
Ahmet Tabakoğlu hocadan (Allah başımızdan eksik etmesin) işitmiştim. Gençlik zamanlarında arkadaşlarıyla çok memleket (toplum) meselelerine kaptırınca Emin Işık Hoca (Allah nur içinde yatırsın) onlara “siz kendinizi kurtarın, memleket kurtulur” demiş.
Emin Hocanın önerisi iktisadın babası kabul edilen Smithvari bir öneri gibi görünüyor. Yanlış anladığımız medeniyet değerlerimiz zaviyesinden canfedalar için bireye fazla alan açıyormuş gibi buruk bir tat bırakıyor. Ama gerçek şu ki ehil ve cemaat olmanın anlamını kaybedip arafa düşmüşüz.
Meselelere dengeyi bozarcasına kapılanlar için sarsıcı olan bu uyarıda incelikler var.
İncelikler var derken öyle “kendini kurtarmak toplum üzerinden yükünü indirmektir” gibi konuya yüzeysel bakacak değilim.
Çünkü Emin Hoca biliyordu ki karşısındaki gençler kapasiteleriyle kendilerini de memleketi de kurtaracak gençlerdi.
Dahası kendilerini kurtarırlarsa memleketi kurtaracak gençlerdi. Çünkü o gün; bu toplumun kendi değerlerine sırtını dönmemek ve bu topluma değer atfedip lehine çalışmak kabahatti. Bu toplumun bekasını gene bu toplumda bulmak dışlanma nedeniydi.
Açıkçası o gençlerin kendileri için eşiği aşmaları memleket için büyük bir eşiğin aşılması demekti. Yani Emin Hoca çiğ bir kariyer önerisinde bulunmuyordu.
Şimdi ise işler tam tersine döndü. Memleket bir tarafa bırakıldı. Tabakoğlu Hoca o günün gençlerini bugünün gençleriyle karşılaştırırken bir defasında bunu çok veciz söylemişti; “o günkü gençler memleketi kurtarmak istiyorduk, şimdiki gençler kendini kurtarmak istiyor.”
Evet, herkes kendi kariyerinin derdine düştü. Düştü de o aynı ruhla değil. Zaten ben de öyle olduğu için Emin Hoca Merhumun sözünü hatırlattım.
Kendini kurtarmak için kendini kurtarmak yanlış değildir. Ama toplumu kurtarmak için kendini kurtarmak vizyonunu taşıyan gençler de olmalı. Büyük amaçlar yüklenmeye hevesliler de olmalı.
Birey toplumun, toplum da bireyin; ikbal aksâsının bedenidir.
O günün gençlerinin kapasitesi vardıysa bugünün gençlerine de sunulan imkânlar var. Tüm dezavantajları gidermeye yetecek kadar iyi imkânlar.
Bu hatırlamaların ve hatırlatmaların vesilesi ise Emin Hocanın komşusu merhum Erol Güngör Hoca oldu. Geçtiğimiz haftasonu Erol Güngör Hoca adına KOCAV’ın hazırladığı belgeselin galasında dostlarla sohbet ederken yadıma düştü. Biraz da Erol Güngör Hocanın penceresinden meseleye baktım.
Bu büyük şahsiyetler etrafında birey ve toplum meselesini düşününce de bu tespitler ortaya çıktı.
Ama bazı vecibelerden de söz etmek gerekli. Çünkü bu gençler biz hocalara emanet.
Bazılarımız kendini kurtaran kurtarsın düşüncesiyle sürdürmeye devam edecektir vazifesini. Fakat bazımızın gençleri samimi olarak kurtarması gerekiyor. Önlerindeki ufku onlara gösterebilmesi gerekiyor.
Ve dahası bazımızın hekimâne bir gayretle o gençleri kurtarırken toplumu kurtarması gerekiyor. Toplumun ufkunu onlarla görmesi gerekiyor.
Şimdi kendini kurtaranlar çok görülebilir. Kurtarılanlar da çok görülebilir. Ama toplumun ufkuna gönül gözüyle bakan azsa henüz hala alınacak yol var demektir. Henüz mesele vücut bulmamış demektir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.