İsrail hükümeti, Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar ’ın girişimiyle 1915 hadiselerini “ Ermeni Soykırımı ” olarak tanıma kararı aldı. Kararın gerekçesi tam bir stand-up şov şakası gibi: “Tarihî ve ahlaki sorumluluk.” İsrail ve ahlak , Siyonizm ve ahlaki sorumluluk, Netanyahu ve 11 yıl önce hayatlarını şu veya bu şekilde kaybetmiş Yahudi olmayan insanlara yönelik bir insani duygu. Ne diyelim, doğrusu Gazze kasabının, apaçık ve halen devam etmekte olan bir soykırımın failinin bu konuyu bu şekilde kullanmış
İsrail hükümeti,
Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar
’ın girişimiyle 1915 hadiselerini “
” olarak tanıma kararı aldı. Kararın gerekçesi tam bir stand-up şov şakası gibi:
“Tarihî ve ahlaki sorumluluk.”
, Siyonizm ve ahlaki sorumluluk, Netanyahu ve 11 yıl önce hayatlarını şu veya bu şekilde kaybetmiş Yahudi olmayan insanlara yönelik bir insani duygu.
Ne diyelim, doğrusu Gazze kasabının, apaçık ve halen devam etmekte olan bir soykırımın failinin bu konuyu bu şekilde kullanmış olması Türkiye’ye büyük bir destek sayılabilir.
Soykırımcı İsrail elbette hiçbir şekilde ve hiçbir konuda hiçbir teşekkürü veya takdiri hak etmiyor. Ama bu konuda yaptığı bu absürt çıkış şimdiye kadar Ermeni soykırımı meselesinin nasıl bir uluslararası siyasal istismarın konusu olarak kullanılmış olduğunu ifşa eden bir itiraf gibi.
Bilerek ve isteyerek olmasa da Türkiye’ye büyük bir destek sağlamış oldu.
Soykırım suçlaması için Türkiye’nin de kabul ettiği bir mahkeme olsa Türkiye’nin aleyhine şahitlik edecek olan yeter ki İsrail olsun.
Bugün Gazze’de tarihin canlı yayınlanan en büyük toplu kıyımlarından birinin sorumlusu olan İsrail.
Dünyanın gözü önünde. Her gün, her saat, her dakika, çocukların öldürüldüğü, hastanelerin vurulduğu, doktorların hedef alındığı, öğretmenlerin, gazetecilerin, yardım görevlilerinin, kadınların, yaşlıların sistematik biçimde yok edildiği bir vahşetin faili İsrail.
Yaptıkları yüz yıl sonra açılacak arşivlerden öğrenilmiyor.
Tarihçilerin tartışmalı yorumlarından çıkarılmıyor. Varsayımlara dayanmıyor. Bizzat kayda geçiyor. Görüntüleniyor. Belgelendiriliyor. Uluslararası kuruluşların raporlarına giriyor. Mahkeme dosyalarına dönüşüyor.
Bütün bunlar yaşanırken Netanyahu hükümetinin kalkıp Türkiye’ye karşı “Ermeni Soykırımı” kartını masaya sürmesi, Türkiye aleyhine bir kanaat oluşturmaz,
ancak katilin kaçmak için son koz olarak aldığı rehine gibi.
O rehineyi, Ermeni soykırımı iddialarını onun gibi katillerin elinden kurtarmak gerek.
Esasen yıllarca Ermeni soykırımı iddialarının ahlaki konumu bundan ibaret olmadı mı?
Parlamentolarında bu iddiaları kabul eden ülkelerin hepsinin taze sömürgeci bagajlarında sayısız insanlık suçları vardı. Halen İslam dünyasında demokrasinin yokluğunun, kanlı diktatörlerin ayakta kalmalarının başlıca sorumluları ne hikmetse bir asrı geçmiş bir olayı bütün günahlarından arınmanın kapısı haline getirmiş durumdaydı.
Hiçbirinde yüz yıl önce yaşanmış acılara dair zerre empati duygusu veya derdi yoktu. Esasen yüz yıl önce yaşanmış olanın ne olduğunu kimsenin gerçek anlamda bildiği de yoktu.
Ama bugün kendilerine yakıştırdıkları bir üstünlüğü mevhum tarihsel kurgularda buluyorlardı.
Bugün dünyanın gözleri önünde işlenen suçları görmeyip, yüz yıl önceki yüz on bir yıl önce yaşanmış, bütün tarafları tarihe karışmış, tanıkları kalmamış, dönemin şartları üzerine tartışmalar hâlâ devam eden, yeni belgeler ortaya çıktıkça yeni yorumlara açık hadiseler üzerinden ahlak dağıtan bir siyaset dili, sonunda insanların bütün insan hakları söylemlerine olan güvenini de tüketiyor.
