Alaska’dan Washington’a Trump’ın barış şovu

04:0020/08/2025, Çarşamba
G: 20/08/2025, Çarşamba
Yeni Şafak
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Avrupalı liderler artık Trump’ın kurallarını belirlediği oyunun esiri durumundadırlar. Azerbaycan ile Ermenistan’ın Washington’da imzaladıkları anlaşmalarla Kafkaslar’daki söz hakları nasıl bittiyse, Avrupa Birliği’nin artık Ukrayna sahası, Kırım ve Karadeniz’de de söz hakkı kalmamıştır.

Mehmet Kancı / Gazeteci


Donald Trump, birinci başkanlık döneminde yerleşik diplomatik teamülleri yıkma ve çok taraflı uluslararası kurumları etkisizleştirme tavrını ikinci döneminde de kesintisiz olarak sürdürüyor. Herkesin artık çözüm bulunabileceğine inanmadığı Ukrayna-Rusya Savaşı’nı bitirme girişimi de Trump tarafından benzeri görülmemiş bir şova dönüştürüldü. Bir bakıma Trump’ın bu alanda sanatının zirve noktasına ulaştığını söyleyebiliriz. “Trump Barış Şovu”nun Alaska ve Washington DC’deki ilk iki perdesi birbirinden tarihi anlara sahne oldu. Trump, Rusya Devlet Başkanı Putin’i Alaska’ya davet edip yeniden uluslararası meşruiyet kazandırırken, bir yandan da kırmızı halının etrafına yerleştirdiği F-22 savaş uçakları ile muhatabını ülkesinin askeri kapasitesi ile ezdi. Dahası beraber kırmızı halıda yürürlerken Elmendorf-Richardson Üssü’nün üzerinde beliren B-2 stratejik bombardıman uçağı da Putin’e bir nevi uluslararası toplum önünde aba altından gösterilen sopaydı. Bu uçak modeli, Rusya’nın en yakın müttefiki ve mühimmat kaynağı İran’ın nükleer tesislerinin 22 Haziran’da vurulmasında kullanılmıştı.

KAZANIN DOĞURDUĞUNA İNANANLAR ÖLDÜĞÜNE İNANMIYORLAR

Alaska’da Trump ile Putin arasında üçlü formatta gerçekleşen görüşme, Rus tarafının beklentisinden kısa sürdü. Ruslar 6-7 saatlik bir görüşme beklerken, buluşma üçüncü saatinde tamamlandı ve taraflar ülkelerine döndüler. Belli olan şuydu ki Trump’ın Rusya Özel Temsilcisi Steve Witkoff görevini hakkıyla yerine getirmişti. Görüşme sonrasında düzenlenen basın toplantısında Trump, Rusya’ya yönelik yeni yaptırımların yürürlüğe konmasına gerek kalmadığını vurgularken, en kısa sürede Zelenski’nin katılımıyla üçlü bir toplantı yapılacağını duyuruyordu. Putin’in açıklamalarındaki dikkat çekici husus ise Rusya’nın, Ukrayna için sağlanacak güvenlik garantilerine ikna olduğuydu. Ama ne hikmetse, uluslararası meselelere Avrupa perspektifinden bakan ülkemizdeki pek çok “televizyon yorumcusu” 23 Şubat 2022 günü savaşın başlayacaklarına inanmadıkları gibi barışın da mümkün olduğuna inanmadılar, dahası Alaska Zirvesi’nin başarısız ve sonuçsuz olduğuna inanan hatırı sayılır bir yorumcu kitlesi gördük. Nasreddin Hoca’nın meşhur hikayesinde olduğu gibi kazanın doğurduğuna inananların, kazanın öldüğüne inanmamaları gibi bir durum söz konusuydu.

