Botokslu Cenaze Kime Ait? (6) Yaşlı insan davranışları: Düğün ve ölüm bahsi

04:003/05/2026, Pazar
G: 3/05/2026, Pazar
Fatma Barbarosoğlu

İyi akşamlar sayın seyirciler, nihayet botokslu cenaze ile ilgili yayın yasağı kaldırıldı. Biz de Lütfiye Nine’yi yayınımıza aldık. Lütfiye Nine kimdir diyenler için… Botokslu cenaze olarak bütün Türkiye’nin gündemine oturan Feride Hanım’ın annesi. Fakat kendisi botokslu cenazenin kızına ait olmadığını iddia ediyor. İyi akşamlar Lütfiye Nine, yaşadıklarınızı kısaca özetler misiniz? “Kısası uzunu yok evladım. Ablamın kızı Zeliha vefat etti. Feride ile ikisi kardeş gibi büyümüştü. Benim kızcağızımın

İyi akşamlar sayın seyirciler, nihayet botokslu cenaze ile ilgili yayın yasağı kaldırıldı. Biz de Lütfiye Nine’yi yayınımıza aldık. Lütfiye Nine kimdir diyenler için… Botokslu cenaze olarak bütün Türkiye’nin gündemine oturan Feride Hanım’ın annesi. Fakat kendisi botokslu cenazenin kızına ait olmadığını iddia ediyor. İyi akşamlar Lütfiye Nine, yaşadıklarınızı kısaca özetler misiniz?

“Kısası uzunu yok evladım. Ablamın kızı Zeliha vefat etti. Feride ile ikisi kardeş gibi büyümüştü. Benim kızcağızımın yaşında idi Zeliha. Telefon ettim, ‘A be cancağızım, Zeliha erken gidenlerden oldu. Cenazesi yarın ikindiden sonra kaldırılacak. Almanya’daki kızı yetişsin diye cenazeyi bekletecekler. Sen de yetiş hele’ dedim.”

“O ne dedi? Yani kızınız...”

“ ‘Ben biraz rahatsızım. Bakayım toparlar mıyım?’ dedi. Allah Allah. Grip misin? Yok. Tansiyonun mu çıktı? Yok. Neyin varmış? dedim. Tamam tamam, deyip telefonu kapattı. Benim kızım turp gibi idi. Bak ben doksan yaşıma geldim, hastalık nedir bilmedim. Diyorlar, aşı oldun mu? Aşı da olmadım ne Çin’inden ne Alman’ından. ‘Ölüme lazım bir vesile, vesilenin yolunu şu yaşımda aşı ile mi keseceğim ya, güldürmeyin beni’ dedim, olmadım aşı. Kızancağızım da olmamıştı aşı. Ama bak bu gelen, bu ölüsü gelen benim kızancağızım değil. Aklıma türlü türlü şeyler geliyor. Yetmiş yaşında yaşlı kadın diye haber yapıyorsunuz. Yetmiş ne ki. Bak ben doksan yaşımdayım. Bu kapının önünü her gün süpürürüm. Her işimi kendim yaparım. İki keçim var, her sabah sağar sütümü içerim. Beş tavuğum var, ayaküstü iki çiy yumurta içer, işime öyle bakarım. Kızım da dikkat eder. Tarhanamızı beraber yaparız, yazın. Az ve öz beslenen insanlarız. O ucube suratın benim kızım olmasına imkân ve ihtimal var mı? Ne diyor uzmanlar? ‘Yüz elden geçmiş’ diyor. Bu elden geçen yüzün bir maliyeti olacak değil mi ya! Benim kızım kocasından kalan emekli maaşı ile geçiniyor. Bankadaki hesabı devede kulak. Diyorlar ki o uzman diye ekranlara çıkarttıklarınız... Diyorlar ki yeni botoks yapılmış. Bedava yapılmadı ya. Söyleyin maliyetini. Bakın kızımın hesaplarına. Ben elalemin cenazesini ne yapayım. Ben kızımdan haber almak istiyorum. Bana kızımı bulun. Kuzumu bulun.”

(Ses kaydı akarken ekranda tavuklar, koyunlar görünüyor.)

Botokslu cenazenin annesinin ses kaydını dinledik. Neden ses kaydı? Çünkü kendisi görüntü almamıza asla izin vermedi. Onun yerine biz de ekrana Lütfiye Nine’nin tavuklarının ve komşusunun koyunlarının görüntüsünü koyduk. Lütfiye Nine’nin keçilerini görüntü olarak zapt etmek mümkün olmadığı için komşunun koyunlarını çektik. Yaşlı insan davranışlarına dair bir stüdyo konuğumuz var. Geçtiğimiz hafta her kesimin ve her yaşın en çok konuştuğu haber seksen beş yaşındaki Necmettin Nursaçan’ın evliliği oldu.

