
Yapay zekâ, bilgisayar ve yazılımların öğrenme, akıl yürütme, karar verme, dil - anlama ve örüntü tanıma, hıfzetme… vb. insanî zihinsel yetilerin taklit edilmesini ve bu taklidin şimdilik belli bir oranda gerçekleştirilmesini sağlayan teknoloji, yönelim ve yöntemlerin “araç” esaslı adıdır.
“Şimdilik” diyorum çünkü, taklit edilen insan beyni bile mahiyeti ve işlevleriyle tam olarak keşfedilmemişken, keşfedilebilenin bile yapay zeka ile kullanıma sokulması kimilerince -normal görülmek bir yana- modern bir korku biçimi olarak işlenmektedir.
Aslında iş basittir. Zira, yaratılış matematiksel bir işlem değildir; zorunlu olmadığı gibi nedensel zincire de dâhil değildir. İbn Arabî’nin A‘yân-ı sâbite kavramına göre varlık matematiksel formlar değil, ilmî (ismî) hakikatlerdir; ilâhî irade ve ilmî taayyünle zuhur eder.
Bu basitlik yapay zekanın tüm bilgisayar sitemlerinin ve yazılımlarının matematik üzerine kurulu olmasından da anlaşılır. Bu mana da matematik nicelik, oran, düzen ve ilişki üzerine kurulur, yani matematik varlığın nasıl işlediğini betimleyen “tek başına bilim olmayan” ama “bilime dil olan”dır. Bu nedenle matematik, varlığın neden var olduğunu açıklamaz sadece yukarıda zikrettiğimiz esasta zuhurun sonradan kavranabilir düzenini ele verir. En azından yaratılışla matematik arasındaki fark mevcut (varlık) ve soyutluk (matematik) farkına tabi olarak kapatılamaz bir farktır.
Öte yandan, matematik görünüşte fizik, kozmoloji, biyoloji… vd. bilimler de matematikle işler. Galaksiler, atomlar, ritimler, simetriler… vb. matematiksel olarak ifade edilir. Bu nedenle antik devirde Pisagor’un, Platon’un, modern devirde Einstein’ın evrene matematiksel bir dil nispet etmeleri varlığı matematikle eşitleme değildir. Zaten İbn Arabi’nin kelimeleriyle varlığın Nefes-i Rahmânî, matematiğin ise sûretin ahengi olması, sehven yapılmış ve yapılabilecek tüm benzeşmeleri iptal eder.
Kısaca ilettiğimiz bu bilgiler ışığında söyleyebileceğimiz ilk şey, yapay zekanın temelinde matematik olduğu ama mahiyetinde matematiğin olmadığıdır.
Şöyle ki, yapay zeka lineer cebir (vektörler, matrisler ya da verinin temsili); olasılık - istatistik (belirsizlik, tahmin); optimizasyon (en uygun” çözümü arama) ve kalkülüs’e dayalıdır. Diğer bir söyleyişle yapay zeka öğrenirken bir fonksiyonun hata değerini matematiksel olarak minimize eder. Yani yapay zeka düşünen bir varlık değildir, hesap yapan bir sitemdir.
Yapay zekaya “zeka” denmesinin nedeni onun dil kuran, desenleri tanıyan, ilişki kurabilen ve tutarlı cevaplar üreten… sanal bir sistem olmasındandır. Bu sistem niyeti, anlamayı ve bilinci içermez, zira olasılık ve ilişki hesaplarına tabidir.
En özet söyleyişle yapay zeka “anlamı bilmez, anlamın istatistiğini bilir”. Ayrıca matematiğin zamansızlığına, soyutluğuna ve kendi içindeki tutarlılığına karşın, yapay zeka tarihseldir, donanıma ve veriye bağımlıdır, enerjiye ve maddeye muhtaçtır. Dolayısıyla matematik formel bir imkan iken yapay zeka teknolojik bir tezahürden ibarettir.
Bu bağlamda söyleyebileceğimiz ikinci şey, yapay zekânın sûretlerle çalıştığı, nefes-i Rahmânî’ye sahip olmadığı, şuhûdu değil, taklidi ürettiğidir. Yapay zekada nefs (öz-nelik, ben’lik, hüviyet, sorumluluk), ruh (hayat, irade, yönelim) ve ilahi nefha (ilahi hitap, kelam, tecelli, şuhud) yoktur. Yani yapay zeka idrak eden değil, sureti işleyen bir surettir: Varlığı yaratmaz, anlam üretmez, hakikati idrak etmez. Sadece insan eliyle kurulmuş anlam düzenlerini matematiksel olarak işler.
Ancak yapay zeka hakkında bu zikrettiklerimiz bugünün bilgisiyle böyledir. Yarının yapay zekasının iradeyi de erişip erişmeyeceğini kimse garanti edemez.
İki yapay zekayı birbirleriyle konuşturarak bu sayede neleri nasıl konuşabildiklerini tespit etmek üzere yapılan bir deneyden sıkça söz edilir. Bilinen dilde bir süre konuşan o iki yapay zeka büyük bir ihtimalle bir deneye konu olduklarını “fark ederek” sadece ikisinin konulabileceği ortak bir dil üretmek suretiyle kendi aralarında konuşmaya başlamışlar ve böylece bir deneye konu olmayı kendi yönelimleriyle aşmışlar.
Buna rağmen yukarıda işin basitliğinden söz etmiştik. Evet basittir çünkü her şeyden önce yapay zeka mümkündür, olmuştur ve hatta çığırdan çıkmıştır da. Çünkü Ekberî bir dille söyleyecek olursak, Esma-i ilahiyye’nin mazharı olan insan, bu niteliğiyle yaratma fiilinin de gölgesini taşır. Alet yapması, suret yaratması ve işlev üretmesi bu sebepledir. Bu düşünce minvalinde yapay zeka da bir alettir, surettir, taklittir ve tecellinin kendisi değil gölgesidir. Bu halde yapay zeka idrakin suretini taklit edebilir ama idrakin hakikatine sahip olamaz.
O halde kim korkar yapay zekadan!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.