Esasen bu hamlelerin herşey bir yana, insanlığın ortak vicdanına karşı işlenmiş ayrı bir saygısızlık tarafı vardır.
Çünkü bugün işlenen bir suç karşısında sessiz kalanların, yüz on bir yıl önceki hadiseler adına insanlığa ders vermeye kalkışmaları, adalet duygusunu güçlendirmiyor; tam tersine ona iyice kastediyor.
İşin enteresan tarafı, İsrail’in yıllarca soykırım kavramını sadece kendisine Holokost olarak hasretmiş olması dolayısıyla Ermeni soykırımı terkibini kabul etmeye hiç yanaşmamış olması.
Sadece Ermeniler değil, başka hiçbir kavmin soykırım iddialarını hiçbir zaman dikkate almamıştır İsrail. O olayı ancak kendi soydaşları yaşamış olabilirdi çünkü.
Daha doğrusu soykırım iddialarından ürettiği muhteşem politik kazanç üzerinde bile kurduğu tekeli korumayı daha fazla önceledi İsrail.
Bu sayede ABD’deki Ermeni lobilerine karşı Türkiye’nin yanında duruyor gibi görünmekten dolayı Türkiye’ye sürekli bir borç da çıkardı. Böylece soykırım söylemlerinin her yanından yararlanma konusunda hayret verici bir performans gösterdi.
Türkiye de yıllarca İsrail’in bu sahtekar-dolandırıcı tutumuna karşı bir borçluluk hissetti.
Oysa o zaman da hep söyledik. Bu dolandırıcı tutumlarla çıkarılan borçlar karşısında Türkiye’nin yapacağı tek şey bu oyuna gelmemek, o borcu tanımamaktır. Bu sahtekarlıkları deşifre etmek, sözümona soykırım hassasiyetlerinin ardındaki ikiyüzlülüğü ifşa etmek, tamam. Tarihin konusu olan bir konudan günümüze borçlar çıkarmak ama günümüzün soykırımlarına kayıtsız kalmanın ikiyüzlülüğünü yüzlerine vurmak lazım sürekli.
Bu arada Ermenilerle ne yaşanmışsa onu günümüze böyle bir borç konusu olarak getirmek Türklerle Ermenilerin sorunlarını çözmüyor.
Hala birlikte yaşamak zorunda olan halkların geçmişte takılıp kalmaları geleceği birlikte inşa etmelerinin önündeki en büyük engeli oluşturuyor.
Bu noktada Ermenistan Başbakanı
Nikol Paşinyan’ın tavrı kanaatimce olabilecek en makul ve en şık cevap oldu.
Açıklamaları dikkatle okunduğunda, aslında Ermenistan’ın da yavaş yavaş bu istismarı fark ettiği görülüyor.
İsrail’in kararını bir diplomatik zafer gibi sunmak yerine, Ermeni meselesinin jeopolitik mücadelelerin aracı haline getirilmesine mesafeli durmayı tercih etti.
Son yüz yıl boyunca Ermeni meselesinin çoğu zaman Ermenilerden çok başkalarının elinde kullanıldığına dair bir bilincin tezahürü oldu tavrı.
Kimi zaman Rusya’nın, Kimi zaman Fransa’nın, kimi zaman Amerika’nın, bugün de İsrail’in hesaplarında. Paşinyan’ın gördüğü şey de budur. Ermeni halkının acılarının, başka devletlerin Türkiye ile hesaplaşma aracına dönüştürülmesi.
Bu mesele ancak Türklerle Ermeniler arasında konuşularak anlamlı bir zemine taşınabilir.
Nitekim son yıllarda Erivan’dan gelen bazı açıklamalar da,
tarihin esiri olarak yaşamaktan ziyade geleceği kurma iradesinin ağır bastığını gösteriyor.
Bu ülkelerin hiçbirinin Ermeni halkına zerre empatisi, merhameti ve yakınlığı yoktur. Olmadığını mesela Fransa 2. Dünya Savaşı’da ön cepherele mayın savıcı olarak Ermenileri sürmesi yeterince göstermiştir. Diğerlerine hiç değinmeyelim.
Bu bakımdan
’ın bu tavrının telaffuz edilmiş olmasına vesile olduğu için İsrail bilmeden ve istemeden de olsa hakikatin ortaya çıkmasına hizmet etmiştir. Teşekkür edecek değiliz tabi.
#İsrail
#Sözde Ermeni Soykırımı
#Yasin Aktay