Haberin aşama aşama medyada yer alışı başlı başına analiz konusu. Önce adeta basından gizlenmiş kraliyet ailesi düğünü gibi bütün bir hafta boyunca “İşte o düğünden görüntüler” paylaşımları yapıldı. Ardından inanılmaz düğün vidyoları servis edildi: “İşte o düğünden vidyolar” diyerek. Uzmanlar ikiye ayrıldı. Bir kısmı, “Hocanın evlenmesi son derece normal, fakat düğünün medyada haber olmasını engelleyerek görüntülere izin vermemeleri, tedbir almaları gerekirdi” diyor.

Karşı grupta yer alanlar ise “Nikahtan maksat ilan etmektir. Saklı nikah olmaz” diyor ve esasen düğünden geldiği söylenen görüntülerin Necmettin Hoca’nın düğününe ait olmadığını iddia ediyorlar.

Necmettin Hoca’nın oldukça hoş ve zarif görünen eşi ile ilgili olarak da değişik yorumlar yapıldı. Hoca’nın ailesi kamuoyuna bir açıklama yapmak durumunda kaldı. “Babamızın evliliğini onaylıyoruz” diye. Hatırlanacağı üzere geçmişte kendisinden oldukça genç birisi ile evlenen iş adamının çocukları bu evliliğe rızaları olmadığını söyleyerek babalarının aklî dengesinin yerinde olmadığına dair raporlar almış, açılan dava yıllarca sürmüştü. Dolayısıyla Necmettin Hoca’nın evlatlarının kamuoyuna yaptığı açıklamanın çok şık ve yerinde olduğunu düşünenler var. Stüdyo konuğumuz Prof. Dr. Ahmet Erselim ile bu konuyu konuşacağız. Ama önce Botokslu Cenaze Kime Ait? ile başlıyoruz. Evet, hocam Feride Nine’yi dinledik. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

-Öncelikle “Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” kalıbı üzerine konuşmak isterim.

-Yapmayın hocam. Kalıpları, dikişleri bir tarafa bırakalım. Kalıplar konfeksiyonun işi olsun. Biz meseleye bir neşter atalım.

-Rica ederim, çizeceğim çerçeveye müdahale etmeyin. Yeni bir katılımcı medya dili ortaya çıktı hesapta. Hesapta diyorum çünkü ekran üzerinden “Siz ne düşünüyorsunuz, yorumlarda buluşalım” davetiyle etkileşim vermeye çağrılan okuyucu/ takipçi/ sosyal medya kullanıcısı esasında düşüncesi ile değil, sadece rakamsal katkı sunmak üzere davet edilmektedir.

“Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusu, düşünceniz bizim için önemli, siz bizim için değerlisiniz, sizinle istişare etmeye açığız anlamını ihtiva etmeli. Ama gerçek böyle mi?

Öncelikle bahsettiğiniz haberden nasıl haberdar olduğumu anlatarak başlamak istiyorum...

-Hocam bazı akademisyenlerle program yapmak gerçekten ömür törpüsü. Bizim bir zaman problemimiz var.

-Zamanı daha iyi yöneterek bu problemi kısmen çözebilirsiniz. Mesela benim sözümü hiç kesmeyerek. Ne diyordum... Malumunuz sosyal medyada bir haberi, bir videoya göz ucu ile dahi olsa baksanız artık durmadan önünüze benzer içerikler düşecektir. Misal bendeniz Instagram hesabından yün yorgan videolarına baktım, böylece Türkiye’nin bütün yün yorgan üreticilerinden haberdar oldum. Âdeta duyduk ki burada bir yün yorgan arayan varmış, işte biz de geldik dercesine arka arkaya markalar düştü. Yün yorgan videolarının arasında kaldığım gün bir arkadaşım seksen beş yaşında evlenen Nursaçan Hoca haberini göndermiş. Haberi okudum haliyle. Okur okumaz değişik sitelerden yayınlanan, ardı arkası kesilmeyen ve aynı evliliği haber veren tuhaf düğün görüntülerine maruz kaldım.

Kiminde çocuklarının bu evlilikten haberinin olduğu bilgisi, kiminde henüz birkaç ay önce vefat eden eşinin cenaze namazını kıldırırken döktüğü gözyaşları ve nihayet yeni eşi ile fotoğrafı.

Bir insanın mahremiyetini talan etmek değil midir bu? Haber sunuluyor ve “Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda bulaşalım” diyerek noktalanıyor.

