Tac Mahal’de bir Ramazan Programı yapmak

04:0029/01/2026, Perşembe
G: 29/01/2026, Perşembe
Ömer Lekesiz

Tac Mahal’de bir Ramazan programı yapmak, benim hayalimdir ve ferdî bir hayal olması bakımından da “işin mi yok kardeşim” itirazına açıktır. Ancak, Kur’an’ın inzalinin başladığı ve önceki ümmetlere farz kılınan orucun Peygamber Aleyhisselam’ın -mensubu bulunduğumuz- ümmetine de farz kılındığı ay olarak Ramazan’ın mana ve ibadet esasında hiçbir değişikliğe uğramamakla birlikte, yaşanmasının belli kültürel etkilerle bölgeden bölgeye farklılaştığını, buna göre sabit bulunan ilk maksadının da yine zaman

Tac Mahal’de bir Ramazan programı yapmak, benim hayalimdir ve ferdî bir hayal olması bakımından da “işin mi yok kardeşim” itirazına açıktır.

Ancak, Kur’an’ın inzalinin başladığı ve önceki ümmetlere farz kılınan orucun Peygamber Aleyhisselam’ın -mensubu bulunduğumuz- ümmetine de farz kılındığı ay olarak Ramazan’ın mana ve ibadet esasında hiçbir değişikliğe uğramamakla birlikte, yaşanmasının belli kültürel etkilerle bölgeden bölgeye farklılaştığını, buna göre sabit bulunan ilk maksadının da yine zaman içinde ona has olarak eğitim, toplu zikir, eğlence… vb. faaliyetleri yüklendiğini söylediğimizde söz konusu itirazlar umarım biraz geriye çekilecektir.

Hayır hayır Direklerarası’nın ortaoyunlarından, meddah gösterilerinden, gölge oyunlarından… söz etmeyeceğim gibi, kandiller yakmadan, fener alaylarından, iftariyelerden, arife çiçeklerinden… de söz etmeyeceğim. Yukarıda zikrettiğimi yeni “faaliyetler yüklenme” esasında maksadımı son derece pratik ve güncel bir örnek üzerinden ileteceğim.

Albayrak Medya’nın hatırlı kuruluşlarından biri olan TVNET, yakın geçmişte üç Ramazan programını Kudüs’te (2016), Endülüs’te (2019), Semerkant’ta (2022) yaptı.

Bu programlarla, zikredilen şehir ya da beldelerde Ramazan ayının nasıl yaşandığı da ekrana aktarılmakla birlikte, asıl her bir mekanın İslam ümmetinin tarihindeki yerinin günümüz Müslümanlarına anlatılması hedeflendi. Böylece TVNET’in bu üç programı Ramazan merkezli olarak coğrafi ve tarihi bilgiye ya da eğitime dönüştürüldü.

Bu eğitim, Yahudilerin ağır işgal ve kuşatmaları nedeniyle Kudüs’te değilse de Endülüs ve Semerkant Ramazan Programı’nda, bölgedeki belli başlı coğrafi ve tarihi mekanlarla, hayat mühürlerini buralara vurarak ahirete göçen sahabe, han, alim, mütefekkir ve mutasavvıfların mâmurelerinden, medreselerinden, merkatlarından, makamlarından, türbe ve kabirlerinden alınan kısa görüntülerle ve buralara / bu şahsiyetlere dair özlü sohbetlerle daha da zenginleştirildi.

Dolayısıyla Albayrak Medya’nın değerli sahiplerinin ve zikrettiğim programların zahmetini nazari ve pratik düzeylerde omuzlayan İbrahim Karagül, Ömer Karaca, İsmail Halis ve daha birçok “meselesi olan” ismin sadece bir ufuk iken bizzat nazara çekiverdikleri bu Ramazan programları, aynı zamanda coğrafi ve tarihi boyutlarıyla ümmetin halihazırdaki bilgisini edinmeye de kapı açtı. Böylece, sadece bir Ramazan programı yapılmış olunmadı, İngilizlerin telkiniyle unutturulan coğrafyamız ve tarihimiz belli bir düzeyde sûretlendirildi, ama bundan çok daha önemlisi bunlar mevcut tasavvur dünyamıza yeniden eklendi.

TVNET’in zikrettiğim Ramazan programlarında, asıl ilgililerine göre çok küçük de olsa bir katkıda bulunmuş olmaktan bana kalan ise, yazı başlığımı oluşturan konudaki hayalin doğması ve yaşaması oldu.

Beyan ettiğim minvalde sözümü sürdürecek olursam, asıl mesele yine Tac Mahal’de bir Ramazan programı yapmış olmak değildir. Bilakis, bugünlerde Müslüman dünyaya karşı Yahudiler ve Batılılarda yeni ittifaklar kurarak, ABD üretimi İslamofobi’nin Hint alt kıtasındaki temsilcisi olmaya yeltenen Hindistan’ın mazisinin, hal ve hakikatinin bilinmesidir.

Hindistan…

Gazneli Mahmud’un (971-1030) başlattığı seferlerle Müslümanlara açılmış, Gurlulardan Kutbeddin Aybeg’in ilk Türk-İslam varlığını burada tesis etmesiyle mülkleşmiş (1206), Şah Timur’un atları 1397 yılından itibaren burada yaylamış ve son Türk-İslam mührü ise ona Zahirüddin Muhammed Babür tarafından vurmuştur (1526).

İşte Tac Mahal, Ekber Şah, Şah Cihan ve Cihangir’in hükmünde büyüyen Babürlüler Türk-İslam İmparatorluğu’nun en değerli nişanlarından biridir. Agra şehrinde bulunan Tac Mahal, Şah Cihan tarafından 1631-1654 yıllarında inşa edilmiştir. Şah Cihan’ın onu, on dördüncü çocuğunu doğururken vefat eden eşi Ercümend Bânû Begüm’ün (sanı: Mümtaz Mahal) anısına inşa ettirmesi nedeniyle bir sevgi abidesi olarak da nitelene gelen Tac Mahal, bu bağlamda iddia edildiği gibi “tesellinin sanat ve mimariye yansıması” olduğu kadar, doğum esnasında ölmesi nedeniyle “Bânû’nun gitmiş olabileceği cennetin de adeta yere indirilmesidir”.

Sonuç olarak İngiltere tarafından 1858’de işgal edilen Babürlüler’den geriye, Pakistan’dakiler dışında bugün itibariyle yaklaşık 200 milyon Müslüman kalmıştır. Her an zulme, tacize, tahkire ve katledilmeye hazır gürlen 200 milyon Müslüman!

Benim Tac Mahal’de bir Ramazan programını hayal etmemin sebepleri de bunlar olsa gerektir.

Diğer bir ifadeyle hayalini kurduğum Ramazan programında o muhteşem Tac Mahal, bir kekin içindeki üzüm tanesinden ibarettir.

Asıl olan kazandığımız ve yitirdiğimiz bir dünyanın siyasi ve kültürel bir envanterini mümkün olabildiğince çıkararak, onu Müslümanların tasavvuruna yeniden sunmaktan ibarettir.


#aktüel
#hayat
#Ömer Lekesiz