MHP lideri Bahçeli: Özgür Özel ateşe körükle gitmemeli

10:309/06/2026, Salı
G: 9/06/2026, Salı
Yeni Şafak
MHP lideri Devlet Bahçeli
MHP lideri Devlet Bahçeli

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu. CHP'deki gerilime ilişkin de konuşan Bahçeli, "Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünde iki yol vardır: Ya kendi iç meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözecek ya da kendi eliyle büyüttüğü düğümü milletimizin gündemine yeni bir yük olarak taşıyacaktır" dedi.

TBMM grup toplantısındaki konuşması öncesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin isteği ile milli takıma hazırlanan marş dinletildi.

Devlet Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar:

Muhterem arkadaşlarım, değerli vekiller bugün grup toplantımızı şereflendiren iki ilimiz bulunmaktadır. Biri Çanakkale kahramanları diğeri Köroğlu'nun ayvazları. Türk milli takımının ABD'de dünya kupasına katılması münasebeti ile birçok çevreler bazı marşların yarışmasını açmıştı. Geçmişte söylenen bazı şeylerin tekrarı ile takımımızı yolcu etmeyi düşünüyorlardı. Böyle bir dönemde ülkücü hassasiyetini gözeterek ülkücü sanatçılarımızdan rica ettim ve marş hazırlayın dedim ve Türkiye duysun istedim. O sanatçıları tebrik ediyor gözlerinden öpüyorum.

İbrahim Hacıosmanoğlu liderliğinde milli takımımız ABD'ye gidiyor. Son mısradaki gibi ABD bekle biz geliyoruz diyorum.

TBMM grup toplantımız vesilesi ile sizlerle aynı çatıda bulunmaktan memnuniyet duyuyorum. Hepinizi muhabbetle selamlıyorum.

Dünyanın neresinde bir milletin barışı hedef alınsa, nerede bir mazlumun ahı yükselse orada yalnızca o ülkenin değil bütün insanlığın imtihanı başlamış demektir. Yakın coğrafyamızda yaşananlar da gerilimlerin seyrini değil aynı zamanda uluslararası hukukun vahim tablosunu göstermekte.

Bölgenin kalbine düşen her kıvılcım ihmale uğradıkça yeni göçlere, yeni tehditlere kapı aralamaktadır. Namussuz karabatak düzeni ne ateşkes tanımakta ne de dünya milletleri karşısında küçük bir mahcubiyet göstermektedir.

Bugün Orta Doğu'daki gerilimi sadece İran-İsrail arasındaki çatışma görmek büyük yanılgı olacak. Yalnızca Tahran'ın Beyrut'un meselesi değil. Hürmüz'den Doğu Akdeniz'e, İran'ın Kuzeyinden Kızıldeniz'e uzanan, bölgeyi kışkırtmaktan geri durmayan geniş bir güvenlik denklemidir.

Bölgemizde her kriz bir anda ortaya çıkmış değildir. Her çatışmanın arkasında duman tüten bir kin, emperyal bir hesap vardır. Bölgemiz ilk defa masa başı hesaplara, cetvelle çizilen haritalara maruz kalmamaktadır.

"Gözleri yılan gibi üzerimizde ve pusudadır"

Şunu unutmasınlar ki, Türk milleti köşeye sıkıştırılacak millet değildir. Karşısına yedi düvel de dizilse tarih sahnesinden silinecek millet değildir. Türkiye terörle mücadelede dağları titreten, adalar meselesinde geri adım atmayan bir ülkedir. Askeri teknolojiler gelişmiş fakat niyet değişmemiştir. Devletleri içeriden zayıflatmak isteyen küresel şer çevreleri iş başında. Türkiye'yi kolay lokma görmek isteyenlerin nefesi hemen sınırımızın dışında. Gözleri yılan gibi üzerimizde ve pusudadır. Bir olup aynı bayrak altında aynı istikbale yürüyeceğiz. Biz esareti ayağının altında ezen, zilleti kapısından sokmayan, ihanete nefes aldırmayan, nice devletler kuran, kuşatmaları paramparça edip ayak bastığı her toprağı vatan tutan aziz milletin evlatlarıyız.

İsrail'in saldırıları

İsrail'in bölgede uyguladığı saldırgan, hukuk tanımaz ve kan dökmekten çekinmeyen siyaset artık yalnız Filistin'i değil, Lübnan'ı, Suriye'yi, İran'ı, Körfez ülkelerini ve Doğu Akdeniz'i aynı anda tehdit eden bir yangının haritasına dönüşmüştür. Gazze'de bebeklerin, kadınların, yaşlıların ve hastaların üzerine bomba yağdıran hasta ve işgalci zihniyet, bugün Lübnan'da da aynı hain yöntemi sürdürmektedir. Beyrut'un semalarında dolaşan savaş uçakları sadece Lübnan'ın egemenliğine değil, bölgesel barış çağrılarına da meydan okumakta, huzur arayış ve arzularına kulak tıkamaktadır. Vaat edilmiş topraklar masallarıyla meşrulaştırılmak istenen işgalci iştah, milletlerin kaderini Siyonist yayılmacılık saplantılarına göre yeniden biçimlendirme hevesindedir. Lübnan zaten yıllardır siyasi kırılganlıklarla, ekonomik buhranlarla, toplumsal ayrışmalarla ve dış müdahalelerle yıpratılmış bir ülkedir. Böyle bir ülkenin yeniden saldırıların hedefi hâline getirilmesi, bölgesel yangının bilinçli biçimde diri tutulduğunu göstermektedir.

