AYM ihlali göz göre göre yaptı
04:00, 04/03/2016, Cuma
Yeni Şafak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AYM’nin Can Dündar ve Erdem Gül hakkında verdiği karara ilişkin eleştirilere, “Anayasayı ihlal eden ben değilim. AYM’nin karar merciinde olanlar bu ihlali maalesef göz göre göre yapmışlardır” dedi. Erdoğan, yeni anayasanın da referanduma götürülmesi halinde milletin bu işi halledeceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Batı Afrika'ya gerçekleştirdiği resmi ziyarette beraberindeki gazetecilere önemli açıklamalarda bulundu.
Seyahate çıkmadan önce yaptığınız açıklamalar Türkiye'de gündemi oluşturdu. Anayasa Mahkemesi'nin kararına itirazlarınız olmuştu, usul ve esastan itirazlarınız nelerdir karara?
Öncelikle Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) kendisini burada adeta birincil mahkemenin yerine koyması yanlış olmuştur. Siz daha yargı süreci bitmemişken devreye giriyor, durumdan vazife çıkartmak suretiyle böyle bir adım atıyorsunuz. Kaldı ki Sayın AYM Başkanı (Zühtü Arslan) daha önceleri, 'Gerekçe açıklanmadan karar açıklanmaz' tezini savunan bir arkadaşımızdı. Kendisi benim sevdiğim, takdir ettiğim bir arkadaştır. Ama ne yazık ki kendi kendine bu tür çelişkilere düşmesi, ülkemiz için hukuk için çok yanlış bir gelişme olmuştur. Burada gerekçeyi açıklamadan, bitmemiş bir yargı sürecini alelacele bitirme konumuna gelmek usule aykırı olduğu gibi esasa da aykırıdır. Burada hem usul bakımından hem esas bakımından sıkıntı var.
MAHKEMEYE NEDEN GÖNDERDİN
Kendisi tabii şimdi bir savunma içerisine giriyor ama bunu savunamazsınız. Kendisi 'AYM'nin verdiği karar her şeyin üstündedir, herkesi bağlar' diyor. Anayasa ve yasa değişikliklerinde evet bağlayıcıdır ama bireysel başvurularla ilgili olarak böyle bir şeyi öne süremezsiniz. Zaten yanlış buradan kaynaklanıyor. 'Gerekçe açıklanmadan karar açıklanmaz' diyordu hep. İşin bu yönü bir yana, karar herkesi zaten bağlıyorsa, neden birinci mahkemeye tekrar gönderiyorsun? Eğer bağlayıcı ise tekrar birinci mahkemeye gitmemesi lazım. Şimdi birinci mahkemeye gittiğine göre, eğer birinci mahkeme kalkar da kararında diretirse AYM'nin verebileceği hiçbir karar yoktur. Nereye gider bu? Bundan sonra oradaki o kişiler, isterlerse AİHM'e gidebilirler. AİHM eğer AYM'nin verdiği istikamette bir karar verirse, o da sadece tazminat bakımından bağlayıcıdır. Devlet de o tazminata itirazlarını yapar veya o tazminatı öder.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/03/04/03/53/resized_527ed-55148f3ferdo.jpg
CASUSLUK OLAYINDAN BAHSEDİYORUZ
Kaldı ki sıradan bir olaydan değil, bir casusluk olayından söz ediyoruz. Bu hafife alınabilecek bir mesele değil. Bu, MİT'in Bayır Bucak Türkmenlerine yönelik atmış olduğu bir adımı deşifre etme girişimidir. Buna kalkışmış olanlar, savcısıyla askeriyle, şu anda cezaevindeler. Görevlerinden alınmış durumdalar. Hal böyleyken, neymiş, bu konuda alınan tedbir, düşünce ve fikir özgürlüğünü ihlalmiş. Bunun düşünce ve fikir özgürlüğü ihlaliyle ne alakası var? Ortada, devletin istihbarat teşkilatının sırlarını ifşa etme; olayları çarpıtma, Türkiye'yi DAİŞ'e yardım eden bir terör örgütü gibi göstermeye kalkışma girişimi var. Kusura bakmayın da, başkalarına uygun görülmeyen bu tür tutuksuz yargılamalar, ülkenin güvenlik sırlarını tehlikeye atanlara karşı uygulanırsa, bunun altından kalkamazsınız.
