Gülümsemesi ters dikilen hayatlar

04:007/02/2026, السبت
G: 7/02/2026, السبت
Özgür Bayram Soylu

Her şey, Çin’in üretim başkenti Yiwu’daki “Happy Sister” fabrikasında, bir işçinin dikiş iğnesini planlananın tam tersi bir açıyla kumaşa batırmasıyla başlıyor. Ay Yeni Yılı ve “At Yılı” kutlamaları için tasarlanan, aslında neşeyle sırıtan bir figür olması gereken kırmızı peluş atlar, bir üretim hatası sonucunda yüzünde derin bir keder taşıyarak banttan iniyor. Ağız kısmı ters dikilmiş, burun deliklerinden sanki sessizce yaş sızan “Ağlayan At”, modern hayatın yüz ifadesine dönüşüyor. Başlangıçta

Her şey, Çin’in üretim başkenti Yiwu’daki “Happy Sister” fabrikasında, bir işçinin dikiş iğnesini planlananın tam tersi bir açıyla kumaşa batırmasıyla başlıyor. Ay Yeni Yılı ve “At Yılı” kutlamaları için tasarlanan, aslında neşeyle sırıtan bir figür olması gereken kırmızı peluş atlar, bir üretim hatası sonucunda yüzünde derin bir keder taşıyarak banttan iniyor. Ağız kısmı ters dikilmiş, burun deliklerinden sanki sessizce yaş sızan “Ağlayan At”, modern hayatın yüz ifadesine dönüşüyor. Başlangıçta Ay Yeni Yılı’nın yüksek enerjisini temsil etmesi beklenen bu oyuncak, bugün milyonlarca beyaz yakalının “ofisteki iç sesi” olmayı başararak post-modern tükenmişliğin peluş kürsüsüne dönüşmüşe benziyor.

Türkiye’deki enflasyon ortamında, çalışanların maaşlarının erimesi ve alım gücünün düşmesi, bu figürün temsil ettiği karşılıksız emek hissiyle birebir örtüşüyor. Çin’de bu oyuncak, uzun saatler çalışan ve emeğinin karşılığını alamadığını düşünen” çalışanları tanımlayan bir simgeye dönüşmüş durumda. Oyuncağın aslında gülen bir yüzle ve Ay Yeni Yılı kutlaması için neşe saçacak bir süs olarak tasarlanmış olması, ancak işçilik hatasıyla “üzgün” bir ifadeye bürünmesi çalışanın trajedisini yansıtıyor. Malum Türkiye’deki çalışanlar için de benzer bir “beklenti-gerçeklik” çatışması söz konusu. İyi bir eğitim veya sıkı çalışma karşılığında beklenen refah seviyesi (gülen yüz), ekonomik kriz ve enflasyon (üretim hatası/sistem sorunu) nedeniyle yerini hayatta kalma mücadelesine ve mutsuzluğa (ağlayan yüz) bırakmış durumda.


“996” DÜZENİ

Çin’de bu oyuncağın Weibo’da 100 milyon görüntülenmeye ulaşması tesadüf değil. Çin iş dünyasının meşhur “996” düzeni (sabah 9’dan akşam 9’a, haftada 6 gün çalışma), teknoloji devleri tarafından kutsansa da beyaz yakalılar üzerinde devasa bir tükenmişlik katmanı oluşturmuş durumda. Sosyal medyada bu durumu tanımlamak için kullanılan “ niu tou ma mian “ (öküz ve at) benzetmesi, ağır yük taşıyan ve emeğinin karşılığını alamayan modern köleleri temsil ediyor. RedNote platformundaki kullanıcıların “İşteyken aynen böyle görünüyorum” şeklindeki yorumları, bu kırmızı peluşun neden bir dijital totem haline geldiğini kanıtlıyor. Şanghay’da bir plazada sabahlayan yazılımcı için “Ağlayan At”, sadece bir oyuncak değil; sistemin içindeki pitoresk yorgunluğun bir aynasıdır.

