
Antalya’nın tarihi Kaleiçi semtinde yürütülen araştırmalarda, Selçuklu dönemine ait bir kısmı kayıp ya da bilinmeyen 45 fetihname kitabesi tespit edilerek fotoğraflandı ve tercüme edildi. Surların ve ev duvarlarının arasında saklı kalan yaklaşık 800 yıllık kitabeler, kentin Selçuklu dönemine ışık tutuyor.
Antalya’da Selçuklu dönemine ait önemli bir tarihi belge niteliği taşıyan kitabeler, Kaleiçi’nde yapılan detaylı saha çalışmalarıyla gün yüzüne çıkarıldı. Antalya Valiliği desteğiyle yürütülen araştırmada, Selçuklu tarihi araştırmacısı Mahmut Demir ile Gülcan Acar tarafından kentteki tarihi surlar ve ev duvarlarında saklı 45 kitabe tespit edildi. Kitabeler tek tek fotoğraflanarak belgelenirken, metinlerin tamamı da tercüme edildi.
45 PARÇADAN OLUŞAN FETİHNAME
Araştırmaya göre fetihname, şiirsel bir Arapça ile yazılmış ve Antalya surlarının farklı noktalarına yerleştirilmiş 45 parçadan oluşuyor. Bunların 43’ü ana metin, iki parçası ise destekleyici kitabelerden meydana geliyor. Günümüzde kitabelerin 29’u surlar üzerinde, 9’u müzede sergileniyor, 7’si ise zamanla kaybolmuş durumda.
Araştırmayı yürüten Dr. Mahmut Demir, kitabelerin önemli bir bölümünün yıllar içinde surların arasında, bina çatılarında veya bitkiler arasında gizlenmiş halde kaldığını söyledi. Kaleiçi’nin dar sokaklarında yapılan uzun araştırmalar sonucunda kitabelerin yerlerinin tek tek tespit edildiğini belirten Demir, Acar’ın kitabeleri dijital tekniklerle fotoğrafladığını, kendisinin ise metinlerin okunuşu ve tercümelerini hazırladığını ifade etti.
KİTABELER SERGİDE
Fotoğrafçı Gülcan Acar ise kitabelerin estetik açıdan da dikkat çekici olduğunu belirterek, surlar arasında saklı kalan bu tarihi eserlerin çoğu kişinin farkına varmadan yanından geçtiği eserler olduğunu söyledi. Kitabelerin gerçek ölçülerine uygun kabartma replikalarından oluşan sergi, fetih kutlamaları kapsamında Akdeniz Üniversitesi ve Atatürk Kültür Merkezi başta olmak üzere çeşitli merkezlerde ziyaretçilere sunuluyor. Araştırmacılar, bu çalışmanın Antalya’nın Selçuklu dönemine ilişkin tarihi mirasının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağını belirtiyor.









