Güney Kafkasya’da yeni entegrasyon arayışı

04:0010/06/2026, Çarşamba
G: 10/06/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım

Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü mekanizmasının yeni hedefi enerji, ulaşım ve iletişim ağlarında daha bütünleşik bir yapıya geçerek Avrupa ile Asya arasında çok daha güvenli, hızlı ve öngörülebilir bir geçiş hattı oluşturmaktır.

Burak Çalışkan - Doktorant, Post-Sovyet Çalışmaları, York Üniversitesi

İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan Üçlü Dışişleri Bakanları Onuncu Toplantısı ve ardından imzalanan İstanbul Bildirisi, Güney Kafkasya’da şekillenen yeni jeopolitik denklemin en somut yansımalarından biri oldu. 14 yıldır kesintisiz işleyen bu mekanizmanın son zirvesine; Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Gürcistan Dışişleri Bakanı Maka Botchorishvili katıldı. Kuzeyde Rusya-Ukrayna savaşı, güneyde ise İran'a yönelik İsrail-ABD saldırılarının yarattığı bölgesel güvenlik baskısına karşı bu üç ülke, ortak bir istikrar alanı inşa etmeye çalışmaktadır. Toplantının merkezinde yer alan enerji güvenliği, Orta Koridor ve bölgesel bağlantısallık başlıkları, aktörlerin Güney Kafkasya’ya yönelik vizyonunun giderek daha fazla ekonomik entegrasyon ekseninde şekillendiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca Ermenistan’da Paşinyan’ın yeniden seçilmesi de bölgedeki barış ve normalleşme adımlarının ilerletilmesi adına bu sürece yeni bir dinamizm katabilir.

ENERJİ GÜVENLİĞİ VE ORTA KORİDOR

Ankara, Bakü ve Tiflis arasındaki üçlü mekanizma, son yıllarda enerji güvenliği, ulaştırma hatları ve bölgesel bağlantısallığın merkezindeki en önemli bölgesel iş birliği platformlarından biri haline geldi. İstanbul Bildirisi'nde verilen mesajlar, üç ülkenin bu iş birliğini kendi ulusal çıkarları kadar Güney Kafkasya’da barış, istikrar ve sürdürülebilir refah üretme aracı olarak gördüklerini ortaya koymaktadır. Avrupa’dan Asya’ya uzanan ticaret ve enerji hatlarının güvenliği düşünüldüğünde, bu bölgesel iş birliği artık doğrudan jeopolitik bir anlam taşımaktadır.

Söz konusu iş birliğinin en somut stratejik omurgasını ise Orta Koridor ve ortak enerji altyapı projeleri oluşturmaktadır. Enerjiye makul maliyetle ve kesintisiz erişimin küresel bir güvenlik meselesine dönüştüğü günümüzde, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ile Bakü-Tiflis-Erzurum Doğalgaz Hattı, bölgeyi enerji arz güvenliği açısından kritik bir merkez haline getirmiştir. Üçlü mekanizmanın bundan sonraki hedefi ise enerji, ulaşım ve iletişim ağlarında daha bütünleşik bir yapıya geçerek Avrupa ile Asya arasında çok daha güvenli, hızlı ve öngörülebilir bir geçiş hattı oluşturmaktır.

Orta Koridor’un küresel lojistikte güçlenen rolünün en somut örneği ise Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı'dır. Hattın tam kapasiteye ulaşması, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan’ın Avrupa ile Asya arasındaki alternatif transit güzergâhtaki stratejik konumunu daha da güçlendirmiştir. Çin’den başlayarak Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye’ye uzanan koridor, hem Rusya merkezli kuzey hatlarına hem de güvenlik riskleri artan geleneksel deniz yollarına alternatif olarak öne çıkmaktadır.