AVRUPALI LİDERLER SOLUĞU BEYAZ SARAY’DA ALDI

Alaska’daki şovun ilk perdesinin sonuçlarına ikna olmayanları, ABD Başkanı Trump fazla bekletmedi. Sadece 3 gün sonra 18 Ağustos 2025 Pazartesi günü Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, beraberindeki Avrupalı hamileri ile Beyaz Saray’da zuhur etti. Macron, Meloni, Starmer, Von der Leyen ve Merz’in orada bulunma sebepleri, şubat ayındaki gibi Zelenski’nin kıyafetinden başlayarak bir kez daha küçük düşürülmesini önlemek ve Rusya’ya tavizler vereceği bir barış anlaşmasına zorlanmasını önlemekti. Trump ise, Zelenski’yi Beyaz Saray girişinde karşıladığı açılış hamlesinden itibaren oyunu farklı bir şekilde kurdu. Gazetecilerle 26 dakika süren ilk sohbet sırasında Ukrayna Devlet Başkanı’nı rahatlatan bir tavır sergiledi, dahası Şubat ayında kıyafet sorusunu gündeme getiren basın mensubunu da Zelenski’den özür dilemek zorunda bıraktı. Bir sonraki sahne Avrupalı liderlerle aile fotoğrafı çekimiydi. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un vücudunun her santimetrekaresinde yaşadığı gerilimi ekran başındaki milyonlarca kişi dahi fark edebiliyordu. Bu aşama da sorunsuz geçildikten sonra şovun en renkli ve tarihte eşi benzeri görülmemiş sahnesi geldi. Trump, Avrupalı liderleri, Ukrayna Devlet Başkanı’nı, NATO Genel Sekreteri ve Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı’nı bir masa etrafında topladıktan sonra kısa bir konuşma yaptı. Sadece Trump’ın masadaki yeri bir kameranın onu rahatça görebileceği açıya göre ayarlanmıştı. Masadakiler, bu konuşmanın ardından basın mensuplarının salondan çıkarılmasını ve müzakerelere geçilmesini beklerken Trump’tan beklenmedik gol vuruşu geldi. Önce Zelenski’ye söz vermek sureti ile masadaki her hükümet ve devlet başkanı ile kurum temsilcisini konuşmak mecburiyetinde bıraktı. Zelenski ve NATO Genel Sekreteri Rutte, sırtları kameraya dönük kaldıkları için yan dönerek konuşmak dahası şekilden şekile girmek zorunda kaldılar. Trump’ın Alaska’da Rusya Devlet Başkanı Putin ile çizdiği anlaşma çerçevesini neredeyse kerhen onaylamak zorunda kalan ve irticalen konuşmak zorunda bırakılan Avrupalı liderlerin yüzlerine yansıyan şaşkınlıkları saklanamaz boyuttaydı. Özellikle İtalya Başbakanı Meloni’nin mimikleri, içerisine düştükleri tuzağı anlamış, ancak kaçamayacak durumda olduklarının farkındalığına dair tüm belirtileri içeriyordu.

TRUMP’IN OYUNUNDA ESİR OLDULAR

Bu manzara ister istemez aklıma Alaska Zirvesi sonrasında ABD’li Cumhuriyetçi Parti Senatörü Lindsay Graham’ın yaptığı açıklamayı getirdi. Güney Karolayna Senatörü, Alaska’daki görüşmeyi değerlendirirken şu tespitlerde bulunmuştu: “2-3 hafta içerisinde Trump, Putin ve Zelenski’nin katılımıyla üçlü bir zirve yapılacak. ABD’nin hedefi bu yılın Noel’ine kadar (yani 24 Aralık 2025 ) barışı tesis etmektir.” Buradan da anlaşılacağı üzere Avrupalı liderler artık Trump’ın kurallarını belirlediği oyunun esiri durumundadırlar. Azerbaycan ile Ermenistan’ın Washington’da imzaladıkları anlaşmalarla Kafkaslar’daki söz hakları nasıl bittiyse, Avrupa Birliği’nin artık Ukrayna sahası, Kırım ve Karadeniz’de de söz hakkı kalmamıştır. Trump, Avrupalıların ağırlığını Ortadoğu ve Afrika’dan sonra bir cephede daha ortadan kaldırmış bulunuyor. Peki bundan sonra ne olacak?

TÜM GÖZLER ÜÇÜNCÜ PERDEYE ÇEVRİLDİ

Artık gözler, senaristi, yapımcısı ve başrol oyuncusunun Trump olduğu şovun üçüncü perdesine çevrildi. Bu perdenin sahnesinin nerede kurulacağı yani Zelenski’nin Trump-Putin ikilisiyle hangi başkentte bir harita başında buluşacağı en önemli gündem maddesi. Planlanan barış anlaşması üzerinde en fazla tartışma ise muhtemeldir ki Ukrayna’ya sağlanacak güvenlik garantileri üzerinde yaşanacak. Her ne kadar Rusya Devlet Başkanı Putin, güvenlik garantilerine karşı çıkmayacağının sinyalini vermiş olsa da, Kremlin Sarayı NATO ittifakını temsil eden bir yapının Ukrayna topraklarındaki varlığına karşı. ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi Matt Whitaker ise Washington DC’deki görüşmeler öncesinde NATO üyelerinden teşkil edilecek bir koalisyon ya da ittifak gücünün, gerekli güvenlik garantilerini sağlayabileceğini ifade etmişti. ABD Başkanı Trump, tam bu noktada Beyaz Saray’daki görüşmeler sırasında daha önce ülkesinin bu garanti sistemi içerisinde yer almayacağı yönündeki fikrini değiştirdi. Ancak yine de temkinli olmakta fayda var. Büyük ihtimalle sürecin ilerleyen safhalarında Türkiye’nin bu güvenlik garantileri mekanizmasında, tahıl koridorunda oynadığı çapta bir rol üstlenmesi gündeme gelebilir. ABD’nin 2025 yılı bitmeden nihayete erdirmek istediği Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Asya-Pasifik bölgesine yansımasının nasıl olacağı da önümüzdeki günlerin konu başlıklarından biri olacak. Trump’ın yeniden uluslararası meşruiyet kazandırdığı Putin; Çin Halk Cumhuriyeti ve Kuzey Kore ile ilişkilerini sınırlama yoluna gidecek mi? Ve tabii, Alaska Zirvesi’ne geçen emeği nedeniyle Trump’ın teşekkür etme gereği duyduğu Belarus Devlet Başkanı Lukaşenko, bu çabalarının meyvelerini nasıl toplayacak? Trump ve ekibinin sürprizleri, uluslararası ilişkilerde daha önce şahit olmadığımız pek çok yeni vaka ile tanışmamıza gebe.



#Alaska
#Trump
#Zelenski
#Putin