şimdilik ben yapmış bulunuyorum.”

Kitaplığın dekorasyonu da ayrı bir konu. Camların kenarlarına sedirler yerleştirilmiş, duvarlarda ünlü hattatlarımızın yazıları, kıymetli İstanbul tabloları, gravürler bulunuyor. Kitapların muhafaza edildiği dolaplar bile orijinal.

İstanbul Kitaplığı dışında diğer evler turizme dönük pansiyon olarak kullanılıyor. Bir Bizans Sarnıcı “taverna” şekline sokulmuş... Sokağı süsleyecek çiçekler, sarmaşıklar, ev aralarında minik çeşmeler, kameriyeler ihmal edilmemiş.

Sırtını Topkapı Sarayı’nın duvarlarına vermiş, önüne Ayasofya’yı almış bu sokak, tarihî çevre içinde bugün “mümkün olan” yerine oturtulmuştur.

Özel İdare Binası’nın karşısındaki Üskübî İbrahim Ağa Camii bitişiğindeki “sebil” de onarıldı.

Söylenildiğine göre gerçekten bir sebil olacakmış. Yani sürekli ücretsiz su, bayramlarda kandillerde şerbet dağıtılacak. Belki de İstanbul’da ilk olarak böyle bir geleneğin yeniden başlatılması gerçekleşecek. Bizden dilemesi; yapanlara yaşatanlara hayır duâ...

#Kırk yıl önce İstanbul
#Gezi yazıları
#Mustafa Kutlu