UZAKTAN YAKINDAN ALAKASI YOK
Anayasa Mahkemesi'ne başvurunuz olmuştu, cevap alabildiniz mi?
Hâlâ alamadık. Sosyal medya meselesi, dershane meselesi gibi konularda AYM yine aynı şekilde tutum aldı. Ondan sonra tutup 'kimse konuşamaz' diyorlar. Cumhurbaşkanı cumhurun başıdır, cumhurun başı olarak da cumhurun dertlerini dile getirir. Bu çerçevede, anayasaya bağlılığıma ilişkin bazı arkadaşların yaptığı açıklamalar var ki bunlar da çok üzücüdür. Kusura bakmasınlar, anayasaya bağlılık ile bu işin uzaktan yakından alakası yoktur. Evet ortada bir anayasa ihlali vardır. Ama anayasayı ihlal eden ben değilim. Bu AYM'nin karar merciinde olanlardır. Bu ihlâli maalesef göz göre göre yapmışlardır. Ama bu işin bittiği anlamına gelmez. Savcı karara itiraz edebilir. İtiraz durumunda, bir üst mahkeme yeni bir süreci başlatabilir. Bize de bu durumda, yargının bu işleyişini izlemek düşer.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/03/04/03/54/resized_42e83-15c528ecgine.jpg
KARAR MAHALLE BASKISIYLA ALINDI
Sayın başkan bir anayasa hukukçusu. AYM'nin verdiği kararlar, dediğim gibi, anayasa ve yasa değişiklikleri konusunda tabii ki bağlayıcıdır. Ama bireysel başvurularla alakalı olarak böyle bir şey söylenemez. Söylerseniz yanlış olur. Bir defa bunun duygusallıktan çıkarılması lazım. Dershane olayında da benzer şeyi yaşadık, çok ciddi bir mahalle baskısı sonucunda bir karar alındı. Alınan kararla da gelinen nokta ortada. Şu an dershaneler konusunda verilen karar uygulanıyor mu, uygulanmıyor, vakıa bu.
HEPSİ ÇEKİLSE DE YOLA DEVAM EDİLEBİLİR
Yeni anayasa yapım sürecinde gelinen noktayı değerlendirir misiniz?
CHP bildiğiniz gibi masadan çekildi. Neymiş, 'başkanlık sisteminin olduğu bir masada olmazmış.' Ol o masada, karşı çık. Kabul etmek zorunda değilsin. Parlamentodan da geçmeyebilir. Ama mesele bu işi tartışmaktır. Bundan bu kadar çekinmenin kaçmanın anlamı nedir? Bence, hepsi çekilse dahi yola devam edilebilir. Bizim daha önce yaptığımız bir anayasa çalışması var. İktidar partisi o çalışmayı pekala parlamentoya getirebilir.
Parlamentoya getirilmesi durumunda gerekli sayı bulunamazsa, anayasa meselesi tamamen kadük duruma düşer mi?
O zaman halk nezdinde şöyle bir şey oluşur: İktidar partisi gereğini yaptı ama parlamentodaki diğer üyeler buna destek olmadı. Halk, 'Meydanda anayasayı değiştirme konusunda verdikleri sözlere, şu partiler sadık kalmadılar. Bunu gördük' der.
MİLLET BU İŞİ HALLEDER
Anayasa, referandum tartışmalarının yanı sıra, Türkiye'de erken seçime ilişkin bir tartışma da var. Siz buna nasıl bakıyorsunuz?
