Doksan milyon insanın endişesi

04:005/02/2026, Perşembe
G: 5/02/2026, Perşembe
Ömer Lekesiz

Tuğrul Bey’in, Selçuklu fetih planlarına göre, fethedilmesi kararlaştırılan batı ülkelerinin fetih harekâtını daha yakından yönetmek amacıyla devletin başkentini Nişâbûr'dan Rey'e (Tahran’a) naklettiğini belirtmiştik. Bu amacın Tuğrul Bey’den sonra Selçuklular’ı yeni bir cihan imparatorluğu haline getiren yeğeni Alparslan, onun oğlu Melikşah, onun oğullarından Berkyaruk, Muhammed Tapar ve Sencer zamanında da hiç değişmediği, bilakis Anadolu Selçukluları’yla Osmanlılar tarafından miras alınan bu

Tuğrul Bey’in, Selçuklu fetih planlarına göre, fethedilmesi kararlaştırılan batı ülkelerinin fetih harekâtını daha yakından yönetmek amacıyla devletin başkentini Nişâbûr'dan Rey'e (Tahran’a) naklettiğini belirtmiştik.

Bu amacın Tuğrul Bey’den sonra Selçuklular’ı yeni bir cihan imparatorluğu haline getiren yeğeni Alparslan, onun oğlu Melikşah, onun oğullarından Berkyaruk, Muhammed Tapar ve Sencer zamanında da hiç değişmediği, bilakis Anadolu Selçukluları’yla Osmanlılar tarafından miras alınan bu amacın, hâlen -Doğu ve Güneydoğu sınırlarını sağlama almayı diğer bir söyleyişle mevcut mülkü tahkim etmeyi önceleyen- Türkiye Cumhuriyeti tarafında da sürdürüldüğü malumdur.

O amaç şu tarihi gerçeğin de ifadesidir: Sultan Alparslan tarafından Müslümanlara açılan Anadolu, Farsların “Batısı”dır. Yani Batı, “yönetim ve güvenlik sistemini yenileme, dolayısıyla Batı yürüyüşünde düşmanın silahıyla silahlanma anlamında” Farslar için önce Anadolu’dur.

Öte yandan Hz. Ömer’in (r.a.) hilafetinde, Sa’d b. Ebî Vakkas’ın (r.a.) kumandanlığında yapılan Kadisiye savaşıyla fethedilen İran, İslam fetihlerinde en fazla şehidin verildiği yerdir. Taberî’nin sayısını 8.500 olarak zikrettiği bu şehitlerin bir kısmı sahabî, çoğunluğu ise tabiîndir. Nitekim İbnü’l-Esîr, Kadisiye Savaşı’nda 100 civarında Bedir Gazvesi’ne katılan sahâbî, 310 küsur Bey‘atürrıdvân’da hazır bulunan ve daha sonra müslüman olan sahâbî, Mekke’nin fethine iştirak eden 300 sahâbî ve 700 sahâbe evladının yer aldıklarını belirtmiştir. (Nak.: Ali Muhammed Sallâbî, Hz. Ömer, trc.: Mehmet Akbaş, Ravza, İstanbul 2016; TDV İslam Ansikolpedisi)

Bundan hareketle söyleyebileceğimiz ilk şey, Büyük Selçuklu’nun İran’ın fethinde Kadisiye ve sonraki savaşlarda şehit olanların aziz hatıralarına bizzat sahip çıkmakla ve kendilerini de bu şehitler silsilesine eklemeyi şeref olarak görmekle muazzez olduğudur. Buna bağlı olarak Hz. Ömer’in Kadisiye öncesinde Sa’d’a vasiyetindeki ilk sözleri ve zafer haberi kendisine ulaştığında yaptığı şu hitap, Büyük Selçuklular’ın savaş ve halka hizmet ahlakının da temelidir:

1-“Sana ve yanında bulundan askerlere Allah'a karşı takvalı olmayı emrediyorum. Şüphesiz ki Allah'a karşı takvalı olmak düşmana karşı sayı ve güç konusunda en yüce özelliktir. Sana ve askerlerine günah ve isyandan son derece uzak durmanızı emrediyorum. Bu konuda düşmanlarınızdan daha da önde olacaksınız. Çünkü askerlerin günaha düşmesi düşmandan daha da korkulacak bir husustur. Şüphesiz ki Müslümanlar, düşmanlarının Allah'a karşı günaha düşmeleri sebebiyle zafer elde ederler. Şayet böyle olmasaydı onlara gücümüz yetmezdi. Çünkü sayımız onlarınki kadar değildir. Şayet mâsiyete (günaha, asiliğe, itaatsizliğe) düşme konusunda (onlarla) eşit olursak bu durumda bize karşı güçlü duruma gelirler. Biz onları kuvvet ya da çokluğumuzla yenecek değiliz. Biliniz ki seferiniz esnasında sizlere eşlik eden melekler vardır ve yaptıklarınızdan haberdardırlar. Onlardan haya edin! Allah yolunda mâsiyete düşmeyin!”

2-“İsterim ki benim içimde size karşı taşıdığım düşünceleri bilesiniz. Ben sizin öğreticiniz değilim, ancak yaparak size öğretirim. Ben sizi köle edecek bir kral da değilim. Ben ancak üzerime bir emanet yüklenmiş olan bir Allah kuluyum. Biz insanları kula kul olmaktan kurtarıp Allah’a kul etmek için geldik. İnsanların malını gözetir bunu size dağıtırım ve evlerinizde karınlarınızı doyuracak kadar bu maldan size verirsem bununla mutlu olurum. Şayet bu malı sırtıma alıp da evim için satmaya kalkışırsam yanlış yapmış olurum. Fakat böyle yapmakla az sevinir, çok üzülürüm. (Mutlu olacağım şeyi) yapmaktan vazgeçmeyeceğim ve (sizi) geri de çevirmeyeceğim ki sonradan azarlanmış olmayayım.”

Hz. Ömer’in bu sözlerinde somutlaşan savaş ve halka hizmet ahlakının taşıyıcısı olan Selçukluların sultanlarından Çağrı Bey’in, oğlu Alparslan’ın ve onun torunu (Melikşah’ın oğlu) Ahmed Sencer’in mezarları bugünkü Meşhed’e altı saat uzaklıktaki Merv şehrinde (Türkmenistan), Melikşah ile oğlu Berkyaruk’un mezarı İsfahan’da, diğer oğlu Muhammed Tapar’ınki mezarı ise Erzurum/Pasinler’dedir. Bu da göstermektedir ki, Büyüklü Selçuklu sultanları yattıkları yerlerle de Müslüman coğrafyasını temsil etmektedir.

Bu nedenle şu gün ABD-İsraili’nin saldırı tehlikesi, sadece İran’daki doksan milyon insanın endişesinden ibaret değildir. Söz konusu coğrafyanın tamamı inanç yönünden kardeşlik; emanet yönünden ise milletdaşlık bağıyla aynı endişeye dahildir.

Elbette kendinizi Hz. Ömer’in Büyük Selçuklu sultanları tarafından da taşınan “Biz insanları kula kul olmaktan kurtarıp Allah’a kul etmek için geldik” ilkesine tabi bir Selçuklu evladı olarak görüyorsanız…


#Tuğrul Bey
#Selçuklu
#Ömer Lekesiz