ABD'nin İran'a dönük askeri ve siyasi baskını bölgeler yangını daha da derinleştirmektedir. Bir yanda ateşkesten bahsedilmekte diğer yanda Hürmüz'de askeri operasyonlar sürdürülmektedir. Bu nasıl barış arayışıdır. Bir ülke müzakere masasına bomba gölgesi düşürüyorsa orada diplomasi değil şantaj vardır. Barış kelimesini ağzına alıp savaşın fitilini cebinde taşıyanlar insanlığı aldatamayacaktır.

Terörsüz Türkiye hedefi

Terörsüz Türkiye hedefinin ne kadar hayati olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Terörsüz Türkiye bölgesel fırtınal karşısında bağımsızlşığımızın zırhıdır. Türkiye üzerinde kurulan oyunu bozmaktır. İçerde kardeşlik hukukumuza doğrultulan namlulara fırsat veremeyiz.Terörsüz Türkiye hedefi hedefini korumak ihanet şebekelerinin planını bozma hedefidir.

Belediyelerin rant iddialarıyla anılır hale gelmesi ibretlik bir tablet. Yerlede başlayan bu çözülme CHP'nin çatısına çökmüştür. Genel merkeze sirayet etmiştir. CHP bugün milletin karşısına koltuk kavgasının yönetim krizinin hizip mücadelesinin gölgesiyle çıkmaktadır. Sağ duyu ile karşılanması gereken hukuki süreçlerin meydan okunması alamettir.

"Özgür Özel ateşe körükle gitmemelidir"

Hakikatın aynasında Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine düştüğü yönetim buhranı da bütün çıplaklığıyla görülmektedir.

CHP'li belediyeler etrafında uzun süredir biriken Şahibey süreçleri, rüşvet görevi kötüye kullanma, yolsuzluk ve kamu gücünün menfaat ilişkilerine alet edildiği yönündeki peş peşe patlayan vakalar hepimizin malumudur.

Vatandaşa hizmet makamı olması gereken belediyelerin Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında rant iddialarıyla, yönetim zafiyetleriyle ve kamu emanetini taşıyamama garabetiyle anılır hale gelmesi başlı başına bir ibretlik bir tablodur.

Bugün görüyoruz ki yerelde başlayan bu çözülme dönüp dolaşıp Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nin çatısına çökmüştür. Ecdadımız balık baştan kokar demiştir.

CHP'li belediyelerde kendini gösteren savrukluk, şahibe ve yönetim aczi bugün genel merkeze sirayet etmiş, parti yönetiminin içine düştüğü dağınıklığı bütün çıplaklığıyla ortaya koymuştur.

Cumhuriyet Halk Partisi bugün milletin karşısına kendi iç hesaplaşmasının, koltuk kavgasının, mahkeme süreçleriyle düğümlenen yönetim krizinin ve kurumsal aklını tüketen hizip mücadelesinin gölgesiyle çıkmaktadır.

Bu tablo tesadüf değildir. Bu tablo siyaseti millete hizmetin şerefli yolu olmaktan çıkarıp kişisel ikbalin hırsın, öfkenin ve güç gösterisinin dar patikasına sıkıştıran anlayışın neticesidir.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nde bir siyasi partinin kendi hukukunu, geleneğini, kurumsallığını ve meşruiyet zeminini nasıl aşındırdığı vahim bir manzaradır.

Sağduyuyla karşılanması gereken hukuki süreçlerin meydan okuyucu bir üslupla gölgelenmesi Siyasi kıyametin büyük alametlerindendir.

Parti içi arınma ve durulma ihtiyacının Tehditkar cümleler gölgesinde kalması İdari iflasın vesikasıdır.

İş düğümleri Çözmek yerine Yağlı urganlara sarılmak Kementler ülke gündeminin boynuna ısrarla dolamak Aziz milletimize ne fayda getirir?

Buradan açıkça ifade ediyoruz Bizim meselemiz Cumhuriyet Halk Partisi'nin içine düştüğü dağınıklıktan siyasi kazanç üretmek değildir. Bizim meselemiz Türkiye'de siyaset kurumunun ağırlığını, millet iradesinin saygınlığını ve hukukun üstünlüğünü korumaktır.

Ancak görünen köy de kılavuz istememektedir. Cumhuriyet Halk Partisi bugün iki ayrı yön, iki ayrı dil, iki ayrı merkez, iki ayrı meşruiyet iddiası, muhalefetin gidişatı bakımından kaygı verici bir gerçek olarak karşımızdadır.

Bir tarafta hukuki zemine dönme ihtiyacı, toparlanma isteğiyle buluşmaktadır.

Diğer tarafta meydan okuma üzerinden Güç gösterileri sergilenmekte Sokak dili ile Parti içi krizi büyütme hevesi Gündemin üzerine ağır bir sis misali çökmektedir.

Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisi'ne ve Sayın Özgür Özel'e düşen Ateşe körükle gitmek değil Aklı selimle hareket etmektir. Zira keskin silki ancak küpüne zarar verir.

Cumhuriyet Halk Partisi kendi içindeki çetrefilli itilafı meydanların hararetine terk etmemelidir. Serin kanlılıkla yürütülmesi gereken hukuki süreci kalabalıkların gürültüsüne bırakmamalıdır.

Cumhuriyet ve yaşıt bir siyasi parti olmanın ağırlığı ve kurumsallığını niteliksiz sokak diline avar etmek, ölü gözünden yaş beklemekten farksızdır.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nin önünde iki yol vardır. Ya kendi iş meselesini hukuk ve sağduyu zemininde çözecek ya da kendi eliyle büyüttüğü düğümü milletimizin gündemine yeni bir yük olarak taşıyacaktır.



#MHP
#Devlet Bahçeli
#grup toplantısı