Ben erken seçimden yana olmayan bir insanım. Fevkalade durumlar olur, tabii o ayrı bir konu. Millet, anayasa konusunda partilerin ne yaptığını görüyor. Anayasa yapım sürecinden kimlerin kaçtığı da görülecek. Ama dediğim gibi, muhalefet buna yanaşmasa da, iktidar partisi Meclise bir anayasa taslağı getirebilir. Çıkar veya çıkmaz. Ama 330'un yakalanması halinde, benim hiç tereddüdüm yok, millet bu işi halleder.
Zamanlama olarak bir düşünceniz var mı?
Cumhurbaşkanı olarak bu konuda bir şey söylemem doğru olmaz.
Dürüstseniz kaçmazsınız
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gine Devlet Başkanı Alpha Conde ile düzenlediği ortak basın toplantısında yeni anayasa çalışmalarına katılmayacağını bildiren CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na mesajlar gönderdi. Erdoğan şunları kaydetti: “Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı'nın şu andaki tavırları ipe un sermekten başka bir şey değildir. Eğer dürüstseniz masadan kaçmazsınız. Hiçbir zaman sorun çözmek için değil, tam aksine sorun meydana getirmek için varlar. Şu andaki durum da bundan ibarettir”
Yemekte 3 paralel
Erdoğan, Fildişi Sahili, Gana, Nijerya ve Gine'ye yaptığı ziyarete ilişkin ilginç bir olayı da anlattı. Erdoğan, “Yaptığımız görüşmelerde iş adamlarımızın temasları da çok verimli geçti. Bir dizi anlaşma yapıldı. Bu ülkelerde, iş adamlarımız son derece kararlı bir şekilde çalışıyorlar. Paralel yapının buralardaki ülkemiz aleyhinde yürüttüğü kampanyaya karşın, iş adamlarımızın da, kurumlarımızın da, son derece kararlı olduklarını görüyorum. Nijerya'da paralel yapı mensubu üç kişinin resmi yemekte yer alma teşebbüslerini tespit ettik. Tespit edilmelerinin ardından da hemen dışarı atıldılar. Bunların iç yüzlerinin ortaya çıkmasının ardından, bunları artık herkese anlatıyoruz. Bunları nerede görürsek müdahil olma, bizim olduğumuz yerde barındırmama konusunda azimliyiz. Görüştüğümüz cumhurbaşkanlarına da bu yapının ne kadar tehlikeli olduğuna ilişkin bilgi notlarını verdik. Takipçisi de olacağız” dedi.
UEFA'nın kararı yanlış
(UEFA'nın Galatasaray'a verdiği 1 yıl men cezası) Başbakanlığım sırasında Platini ve daha sonra FIFA başkanı olacak İnfantino, İstanbul'a geldiğinde, tüzel kişilerin cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğunu söylemiştim. Böyle bir hukuk olmaz. Siz eğer ceza verecekseniz, ilgili kulüplerin başkanlarına veya suçu işleyen kimler ise onlara ceza verin demiştim. Niye Galatasaray Kulübü'ne ceza veriyorsunuz? Ceza, o işte suçlu olan yöneticilere verilmeli. Galatasaray'ın nereden baksanız 20-25 milyon taraftarı var. Sen şimdi o kulübü cezalandırdığın zaman 20-25 milyon taraftarını da cezalandırıyorsun. Bu iş böyle yürümez. Yanlış bir mantık, yanlış bir anlayış.
Ateşkes diye bir şey yok
ABD programınız var ay sonunda.
Dışişleri bakanımızın ABD'li mevkidaşı ile yaptığı bir görüşmede, bir esneme, haklılığımızı teslim eder bir hava görülüyor. Sayın Obama ile Washington'daki görüşmede bunları konuşacağız. Bölgede durum çok çok ciddi. Elimizden geleni yapmak suretiyle bu süreci olumlu istikamette nasıl ilerletebiliriz? Bunun gayreti içinde olacağız.
