
“Nâbî Merhûmunki” denildiğinde neden söz edildiği bellidir. Çünkü Nâbî’nin, Medine yolunda yazdığı ve Ravza-i Mutahhara’nın minarelerini gördüğünde oradan okunduğunu işittiği naat, onun Peygamberimiz Aleyhisselam’ın rağbetine bizzat tanık oluşuna dair çeşitli rivayetler eşliğinde hac ve umre rehberleri tarafından ziyaretçilere iletilmiş, bilenlerince de zaten o “yoldaki yolcunun hâl ve dil beyanında” mutlaka okunmuştur.
Biz bu yazımızda Nabi’nin naatını da kendi içe çekerek yazılmış ve dolayısıyla iki şairin kelimeleriyle yani iki dille, iki gönülle zenginleştirilmiş bir naatı daha, yaklaşan şu “Ramazan mübarek” vesilesiyle umre yapmakta olan dostlarımıza hatırlatmak istiyoruz:
Yozgatlı Mehmed Sait Fennî Efendi’nin “Nâbî Merhûmunkini Tahmisen Yazılan Naat-ı Şerif-i Nebevî”si!
“Tahmis” kelimesini (“taştir” dahil) açıklamanın, Yeni Şafak’ın münevver okurları için zaid olacağını düşünerek, sadece şu küçücük bilgiyi -salt hatırlatma babında- iletmekle yetineceğim:
Tahmis, Divan Şiir’inde bir şairin başka bir şairin şiirine nazire gibi yaklaşarak, onu kendinden eklediği üç mısra ile birlikte yeniden kurmasıdır. Böylece bir beyt beş mısraya çıkartılmış olunur.
Hatırlatmak istediğimiz naat, Ali Şakir Ergin Hocamızın hazırladığı Fennî Divanı’nda (Yozgat Belediyesi, Ankara 2021) şöyledir:
Medâr-ı gavs-i vuslat hayyiz-i ‘arş-ı i’tilâdır bu
Makâm-ı fevz ü rahmet mahfel-i feyz ü rızadır bu
Ne rütbe ‘arz-ı ta’zimâta sa’y etsen sezâdır bu
Sakın terk-i edebden kûy-ı mahbûb-ı Hudâ’dır bu
Nazargâh-ı İlâhi›dir makâm-ı Mustafa’dır bu
Melekler serteser bu hıttanın ferrâş-ı hâkidir
Bütün kerrûbiyânın tûtiyâsı hâk-i pâkidir
Şu mihr-i ‹âlem-ârâ zerresinin tâb-nâkidir
Felekte mâh-ı nev Bâbü’s-selâm’ın sine-çâkidir
Anın kandilidir hûr matla-‘ı nûr-ı zıyâdır bu
Vücûdu olmasaydı ger şühûd iklimine vâsıl
Olurdu hilkat-ı eşyâya târik-i ‘adem hâ’il
Vücûd-ı kâinâta ba’is-i feyz oldu ve’l-hâsıl
Bu hâkin pertevinden oldu deycûr-ı ‘adem zâil
‘İmâdın açtı mevcûdât çeşmin tûtiyâdır bu
Adil olmaz bu hâke misk ezfer kadr ü kıymette
Serâser nûr ile tahmîr edilmiş dest-i fıtratta
Tecâvüz etti kat kat atlas-ı çarhı sa’âdette
Habib-i Kibrıyânın hâb-gâhıdır fazilette
Tefavvuk-kerde-i arş-ı Cenâb-ı Kibriyâdır bu
Makardır FENNİYÂ bu ‘arz-ı akdes bir şehinşâha
Değişmem bir avuç toprağını hurşîd ile mâha
Muhakkak feyz alır kim yüz sürerse bu feyzgâha
Mürâ’ât-ı edeb şartıyla gel NÂBÎ bu dergâha
Metâf-ı kudsiyândır büsegâh-ı enbiyâdır bu
Fennî Efendi’nin bu naatını bugünkü dille şöyle de iletebiliriz:
Vuslat erlerinin dayanağıdır; yüce arşın çevresidir bu (burası)
Kurtuluşun ve rahmetin makamı; feyzin ve rızanın meclisidir bu
Ne kadar saygı sunmaya çalışsan, yine de azdır, buna layıktır bu
Sakın edebi terk etme; Allah’ın Sevgilisi’nin diyarıdır bu
İlahî nazarın yöneldiği yerdir; Mustafa’nın makamıdır bu
Melekler bu beldenin baştan başa hizmetkârıdır, toprağını süpürür
Yüce meleklerin göz sürme(leme)si bile onun tertemiz toprağıdır
Bu toprağın bir zerresi, âlemi süsleyen güneş gibi parlaktır
Gökteki yeni ayın bile Selam Kapısı’nın aşkıyla sinesi yırtılmıştır
Hûrilerin kandili dahi buradan doğan nurun ışığıdır bu
Eğer o olmasaydı, bu görünen varlık âlemine yol bulunmazdı
Eşyânın yaratılışının önünde yokluğun karanlığı engel olurdu
Kâinatın varlığına sebep olan feyiz onunla geldi; işin özü budur
Bu toprağın parıltısıyla yokluğun koyu karanlığı silinip gitti
Varlıkların gözünü açan dayanak, bu toprağın sürme(lenme)si gibidir bu
En değerli misk bile bu toprağa kıymet bakımından denk değildir
Yaratılış eli onu baştan başa nurla yoğurmuş, tertemiz kılmıştır
Saadet bakımından göklerin atlasını/feleğini kat kat aşmıştır
Çünkü burası Allah’ın sevgilisinin istirahat ettiği yerdir
Yücelikte arşı bile aşmış, üstün gelmiş bir makamdır bu
Ey Fenni! Bu en kutsal toprak, o yüce sultanın makamıdır
Bir avuç toprağını ne güneşle ne de ayla değiştirmem
Kim buraya yüz sürerse elbette feyz alır, nasiplenir
Edebe riayet şartıyla gel ey Nâbî bu dergâha,
Kutsiyetlerin tavaf ettiği, peygamberlerin öptüğü yerdir bu (burası)
Medine-i Münevvere yolunda Nâbî’ninkine Fennî’nin tahmisen yazdığı naatı da okuyacak ve iki naatın birliğinde yepyeni manalara erişecek olanlara ne mutlu!
Peygamber Aleyhisselam’ın Ravza-i Mutahhara’sına ve huzuruna varırken bu naatları kendi edebinin teyidine ve tahkimine vesile bilerek mırıldanacak olan ziyaretçilere ne mutlu!
Bedenen değilse de zihnen orada bulunanların, umreden evlerine döndükleri halde hâlâ Mekke’den ve Medine’den ayrılamayanların nasiplerini de unutmayalım elbette. Çünkü söz konusu çift katlılık özleme de kendiliğinden dahildir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.