
Ekonomik ya da toplumsal hayata kâğıt üzerinde temas eder gibi görünen program ve projeler, toplumda güçlü bir heyecan dalgası üretmekten çok temkinli bir bekleyişe, hatta yer yer belirgin bir güvensizliğe yol açıyor. Özellikle gençler, genç işsizliğinin artık “tekil projelerle çözülebilecek” bir başlık olmadığını açık biçimde dile getiriyor. Eğitim seviyesi yükseldikçe bu tür açıklamalara duyulan inancın zayıflaması daha da dikkat çekici. Çünkü bu kesimler için istihdam meselesi yalnızca iş sayısından ibaret değil; işin niteliği, gelir güvencesi, kariyer perspektifi ve emeğin karşılığı gibi daha yapısal unsurlarla birlikte değerlendiriliyor. Üstelik siyasal tercihlere göre oluşan keskin ayrışma, genç istihdamı gibi teknik bir konunun bile bütünüyle siyasallaştığını gösteriyor. Bu da politika tasarımında içerik ile iletişim dili arasındaki uyumsuzluğun toplumsal güveni aşındırdığına işaret ediyor. İnsanlar artık yalnızca neyin yapıldığına değil, neden ve nasıl yapıldığına, kime ve ne ölçüde fayda sağlayacağına bakıyor.
Deprem konutları yapılmış mı?
Yapılmış.
Gençlere yönelik projeler açıklanmış mı?
Açıklanmış.
Elektrikli otomobiller yollarda mı?
Yollarda.
Türkiye ekonomisi bugün iki aynanın arasında duruyor. Birisi ışığı doğru ayarlandığınızda pürüzleri saklayan, çehreyi toparlayan bir makyaj aynası. Diğeri ise sabahın acımasızlığında uykusuzluğu, yorgunluğu ve çatlakları gizlemeyen, tuvalet çeşmesinin üstündeki kırık bir ayna.
Bugün işsizlik, politika faizi, enflasyon, büyüme gibi veriler makyaj aynasında gösteriyor kendisini. Reel hayatımız ise gözlerimizdeki çapakla, cebimizdeki eksikle sabah aynasında. Son iki yılda ekonomi yönetimi, enkazdan mimari çıkaran bir mühendis gibi davrandığını anlatıyor. Para politikasında disiplin, mali tarafta sıkılık, dış dengede toparlanma… Cari açık geriliyor, rezervler güçleniyor, doğrudan yatırım on yılın zirvesine çıkıyor. Uluslararası yatırımcı toplantılarında Türkiye artık “öngörülemez deney alanı” değil, “program uygulayan ülke” olarak anılıyor ya da en azından öyle sunuluyor.
Enflasyon düşüş eğilimine girmiş durumda. Büyüme hız kesmiş olsa da sürüyor. Finansal mimari daha rasyonel bir çerçeveye oturuyor. Makro tabloda bir düzen var.
Buraya kadar bakarsanız: Bu bir iftihar hikâyesi.
Ama ekonomi yalnızca soğuk verilerden ibaret değil.
Ekonomi; akşam eve dönüldüğünde açılan buzdolabının içidir.
Dolmayan pazar çantasıdır.
Kirasını düşünerek uyuyan ailedir.
Eve hapsolmuş milyonlarca gencin atıl kalan zihnidir.
Excel tablosunda iyileşen her hücre; gıdada, kirada, eğitimde, ulaştırmada aynı hızla karşılık bulmuyor. Enflasyon düşüyor deniyor ama etiketler hâlâ yüksek. Cari açık geriliyor deniyor ama kira artış oranları ve kiraların geldiği seviye ortada. Rezerv artıyor deniyor ama krediye erişim kolaylaşmıyor. Makro cephede program çalışıyor olabilir. Ama mikro cephede talep edilen sabır giderek tükeniyor.
Soruyu yeniden soralım:
Bu bir iftihar mı?
Makro göstergelere bakarsanız evet.
Bu bir intihar mı?
Toplumsal hissiyata bakarsanız yer yer evet.
Türkiye ekonomisi iki aynanın arasında. Ya iki evetle uğurlayacağız bu dönemi ya da aynalardan biri kırılacak. Anlaşılan o ki hangisine daha uzun bakarsak, hikâyeyi o yazacak.
Çünkü mesele artık sadece teknik değil neredeyse tamamen duygusal.
Cari açık düşmüş olabilir.
Ama kiracı ev sahibinin mesajını gördüğünde yüreği ağzına geliyorsa, o düşüş hangi kalp grafiğine yazılır?
Doğrudan yatırım artmış olabilir.
Ama genç evde oturup “ben hangi geleceğe yatırım yapacağım?” diye soruyorsa, o artış kimin hayatına dokunur?
Enflasyon gerilemiş olabilir.
Ama maaş daha hesaba yattığı gün erimeye başlıyorsa, o gerileme hangi sofrada hissedilir?
Türkiye ekonomisi bir eşikte duruyor. Bir tarafta “bakın toparlanıyoruz” diyen bir anlatı,
diğer tarafta “ben toparlanmadım” diyen bir gerçeklik.
O yüzden soru hâlâ açık:
İftihar mı?
İntihar mı?
Belki de asıl mesele aynayı değiştirmek de değil yüzü iyileştirmek de.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.