“Ağlayan At”ın Çin’deki satış fiyatı küresel piyasalarda bir kahve fiyatına denk gelse de Türkiye’nin makroekonomik cinnetinde durum çok daha vahim bir hal alıyor. Çin’deki meslektaşları yorgunluktan ağlarken, Türkiye’deki beyaz yakalılar bu kederi yoksunluk ile harmanlıyor. Kira artışları ve alım gücü kaybı sarmalında, 5 dolarlık bir oyuncağa sahip olmak bile bir lüks tüketim tercihine dönüşüyor. Kendi yasını tutmaya vakti olmayan Türk beyaz yakalısı, kederini 5 dolarlık bir peluşa “outsource” ediyor. Çin’de aşırı çalışmaktan ağlayan bu at, Türkiye şubesine geldiğinde muhtemelen kredi kartı ekstresi ve kira kontratı gördüğü için hıçkırıklara boğulabilir.


MODERN ÇALIŞANIN GERÇEKLİĞİ

Yüksek baskı altındaki toplumlarda bu peluşun “iyileştirici bir etkisi” olduğu iddia ediliyor. Ancak bu iyileşme, sorunu çözmekten ziyade, yoksullaşma depresyonuna bir ortak bulmanın verdiği o buruk rahatlamadan ibaret. 2010’larda elinde karton bardakla “kariyer” kovalayan beyaz yakalı, bugün evden getirdiği sandviçi yerken tek başarısını “ay sonunu çıkarabilmek” olarak tanımlıyor. Statü, yerini sessiz bir proleterleşmeye bırakıyor. Küresel ölçekte sıradan bir obje olan 5 dolarlık bir peluş, yerel ekonomide indirim günleri kollanarak alınan bir “psikolojik yatırım aracına” dönüşürken, tüketim artık ihtiyaçtan çok moral tamiri işlevi görüyor. Şanghay’da 996 düzeninin altında ezilen yazılımcı ile İstanbul’da gece yarısı bile WhatsApp’tan kopamayan pazarlama uzmanı, dilleri ve coğrafyaları farklı olsa da aynı ters dikilmiş gülümsemede buluşuyor.


ÇİRKİN-SEVİMLİ AKIMI 

Bugün Pop Mart’ın Labubu karakteriyle zirveye ulaşan “ugly-cute” (çirkin-sevimli) akımı, kusursuzluk illüzyonunun çöküşünü temsil ediyor. Filtreli sosyal medya paylaşımlarının ve zoraki kurumsal pozitiflik eanslarının artık kimseye inandırıcı gelmediği bir dönemdeyiz. Ekonomik belirsizlikler, estetik algısını da haliyle giderek gerçeğe yaklaştırıyor. Düşünün ki “Ağlayan At”, kusursuz bir gülümseme artık şüphe uyandırdığı için bu kadar seviliyor. Gerçeklik artık, ters dikilmiş bir ağız kadar samimi ve estetikten uzak. İroninin zirvesi ise patron Zhang Huoqing’in meseleye yaklaşımında gizli. Hatanın kim tarafından yapıldığını bulamadığı için değil, aslında böyle bir “suçlu” aramanın anlamsızlığını fark ettiği için tek bir çalışanı cezalandırmak yerine tüm ekibe ikramiye vermeyi tercih ediyor. Çünkü ortada bireysel bir ihmalden çok, sistemin hızına, baskısına ve tekrarına ilişkin bir yanlışlık var. Bu tavır, modern kurumsal dünyanın KPI tabloları, performans puanları ve ceza refleksiyle örülmüş kültürüne atılmış zarif ama sert bir tokat niteliğinde.

Kabul edelim: Hepimiz sistem tarafından kusursuz “gülümseyen atlar” olarak pazarlandık; ancak hayatın sert dikişleri ağzımızı biraz ters dikti. Şimdi plazalarda, tıpkı o kırmızı peluş gibi, yanlış dikilmiş gülümsemelerimiz ve burun deliklerimizden sızan gizli yaşlarla dolaşıyoruz. Her sabah alarmı erteleyip işe giderken aynaya baktığınızda, içinizdeki o ağlayan atı selamlamayı unutmayın; çünkü bu hatasızlık tiyatrosunda o, geriye kalan en dürüst parçanız.

Bizde “insan, taşımadığı yükü hafif sanar.”

#Çin
#Ekonomi
#Toplum
#Özgür Bayram Soylu