Haberi verdiniz, anladık fakat yorumlarda buluşalım da nedir? Şudur: Gelin burada dedikodu yapın. Nitekim yorumlarda buluşanlar Abdülhak Hamit’in vefat eden eşinin ardından Makber şiirini yazdıktan hemen sonra İtalyan Lüsyen Hanım ile evlenişine kadar götürüyorlar işi.

Dolayısıyla lütfen “Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusunu iptal edin. Doğru düzgün bir soru sorun. Mesele tasvir edilmeden, tasvir soru üzerinden nazara sunulmadan hiçbir konunun çözümü olmaz. OLAMAZ!

-Yani Hocam… Programı da... Neyse. Şöyle mi sorsaydım, yani... Sizin bu tarz sorudan hoşlanacağınızı düşünerek kotarmaya çalışıyorum sorumu. Yani benim asla sormayacağım bir soru. Cevabını merak ettiğim bir soru değil çünkü. Sırf reji yayını devam ettir dediği için... Yani. Soruyorum o halde: Botokslu Cenaze haberini edebî bir metin ya da felsefi bir analize imkân tanıyacak şekilde mi ortaya koymalıydık?

-Mükemmel. Beni şaşırttınız. Şaşırmak, hayret etmek insana hayat enerjisi sunar. Tebrik ediyorum. Gerçekten tebrik ediyorum. Nitekim bu soru Fransa’da bir dönem tartışılmış. Fransızların TV 8 Kanalı’nı takip etmeyi çok severim. TV kanallarında, çektikleri filmlerde felsefe gündelik hayatın sahnesi olarak akar adeta. Alain De Botton’ın Haberler/Bir Kullanma Klavuzu diye bir kitabı vardır. Bir haberci olarak bilirsiniz muhakkak. 2014 yılında çıkmıştı. Yazar haberlerin veriliş tarzının hayatın yaşanmasını engellendiğini söylemektedir. Aynı haberin bir yazarın kaleminden çıktığında çok farklı bir muhteva kazanacağını söyler.

-Çok ilginç.

-Bakın beni kerhen dinliyordunuz. Mecburiyetten. Ama şimdi anlattıklarımı ilginç buluyor, devamını merak ediyorsunuz. Merakınız haberi tüketmenizi, tüketerek bünyenize yük bindirmenizi engelleyecek. Şöyle diyor yazar: “Esas sorun kendi başına haberler değildir; sorun haberlerin “hayatı” engelleyen versiyonunun çok sık karşımıza çıkmasıdır. Hoş, eğer haber bürolarında çalışanlar Tolstoy, Flaubert ya da Sophokles olsaydı, belki de haberler ruhlarımızı “ölmekten” kurtarmamız için ihtiyacımız olanı daha fazla sağlayabilirdi.”

-Örnek üzerinden gidebilir miyiz? Mesela Nursaçan Hoca’nın evlilik haberleri bizim hayatımızı nasıl engelleyebilir ki?

-İnsanlar başkalarına karşı konumlandıkları sürece ontolojik olarak kendi varlıklarının farkına varamaz. Başkasına karşı konumlanınca aidiyet bağı ile bağlandığı yerden enerji topladığını düşünür. Hocamızın evliliği bu konu için çok iyi bir örnek. COVID pandemisi ile birlikte bütün dünyada yaşlı karşıtlığı yayılmaya başladı. Haberler toplumu kutupsallaştıran bir dil ile veriliyor. Bir tarafta ahir ömründe “muhteşem düğün” ile evlenen bir “dede”, diğer tarafta evlenemeyen genç insanlar. Kutuplaştırma denklemi böyle kuruluyor.

-Yani hocam biz de ekmeğimizin peşindeyiz. Yaptığımız haberler izlenmez ise reklam alamayız, ki biliyorsunuz reklam pastası sosyal medya ile birlikte artık yüzlerce parçaya taksim ediliyor.

-Şu an için uygulanır bulmayacaksanız muhtemelen. Ancak benim teklifim şu: Bir günde onlarca haber tüketmek, bir haberi aylarca aynı yerden yargı dağıtarak sunmak, özel hayatın mahremiyetini ihlal etmek yerine insanlığın kadim meselelerini, doğum, düğün ve ölümü, bir haberi merkeze alarak sanatın dili üzerinden sunmalısınız. Nitekim bakınız sosyal medyada amatör haberciler bu işi çok güzel bir şekilde yaparak yüzbinlerce takipçiye ulaşabiliyor. “Botokslu Cenaze Kime Ait?” haberi bu çalışma için biçilmiş kaftan, mesela.

#insan
#hayat
#ölüm