
Gençlerimizin, terör örgütlerine katılımı önlemede en etkili yol olarak toplumsal ve bireysel bilinç oluşturulması, istihdam imkanlarının artırılması ve aile danışmanlığı desteği gibi önerileri ortaya koyması, gençlerin konu ile ilgili çeşitli sosyal ve ekonomik tedbirleri gördüğünü göstermektedir.
Türkiye’de her seçim döneminin vazgeçilmez tartışma konularının başında gençler gelmektedir. Gençlerin siyasal düzlemdeki yeri, siyasete ve siyasetçilere bakışı, oy verme tercih ve refleksleri her zaman en önemli gündem maddelerinden olmuştur. Özellikle ilk defa oy kullanacak olan seçmen kitlesini etkilemek ve gençlerden oluşan bu seçmen kitlesiyle doğru bir iletişim kurmak partilerin seçim stratejilerini oluştururken göz önünde bulundurdukları temel etmenlerdendir. 2023 yılındaki seçimlerde yaklaşık 5 milyon seçmen ilk defa oy kullanmış, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci tura kalmasıyla yalnızca iki haftada bu kitleye
47 bin 523 kişi daha ilave olmuştur. Bu açıdan bakıldığında yalnızca ilk defa oy kullanan seçmenler dahi genel oylar içerisinde önemli bir yere tekabül etmektedir.
Girdiği ilk seçim 3 Kasım 2002’den beri Türkiye’de iktidarda olan AK Parti’nin kurulduğu gün dünyaya gelen bir kişi şu an 23 yaşında hem genel hem yerel seçimlerde ilk oyunu kullanmış bir yetişkin durumundadır. Dolayısıyla bu kitle Türkiye’nin eski dönemlerindeki çekişmelerin, yasakların, vesayetlerin ve siyasi sıkışıklığın değil AK Parti dönemindeki idare ve icraat sosyolojisi ile büyümüş ve siyasal yaklaşımı da bu etkenlerle oluşmuştur. Aynı dönemin sosyolojisine baktığımızda dünya tarihinde teknolojik gelişmelerin belki de en hızlı şekilde gerçekleştiği ve önceki dönemlerle aradaki sosyo-ekonomik farklılığın en derin şekilde hissedildiği bir zaman diliminden bahsettiğimizi söylemek mümkündür. Muazzam bir gelişim ve hızla hayatımıza dahil olan iletişimin gücü ile kilometrelerce uzaktaki bir konuda en hızlı şekilde bilgi sahibi olmak artık sıradan bir iştir. Bu noktada iletişim araçlarını en güçlü şekilde kullanan kitlenin gençler olduğu da tahlil edildiğinde mevcut şartlarda gençlerin siyasal yaklaşımını etkileyecek unsurlar göz ardı edilmemelidir.
GENÇLERE ULAŞMANIN YOLU ŞİRİNLİKTEN Mİ GEÇER?
Siyasal katılmanın en basit hali olan oy kullanma ile siyasal düzleme dahil olan gençlerin de dahil olduğu toplam nüfus içerisindeki gençlik payı siyasi partileri ve liderleri gençlere yönelik bir takım çalışmalar ve faaliyetler üretmeye yönlendirmektedir. Bu durumun bir sonucu olarak seçim dönemlerinde gençlerin bazı sorunlarını çözmeye ya da beklentilerini karşılamaya yönelik bir takım vaatler dikkat çekmektedir. Gençlerin siyasetteki karar verici ve etkileyici rolü arttıkça siyasal iletişim dili değişmekte, özellikle sosyal medya mecralarına önemli yatırımlar yapılmaktadır. Kimi siyasetçileri TikTok videosu çekmeye kadar götüren bu değişim sürecinin genç seçmen miktarının artmaya devam etmesi ile birlikte yeni süreçlere evrilmesi kaçınılmazdır.
Siyasi literatürde artık “gençlere ulaşmak” diye bir kavram bulunduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak bu “gençlere ulaşma” konusu yalnızca iletişim kanallarını güncellemek, gençlerin fazlaca vakit geçirdiği ya da etkilendiği sosyal ağlara dahil olmak, gençlerin gündelik dilde kendi aralarında kullandıkları ifadelerle onlara seslenmek ya da dans etmekle sınırlı kaldığında suni ve yapmacık bir çabadan öte geçememektedir. Siyasetçilerin ve karar alıcıların kendilerini etkilemek için yaptıkları kimi hamleler gençler için olumlu anlamda etkileyici olmaktan çok antipati oluşturmakta ya da bu tavır sahiplerini onlar nezdinde daha gülünç durumlara düşürmektedir. Zira siyaset bizim topraklarımızda her zaman ciddi bir iş olarak görülmüş, özel bir çabayla gerçekleştirilen şirin görünme çabaları toplumun pek çok kesiminde samimiyetsizlik olarak değerlendirilmiştir.
