
Kamu görevlilerinin görevlerinden kaynaklanan bazı suçlardan dolayı yargılanması belirli kurallara bağlıdır ve oldukça da ayrıcalıkları vardır. Bu nedenle savcılığa yapılan suç duyuruları nedeniyle kamu görevlileri sıradan bir vatandaş gibi doğrudan ifadeye çağrılmazlar.
Kamu kaynağı kullanan kamu görevlileri görevlerinden kaynaklanan suç iddiaları nedeniyle farklı yargılama usullerine tabidir. Savcılar kamu görevlilerini doğrudan ifadeye çağıramazlar.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un kapsamına bakıldığında bu durum açıkça görülmektedir.
Bu Kanunun kapsamında; “Bu Kanun, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır. Görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümleri ile suçun niteliği yönünden kanunlarda gösterilen soruşturma ve kovuşturma usullerine ilişkin hükümler saklıdır. Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali genel hükümlere tabidir…” hükümleri yer almaktadır.
Görüleceği üzere ağır cezayı gerektiren suçüstü halleri genel hükümlere göre yürütülmektedir. Ekrem İmamoğlu’nun durumu bu kapsamdadır. Aksi takdirde önce soruşturma izni istenecek sonrasında da itiraz süreci başlayacak ve süreç tamamlanmadan savcılık işe bakamayacaktır.
Bazı suçlar vardır ki bunları sadece kamu görevlileri işleyebilir. Türk Ceza Kanunu’nun Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar bölümünde yer alan suçlar bu kapsamdadır. Bunlardan bazılarını; Zimmet, İrtikap, Rüşvet, Görevi Kötüye Kullanma, Görevi İhmal, Yasak Faaliyet ve Kamu görevinin terki veya yapılmaması şeklinde sayabiliriz.
4483 sayılı Kanunda memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri kapsamında işlendiği iddia edilen suçlarla ilgili olarak cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin bu Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikayet aldıklarında veya böyle bir durumu öğrendiklerinde ivedilikle toplanması gerekli ve kaybolma ihtimali bulunan delilleri tespitten başka hiçbir işlem yapmayarak ve hakkında ihbar veya şikayette bulunulan memur veya diğer kamu görevlisinin ifadesine başvurmaksızın evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.
Diğer makam ve memurlarla kamu görevlileri de bu Kanun kapsamına giren bir suç işlendiğini ihbar, şikayet, bilgi, belge veya bulgulara dayanarak öğrendiklerinde durumu izin vermeye yetkili mercie iletirler.
Soruşturma izni vermeye yetkili merciler bu Kanun kapsamına giren bir suç işlediğini bizzat veya yukarıdaki maddede yazılı şekilde öğrendiğinde bir ön inceleme başlatır. Soruşturma izni vermeye yetkili merci ön inceleme için görevlendirilenlerdin hazırladıkları rapor üzerine soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi zorunludur.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri için soruşturma izni verilmesi veya verilememesi tek başına yeterli değildir. Kararlara karşı tarafların veya Savcıların yargı mercilerine itiraz hakkı vardır. Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine ilişkin kararını Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir.
Soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisi; soruşturma izni verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikayetçi, izin vermeye yetkili merciler tarafından verilen işleme koymama kararına karşı da şikâyetçi itiraz yoluna gidebilir. İtiraz süresi, yetkili merciin kararının tebliğinden itibaren on gündür.
İtirazlar kamu görevlilerinin statülerine göre ya Bölge İdare Mahkemelerine ya da Danıştaya yapılmaktadır. Büyükşehir belediye başkanları, il ve ilçe belediye başkanları; büyükşehir, il ve ilçe belediye meclisi üyeleri ile il genel meclisi üyeleri hakkında İçişleri Bakanı tarafından soruşturma izni verilebildiği için bu kararlara karşı Danıştay’a itiraz edilebilmektedir.
Sosyal medya hesabımdan M. Yavaş hakkında yaptığım paylaşımlarda sürekli olarak şeffaflık vurgusu yaptığım hatırlanacaktır. Meclis Denetim Komisyonunun raporlarını dahi yayımlamaktan imtina eden bir kişinin bu kadar serzenişini anlamak mümkün değildir. M. Yavaş, Belediye Kanunu çok açık olmasına rağmen 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait Meclis Denetim Komisyonunun raporlarını açıklamamakta ısrar ediyor. Belli ki endişe edeceği tespitler yer alıyor yoksa 2019, 2020 ve 2024 yıllarını açıklayan, diğer raporları da açıklardı. Nitekim 2019 ve 2020 yılları raporlarında çok sıkıntılı tespitler yer almaktadır. Aynı şekilde 2021, 2022 ve 2023 yıllarına ait denetim raporlarında da çok ağır eleştiriler olduğunu düşünüyoruz. Ağzından şeffaflığı düşürmeyen Yavaş’ın bu raporları yayımlamaktan dahi endişe etmesi düşündürücüdür. Sayıştay denetçileri genel olarak bu raporlar üzerinden harekete geçmektedir. 2024 yılı raporunun açıklanmasının ise denetim komisyonunda istenen kontrol sağlandığı için açıklandığını düşünüyorum.
Son olarak M. Yavaş; “Bizden önceki belediye başkanlarına nasıl karar verdilerse bizimkine de öyle karar vermeleri gerekiyordu. Ancak bizi ayırmışlar neden ayırdılarsa. Bakalım hukuk ne diyecek hep beraber göreceğiz.” ifadelerini kullanmış.
Bu ifadelerin çok anlamlı olmadığını birazcık hukuk bilen herkesin anlayacağını düşünüyorum. Yıllar geçmesine rağmen hala Gökçek türküsünü bırakamaması çok anlamlı görünmüyor. Belli ki Gökçek travmasından kurtulamamış.
Daha önce de ifadeye çağrıldığında kendisinin doğrudan ifade vereceğini ifade etmişti. Halbuki avukatlık da yapan Yavaş’ın savcıların kafalarına göre kamu görevlilerini doğrudan ifadeye çağıramayacağını ve bunun bir usulünün olduğunu bilmesi gerekirdi.
M. Yavaş dışındaki belediyenin diğer personeli ise ağır cezayı gerektiren suçüstü hali nedeniyle genel hükümlere göre gözaltına alınmış ve arkasından da tutuklanmışlardı. Son olarak kamu kaynağı kullanan her kamu görevlisinin savcılarla karşılaşacağını bilerek hareket etmelerini öneririz. M. Yavaş’a önerimiz ise sağ sol ayrımı yapmadan basının karşısına çıkması ve sorulardan kaçınmamasıdır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.