BÖLGESEL RİSKLER

Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan hattında gelişen iş birliğine rağmen, daha geniş bölgesel güvenlik mimarisi ciddi riskler barındırmaya devam etmektedir. Bu bağlamda Rusya-Ukrayna Savaşı'yla birlikte Karadeniz güvenliğinin giderek daha kırılgan hale gelmesi, enerji arz güvenliği ve ticaret hatları açısından bölgeyi doğrudan etkileyen yeni riskler ortaya çıkarmaktadır. Özellikle Karadeniz ve Azak Denizi’nde artan saldırılar, savaşın cephe hattını aşarak Güney Kafkasya’daki kırılgan jeopolitik ortamı daha da görünür kılmaktadır.

Bununla birlikte bölgesel riskler yalnızca kuzeyle sınırlı değildir. İran ile ABD-İsrail hattında yükselen gerilim de bölgeyi çevreleyen güvenlik kuşağını daha istikrarsız hale getirmektedir. Bu jeopolitik kırılmaların yaşandığı kriz ortamında barışın sağlanması için Ankara, bir yandan çatışan taraflarla diplomatik temaslarını sürdürürken diğer yandan bölge ülkeleriyle yakın istişare mekanizmaları yürütmektedir.

ERİVAN HATTINDA NORMALLEŞME

Azerbaycan ve Gürcistan ile birlikte Güney Kafkasya’yı oluşturan üçüncü devlet olarak Ermenistan’ın yaşadığı dönüşüm ise bölge açısından pozitif bir süreci yansıtmaktadır. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış süreci ile Türkiye ve Ermenistan arasındaki normalleşme adımları, tarafların ortaya koyduğu siyasi iradeyle bölge için somut bir fırsat penceresi açmıştır. Nitekim 7 Haziran’da Ermenistan’da gerçekleştirilen parlamento seçimlerini, Bakü ile barış ve Ankara ile normalleşme taraftarı olan Paşinyan’ın kazanması bölge açısından oldukça olumlu bir gelişmedir. Paşinyan’ın seçim zaferinin ardından Türkiye ile sınırların açılmasına ve bölgesel iş birliğinin canlandırılmasına yönelik yaptığı yapıcı açıklamalar, bu yeni dönemin diplomatik zeminini güçlendirmektedir.

Bölgenin önündeki esas stratejik hedef, barışın siyasi zemini güçlendikçe bölgesel bağlantısallık projelerinin çok daha güçlü neticelere ulaşmasıdır. Bu doğrultuda, Azerbaycan’ı Ermenistan’ın Syunik bölgesi üzerinden Nahçıvan’a ve oradan da Türkiye’ye bağlayacak olan stratejik güzergah kritik bir öneme sahiptir. Ankara ve Bakü tarafından uzun zamandır “Zengezur Koridoru” olarak adlandırılan, son dönemde ise “Uluslararası Barış ve Refah için Trump Güzergahı” (TRIPP) olarak da nitelendirilen bu hat, bölgesel güven inşası adına tarihi bir fırsattır. Enerji jeopolitiği, küresel ticaret yolları ve bölgesel güç dengeleriyle doğrudan bağlantılı olan bu koridorun hayata geçmesi, Hazar ve Orta Asya kaynaklarının Avrupa pazarlarına akışını kolaylaştırırken Orta Koridor’u da güçlendirecektir.

ÜÇLÜ MEKANİZMA GENİŞLEYEBİLİR

Bölgesel normalleşme ve pragmatik iş birliği beklentileri yolunda giderse, önümüzdeki yıllarda bu üçlü zirvenin yapısı da değişebilir. Erivan’ın barış ve bağlantısallık eksenli politikalarda kalıcı bir irade ortaya koyması halinde, mevcut üçlü mekanizma zamanla daha kapsayıcı bir bölgesel iş birliği modeline dönüşecektir. Böyle bir tablo, Türkiye’nin öncülüğünde Güney Kafkasya’da entegrasyon, bağlantısallık ve ekonomik iş birliği merkezli yeni bir jeopolitik düzenin önünü açabilir.

#Güney Kafkasya
#Türkiye
#Azerbaycan
#Gürcistan