GENÇLİK MEMLEKET MESELELERİNE DUYARSIZ DEĞİL
Peki ne yapmak lazım? Gençlerin yaşadıkları ülkeyle aralarındaki bağın gücünü fark etmek, onların içinde bulundukları çağın meselelerine yönelik yaklaşımlarını öğrenebilmek için nasıl bir yol izlemek gerekir? Pek çok akademik çalışma, saha araştırması ve sivil toplum tecrübesi son yıllarda çizilen umarsız, ilgisiz ve gerçeklikten kopuk genç profilinin aksine gençlerin memleket ve dünya meselelerine oldukça ilgili olduğunu ve bu konularda yabana atılmayacak fikirlere sahip olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede gencin bir fert olarak muhatap alınması ve onun fikirlerine saygı duyularak, kıymet verilerek dinlenmesi çok önemlidir. Bu noktada Türkiye Gençlik STK’ları Platformu tarafından gerçekleştirilen saha araştırmaları ve gençlik forumları önemli bir örneklik taşımaktadır. Ülke gündemini meşgul eden ve özellikle toplumsal bağlamda tartışılan pek çok konuda gençlerin fikirlerini yansıtması açısından titizlikle yapılan çalışmaların sonuncusunda terörsüz Türkiye konusu ele alınmıştır.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ İÇİN NE ÖNERİYORLAR?
Gençlerin Terörsüz Türkiye Algısı ismiyle 15-35 yaş arası 2523 gençle görüşülerek gerçekleştirilen saha araştırması son zamanlarda Türkiye’nin en önemli gündem konularından biri olan Terörsüz Türkiye sürecinin gençler tarafından nasıl anlaşıldığını ifade etmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Söz konusu araştırmaya göre gençlerin yüzde 61,8’i Türkiye’de terör tehdidi olduğunu düşünmekte ve yaş ile eğitim seviyesi arttıkça terörü tehdit olarak algılama oranı yükselmektedir. Terörün toplum nazarındaki olumsuz etkileri ise gençler tarafından sırasıyla sosyal kutuplaşma, ekonomik gerileme, güvenlik kaygısı ve toplumsal dayanışmanın zayıflaması gibi başlıklarla açıklanmaktadır.
Terörle mücadele noktasında gençlerin bu konuyu içselleştirdiği ve katılımcıların yüzde 68’inin gençlerin terörle mücadelede etkili olabileceğine inandığı görülmektedir. Terörsüz bir toplum inşası için en etkin yol olarak eğitim ve bilgilendirme faaliyetleri, sosyal dayanışma çalışmaları ve demokratik katılım olarak görülmüş, bilinçli ve eğitimli bir toplum inşası, eğitimde reform, güven ortamının oluşturulması ve fırsat eşitliği gibi durumlar terörle mücadelenin en etkin yolları olarak saptanmıştır. Terör örgütlerine katılımı önlemede ise en etkili yol olarak gençler, toplumsal ve bireysel bilinç oluşturulması, istihdam imkanlarının artırılması ve aile danışmanlığı desteği gibi öneriler ortaya koymaktadır. Katılımcıların büyük çoğunluğunun (yüzde 66) terörle mücadelede yalnızca güvenlik tedbirlerinin yeterli olmayacağını ifade ediyor oluşu gençlerin konu ile ilgili çeşitli sosyal ve ekonomik tedbirleri gördüğünü göstermektedir.
“Sizce gündelik hayatımızın bir parçası olan sosyal medya üzerinden terör var mıdır?” sorusuna gençlerin yüzde 77,2’sinin “Evet” demesi ve katılımcıların yüzde 50’sinin son bir yıl içinde sosyal medyada terör propagandası içeren içeriklerle karşılaştığını ifade etmesi terör örgütlerinin gençlerin fazlaca vakit geçirdiği mecraları etkin bir şekilde kullandığını göstermektedir. Bu tarz içeriklere karşı gençler aile içi bilinçlenme, güvenli dijital denetim ve dijital medya okur-yazarlığı gibi pek çok strateji önermekte, terör propagandasının yaygınlaşmasının önlemek için yapılabilecek sansür uygulamalarının ise sınırlı ölçüde etkili olacağını ya da hiç etkili olmayacağını düşünmektedir.
KAMU POLİTİKALARININ ŞEKİLLENMESİ ADINA UFUK AÇICI
Türkiye’de siyasetin önemli öznelerinden olan genç kitlenin hem sosyal sorunlara hem dünya meselelerine hem de gelecek tasavvuruna oldukça hakim olduğu bir gerçektir. Bu gerçekliğin siyaset tarafından doğru okunabilmesi kamu politikalarının şekillenmesinde ufuk açıcı bir etkiye sahip olacaktır. Siyasetçiler açısından bakıldığında ise gençlerin kendilerine has beklentilerinin ötesinde memleket meseleleriyle de oldukça haşır neşir oldukları unutulmamalı, icraat ve iddiaları gençlere ulaştıracak zeminler doğru kurgulanmalıdır. Zira seçim dönemlerinde bedava internet vermenin ya da sevdiği sanatçıyı konsere çağırmanın, Türkiye’nin son kırk yılını etkisi altına alan ve ülkemize nice bedeller ödeten terörün bitirilmesi noktasında atılan sahici bir adım olan Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili fikirleri oldukça gerçekçi olan bu genç kitleyi ikna etmeye yetmeyeceği aşikardır.









