
Türkiye'de gıda bankacılığı sistemiyle son kullanma tarihi yaklaşan, paketleme hatası bulunan ya da stok fazlası nedeniyle raflardan çekilen ürünler artık çöpe gitmek yerine ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Belediye, dernek ve vakıflar aracılığıyla ülke genelinde giderek yaygınlaşan model hem israfla mücadelede hem de sosyal dayanışmada önemli bir araç olarak öne çıkıyor.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Meclis'e gönderilen yazılı soru önergesi yanıtında gıda bankacılığı sisteminin önemine dikkat çekti. Bakanlık, son kullanma tarihi yaklaşan ya da çeşitli nedenlerle ekonomik değerini kaybetme riski taşıyan ürünlerin ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması için oluşturulan sistemin aktif şekilde işlediğini bildirdi.
DEĞER KAYBININ ÖNÜNE GEÇİLİYOR
Gıda bankacılığı sistemi; son kullanma tarihi yaklaşmış, üretim ya da ambalaj hatası nedeniyle satışa sunulamayan, ihracat fazlası olan ya da stok fazlası durumuna düşen ürünlerin bağış yoluyla değerlendirilmesini esas alıyor. Bağışlanan ürünler, bu alanda faaliyet gösteren dernek ve vakıflar tarafından toplanıyor, tasnif ediliyor, depolanıyor ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Böylece hem ekonomik değer kaybının hem de çevresel israfın önüne geçilmesi hedefleniyor.
TEMEL İHTİYAÇ ÜRÜNLERİ DAHİL
Sistem yalnızca gıda ürünlerini kapsamıyor. Giyecek, temizlik ve hijyen malzemeleri gibi temel ihtiyaç ürünleri de gıda bankacılığı kapsamında ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabiliyor. Bu yönüyle model, dar gelirli aileler için çok boyutlu bir destek mekanizması niteliği taşıyor.
BELEDİYELER VE STK'LAR SAHADA
Türkiye genelinde birçok belediye ile dernek ve vakıf, gıda bankacılığı faaliyetleri yürütüyor. Yerel düzeyde kurulan depolama ve dağıtım ağları sayesinde bağış zinciri daha sistematik hale getiriliyor. Gıda bankacılığı modeli, bir yandan raflardan çekilen ürünleri ekonomiye yeniden kazandırırken, diğer yandan ihtiyaç sahipleriyle hayırseverler arasında köprü kurarak toplumsal dayanışmayı güçlendiriyor.










