Papa gelmiş neyime

04:0029/11/2025, Cumartesi
G: 29/11/2025, Cumartesi
Ömer Lekesiz

Papalık Hristiyanlığın en büyük ve politik olarak bağımsız bir kurumudur. Bu kurumun başındaki kişiye de papa denir. Geçtiğimiz Nisan ayında ölen papa, Hıristiyanlıkta yeni dispozitifin belirlendiği 1. İznik Konsili’nin (20 Mayıs – 25 Temmuz 325) 1700. yıl dönümünde İznik’te olmayı planlamış, ömrünün vefa etmeyeceğini anlayınca kendisinin yerine geçecek olan Papa 14›üncü Leo’ya bu yönde vasiyette bulunmuş. Bu vasiyet üzere yeni Papa geldi, devlet töreniyle karşılandı, İstanbul’da papaca temaslarda

Papalık Hristiyanlığın en büyük ve politik olarak bağımsız bir kurumudur. Bu kurumun başındaki kişiye de papa denir.

Geçtiğimiz Nisan ayında ölen papa, Hıristiyanlıkta yeni dispozitifin belirlendiği 1. İznik Konsili’nin (20 Mayıs – 25 Temmuz 325) 1700. yıl dönümünde İznik’te olmayı planlamış, ömrünün vefa etmeyeceğini anlayınca kendisinin yerine geçecek olan Papa 14›üncü Leo’ya bu yönde vasiyette bulunmuş.

Bu vasiyet üzere yeni Papa geldi, devlet töreniyle karşılandı, İstanbul’da papaca temaslarda bulundu, şimdi İznik’te bir ayin yapacak, sonra biraz daha gezecek ve Vatikan’a dönecek.

Anadolu’yu yurt edinmiş atalarına varis olma şuurunu taşıyan her Müslüman Türk gibi bizim de söz konusu ziyarete, ayine ve ilgili hareketliliğe tepkimiz “Papa gelmiş neyime…” deyişindeki manaya denk düşmektedir.

Ancak bu deyiş, Papa’yı ve ziyaretini önemsememeyi de ima ettiğinden, “Kimlik siyaseti çağdışıdır” teranesini ekranlarda höykürenlerin, “Mal bulmuş Mağribi gibi” sarılacakları bir husus olmaya açıktır.

Kimlik siyasetini tu kaka ilan eden bu soytarıların, Osmanlı’nın Haçlı ittifakı tarafından yıkılışın ilk adımı olan Karlofça Antlaşması’ın yapıldığı (1699), Karlofça kasabını görmelerini, hatta meslek ve meşreplerine aykırı gelmeyeceğini sandığımızdan tam da anlaşmanın imzalandığı yere inşa edilen kilisede bir ayine katılmalarını önererek, söz konusu deyişi asıl “İznik, Süleyman Şah’ın onu fethedip başkent yaparak Anadolu Selçukluları’nı kurduğu (1078) günden beri bizimdir ve inşallah hep bizim olacaktır. Papalar İznik’le neyi kaybettiklerini anlamak için gelebilir ve gidebilirler. Nitekim yeni Papa da gelmiştir ve gidecektir” anlamında kullandığımızı peşinen söyleyelim.

Fakat bizim bu müstağniyâne tutumuzun, gözlerinin ellerindeki telefonlarına takıla kalması nedeniyle bir elektrik direğine tosladıktan sonra ancak telefon direğinin ne olduğunu yapay zekaya sorma ihtiyacı duyanlarca paylaşılamayacağının da farkındayız. Zira görünen köy kılavuz istemez yani Papa kimdir, Papalık nedir, İznik Konsili Nedir, İznik Su Altı Bazilikası nerededir?... vb. sorularına ve cevaplarına basılı, dijital ve sosyal medyada bugünlerde hatırı sayılır bir yerin ayrılması bunun göstergesidir.

Söylemeyi ihmal etmeyelim, konuyu başka bir cepheden sorgulayanların sayısında da artış var. “Türkiye’deki misyoner faaliyetleri hızla artıyor” haberine tutunarak, emanetçilik ve korumacılık tahtında şecaat, dini gayret, milli bilinç… vb. kelimeler zikrettiğimiz yerlerde o kişilerce bol kesen sarf ediliyor. Bu sosyal medya mücahitlerinin dini rekabet ve dindar kazanma anlamında Hıristiyan misyonerliğinin İslam’ın hemen doğuşunda başladığını bilip bilmemeleri bir yana, ABD’nin misyonerlikle Osmanlı mülküne nasıl demir attığını bildiklerini de hiç sanmıyoruz. Eğer biliyor olsalardı Uygur Kocabaşoğlu’nun Anadolu’daki Amerika - Kendi Belgeleriyle 19. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Amerikan Misyoner Okulları adlı -alanında neredeyse tek olan- eserinin (Arba, 1989) bilmem kaç binici baskıya ulaşmış olması gerekirdi.

Neyse, biz malum ziyaretle ilgili müstağniliğimizi sürdürerek, çeşitli vesilelerle birkaç yazımıza işlediğimiz İznik’e tekrar bakalım.

Yeni Papa’nın bir ayinle hatırasını yeniden güncellemeye çalışacağı İznik, her şeyden önce dini kavgalarla ayrılığa düşen Roma İmparatorluğu tebasını birleştirebilmek için Hıristiyanlığı din olarak seçen ya da Hıristiyanlığı devlet dini katına taşıyan I. Konstantin’in (ö. 337), aynı zamanda Hıristiyanların kendi aralarındaki akidevi ihtilafların doğurduğu yeni bir karışıklıkla yüz yüze gelince, o ihtilafları gidermek için 318 Piskopos Baba’yı topladığı yer olması bakımından önemlidir.

Bu konsilde İsa’nın tanrı olmadığına dair -bizim tevhit anlayışımıza yakın bir- görüşü savunan Ariusçular tasfiye edilmiş ve dolayısıyla Tanır’nın oğul İsa olarak bedenlendiği görüşü benimsenmiştir. Fakat tevhit inancı esasında ilk resmi kırılmayı ifade ediyor da olsa bu konsilde şimdiki teslisin kurumlaştırıldığını da sanmayalım, zira bunun için İslam’ın yayılması; Halife Abdülmelik’in Kudüs’te Kubbetüssahre’yi yaptırması ve bununla eş zamanlı olarak İsa sureti taşıyan Roma parasını kullanmayı bırakıp, tevhidi epigrafların işlendiği İslam parasını bastırması gerekecektir (691).

İznik’i değerli kılan ikinci husus, Davud el- Kayserî’nin başmüderrisliğinde, Osmanlı tanımlı kadı (fakih), kazasker ve ulemanın yetiştiği ilk medreseye mekan olmasıdır.

Biz bu İznik’i ne yaptık? İlk medresenin, camilerin, hamamların, çini fırınlarının… şimdi yarısının toprağa gömülü olduğu İznik’i soruyorum.

Lütfen “Papa geldi Papa gitti” şamatasını bir yana bırakalım da hâle bakalım hâle!

#Papa
#İznik
#Ömer Lekesiz