Kur’an Günlüğü -10. cüz- Mümin savaş meydanında bile Allah’ı zikreden kişidir

04:0028/02/2026, ہفتہ
G: 28/02/2026, ہفتہ
Mahmut Ay

İman eden bir akıl ile iman etmeyen bir aklın bilinç yapısı arasında çok büyük bir fark vardır. İman eden kişide Allah bilinci onun düşünce ve eylemlerinin temel kaynağı ve belirleyicisidir. İman düzeyinin veya kalitesinin göstergesi Allah bilincidir. Allah bilincinin alâmeti de Allah’ı hatırlamak ve zikretmektir. Dolayısıyla imanın somut çıktısı zikirdir. Bu itibarla, imanının seviyesini ve gücünü merak eden, zikrine bakmalıdır. “Allah’ı ne kadar hatırlayıp zikrediyorum?” sorusunun cevabı Allah’a

İman eden bir akıl ile iman etmeyen bir aklın bilinç yapısı arasında çok büyük bir fark vardır. İman eden kişide Allah bilinci onun düşünce ve eylemlerinin temel kaynağı ve belirleyicisidir. İman düzeyinin veya kalitesinin göstergesi Allah bilincidir. Allah bilincinin alâmeti de Allah’ı hatırlamak ve zikretmektir. Dolayısıyla imanın somut çıktısı zikirdir. Bu itibarla, imanının seviyesini ve gücünü merak eden, zikrine bakmalıdır. “Allah’ı ne kadar hatırlayıp zikrediyorum?” sorusunun cevabı Allah’a olan imanının gücünü ve kalitesini gösterecektir.

İman-zikir ilişkisini şu açıdan da ele alabiliriz: İman, muhabbet işidir. İmanın tohumu da meyvesi de sebebi de sonucu da muhabbettir. “O’dur size imanı sevdiren” (Hucurât 49/7) buyurur Kur’ân-ı Hakîm. Demek ki iman, sevilen, sevgiyle başlayan ve sevgiyle büyüyen bir şeydir. Peki, sevginin en büyük göstergesi nedir? Sevginin yöneldiği şeyin gönülde yerleşmesidir. Sevgi ne kadar güçlü ve yoğunsa sevilen şey o nispette gönülde yerleşir. Bir şey gönülde ne kadar yerleşirse hatırlanması ve dille anılması da o kadar çok olur. Gönlü istila eden muhabbet mutlaka dile vurur. Hâsılı, iman Allah sevgisi ve bilincini, Allah sevgisi ve bilinci de Allah’ı zikretmeyi doğurur. Bu sebeple olmalıdır ki Hikmetli Kitabımızda yalın bir şekilde “Allah’ı zikredin!” denilmez; genellikle “çokça” kaydı ilave edilerek “Allah’ı çokça zikredin!” buyurulur. “Allah’ı çokça zikredin!” demek, bu açıdan “Allah’ı çok sevin! Allah’a güçlü bir şekilde iman edin!” demektir. Öte yandan bu ifade “Zikr-i dâim içinde olun! Her an O’nu zikredin!” anlamına da gelir. Her an O’nu bilinç düzeyinde zikretmek mümkün olmadığına göre bunu şöyle anlamak gerekir: “Allah bilinciniz o kadar güçlü olsun ki bilinçaltınıza da tamamen yerleşsin. Böylece acı veya tatlı bir hadise ile karşılaşınca ilk tepki olarak O’nu hatırlayın ve tüm zerrelerinizle ‘Allah!’ deyin!” Mesela bir kaza yaptığında hakiki mümine yakışan ilk tepki “Allah!” demektir. Ameliyattan sonra uyanmaya başladığında müminin dilinden dökülen ilk söz “Allah!” olmalıdır. Zira bu tür durumlarda bilinçaltımızdaki en güçlü kavramlar, düşünce ve duygu kalıpları dışa vurur. Hakiki mümin, Allah fikrini şuuraltına yerleştirebilmiş kişidir.

Allah şuuru güçlü olan bir mümin, savaş meydanında düşmanla karşılaşıp ölüm ile burun buruna geldiğinde de hemen Allah’ı hatırlar ve zikreder. Enfâl Suresi’nin 45. âyetinde şöyle buyurulur: “Ey iman edenler! Bir düşman topluluğuyla karşılaşınca sebat ederek direnin ve Allah’ı çokça zikredin. Böyle yaparsanız başarılı olursunuz.” İşte hakiki mümin böyle bir insandır. Cenk meydanında güçlü bir ordu ile karşılaşır, ölümün kokusu burnundadır, sevdiklerinden ayrılma duygusuyla yüz yüzedir; mermiler havada, füzeler gökyüzünde uçuşur fakat o bunlara pek aldırış etmez. Zira Allah’a imanı sağlamdır. Bilir ki kendisini yaratan da yaşatan da vakti geldiğinde hayatını sonlandıracak olan O’dur. Bilir ki nasipten ötesi yoktur. Bilir ki her şey O’nun elindedir. Bilir ki galip kılacak da mağlup kılacak da O’dur. Ekber Olan’a sığınır ve “Allahu ekber!” der. Yani “Tek Büyük O’dur. O’ndan başka büyük ve güçlü tanımıyorum!” der. Gönlünde ve dilinde Allah’ın zikriyle cenk meydanına dalar. Böyle güçlü bir iman ve motivasyonla harbe giren bir ordunun karşısındaki ordu manen mağlup başlamıştır savaşa. Böyle bir zikirle cenk meydanına giren kişi, savaşın sonucu ne olursa olsun, iki cihetten üstündür. Birincisi Allah’ın yardımı onunladır. İkincisi moral ve motivasyon açısından güçlüdür. Savaşlar sadece topla tüfekle kazanılmaz. Ordunun moral ve motivasyonu da en az askerî teçhizat kadar mühimdir. Tarih, motivasyonu yüksek olup teknolojisi düşük olan nice orduların yüksek teknolojili ama düşük motivasyonlu ordulara galip geldiğinin şahididir. Yakın zamanda Suriye’de ve Filistin’de yaşananlar bunun en güncel örnekleridir.

Allah’ı zikretmek, eline tesbih ya da zikirmatik alıp zikir çekmek değildir yalnızca. O’nu hatırlamanın her türlüsü O’nu zikretmektir. İçinden O’na sığınmak, O’ndan yardım ve zafer istemek, cenk meydanında “Allahu ekber!” demek, yaralandığında “Allah!” demek birer zikir çeşididir. Mümin, acı-tatlı karşılaştığı her olayda Allah’ın tecellisini gören ve dilini, gördüğüne şahit tutarak “Allah!” diyen kişinin adıdır.

#Ramazan
#Aktüel
#Mahmut Ay