Suriye'deki ateşkes süreci...
Ateşkes diye bir şey yok ki. Üçte birinde bir ateşkes havası var ama ölümler devam ediyor.
Rusya'nın sınırlarımızdan silah geçtiğine dair iddiası...
Tabii ki doğru değil. Rusya'nın o tür iddialar ortaya atmaya çalışmak yerine, öncelikle Suriye'ye aktarmış olduğu silahların hesabını vermeli.
Nijerya'ya rafineri
Abuja'da (Nijerya) petrol ülkesi olmasına rağmen çok kuyruk var...
Nijerya'da rafineri yok. Cumhurbaşkanı'na, 'Biz burada rafineriyi kuralım. Kazancınızda ciddi artış olur' dedim. Nijerya'da ham petrol var. Doğalgaz var. 'Enerji üretiminde size uzman gönderelim doğalgaz çevrim santrallarını kursunlar ve siz buradan tüm çevre ülkelere enerji satın' dedim. Ham petrol ve rafineri konusunda yardımcı olabileceğimizi söyledim.
29 Ekim'den önce açılacak
İkinci nesil yapısal reformların gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Moody's son değerlendirmesinde Türkiye'nin büyümede yüzde 4'ün altına düşmesinin söz konu olmadığını belirtmiş. Zaten büyümenin bu yıl 4'ün altına düşmeyeceğini söyledik. Ancak döviz rezervinde ciddi bir kayıptayız. Siz piyasada kur baskısını piyasaya sürekli döviz sürmekle kontrol altına alacağız derseniz tabii ki döviz eriyecektir. Biz bıraktığımızda döviz rezervimiz 126-127 milyar dolar civarındaydı. Buradaki bütün mesele finans yönetimidir. Benim şu anda en mutlu olduğum şeylerden biri, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün bitmesi olayıdır.
29 Ekim'de mi açılacak?
Binali Bey'le (Yıldırım) konuştum, öne alınabileceğini söyledi.
THY, ilk kez 1 milyar doları aşan kâr elde etti...
THY'nin böyle kâr etmesi hayal edilir birşey değildi.
İhaneti Meclis affetmez
Selahattin Demirtaş, Sur için bir çağrıda bulundu ama halk pek ilgi göstermedi… Nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bana gelen bilgiler de o doğrultuda. Ortada ciddi bir kalabalık görülmedi. Ama kendisinin bir merkezden bu işler yönetiliyor havasına girmesi, durumu gösteriyor. Terörle ilintili olanların dokunulmazlıklarının kaldırılması lazım. Çok sayıda fezleke var. Dokunulmazlıkların kaldırılması veya kaldırılmaması parlamentoda neticeye bağlanmalıdır. Parlamentoda bu işe evet diyecek birçok milletvekili olduğuna inanıyorum. Çünkü bu milletin vekili bu millete ihanet edemez, bu milletin vekili devletine ihanet edemez. Kimi, niçin sokağa dökmeye çalışıyor bunlar? Arkalarında PKK var. Hem milletin parasını yiyeceksin hem de ihanet edeceksin. Bu kabul edilemez.
Meclis'in bu konuda daha hızlı hareket etmesi gerektiğine inanıyor musunuz?
Bütçe sonrasında belki süreç hızlanabilir. Bütçe tamamlandıktan sonra bir hafta Meclis kapanır. Akabinde de gerekli adımlar atılmalı, süratle bir neticeye varılmalı diye düşünüyorum.
Dokunulmazlıkların kaldırılması yeni bir kriz çıkartır mı?
Peki şu anda bir kriz yok mu? Millete ihanetten, vatana ihanetten daha büyük bir kriz olabilir mi? Bu konularda hep beraber dimdik durulması lazım, duracağız. Operasyonlar için de kriz olur demişlerdi. Ama tam aksine, operasyonlar başarılı bir şekilde sürüyor.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.