Çok mu tarih konuşuyoruz?

Ömer Türker
Ömer TürkerYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 13/07/2026, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Çok mu tarih konuşuyoruz?

Epeydir İslam’da tasavvuf, kelam ve felsefe gelenekleriyle ilgili yazı yazıyorum. Bir gazete köşesinin tahammül sınırlarını da zorlamış olabilirim. Fakat tüm bu yazıları bir dizi güncel sorunumuzu ele almak için yazdım. Bu yazıdan itibaren fiilen karşılaştığım ve tespit edebildiğim sorunları tahlil etmeye çalışacağım. Önce son zamanlarda sıkça karşılaştığım genel bir değerlendirme ve eleştiriden başlayacağım.

Türkiye’de son otuz yılda İslam düşünce tarihi hakkında hatırı sayılır düzeyde çalışma yapıldı. İlahiyat fakülteleri yakın zamana kadar sayısal olarak azlığına rağmen geriye dönüp bakıldığında İslam mirasını yeniden kazanma yolunda muazzam bir iş çıkardılar. Hadis, tefsir, fıkıh, kelam, tasavvuf ve felsefe külliyatlarının çevirisi, dönemler, kitaplar ve düşünürler hakkında yapılan tez, makale ve kitap seviyesindeki çalışmalar -tüm eksiklerine rağmen- büyük bir yekûna ulaştı. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi çalışmaları seksenlerin ortalarından 2010’lara kadar İlahiyat, tarih, edebiyat, felsefe, bilim tarihi, sanat tarihi gibi çok farklı alanlarda İslam medeniyetine dair araştırmaların birbiriyle ilişkili ve uyumlu bir şekilde gelişmesine büyük katkı sağladı. 2010 sonrasında İlahiyatların sayısal olarak artışı da bu gelişimi hızlandırdı ve kalıcı olmasını sağladı. İslam’da bilim, düşünce, sanat, edebiyat, iktisat, hukuk gibi alanların tarihiyle ilgili bırakın dakikleşme ve derinleşmeyi hala fiilen hiçbir çalışma yapılmamış dönemler bulunmaktadır. Yani mevcut çalışmaların eksikliğini, hala zihnimizde bütünlüklü bir tahkiyenin tam olarak oluşmadığını ve çalışmaya konu olan dönem, düşünce, şahıs ve eserlerin farklı açılardan anlama ve yorumlamaya açık olduğunu zaten söylemeye gerek yok. Buna rağmen genelde İslam medeniyetine özelde İslam’da düşüncenin tarihine dair bilgi ve idrakimiz seksenlerde hatta doksanlarda öngörülemeyecek bir seviyeye ulaştı.

Herkesin bildiği üzere bu süreç bizim için sadece bir tarih araştırması, geçmişte yaşanmış bir insanî tecrübeyi kavrama çabası değildir. Evet, insanlık tarihine dair idrakimizin bir parçasını İslam dönemi oluşturur fakat bizim için İslam tecrübesi kendimizi anlama ve hayatımızı şekillendirme çabasının ya temel unsurlarından biridir ya da esasını oluşturmaktadır. “Ya temel unsurlarından biridir ya da esasını oluşturmaktadır” ifadesini zaman zaman gözden kaçan bir durumu dile getirmek için söylüyorum. İslam tecrübesi şahıs olarak benim için tüm anlama ve inşa çabalarının yalnızca temel unsurlarından biri değildir, asli zeminini oluşturur. Fakat bu topraklarda doğup büyüyen biri benimle aynı dünya görüşünü paylaşmasa hatta tam aksi görüşlere sahip olsa bile yine de İslam tecrübesi onun tüm yönleriyle hayatı anlama, yorumlama ve inşa etme çabalarının temel unsurlarından biridir. Bu cümleye itiraz eden pek çok insanın çıkacağından eminim. Ama sözü evirip çevirmeden, uzatmadan ve açıkça söyleyeyim: İslam tecrübesinin bizim için temel unsurlardan biri olmadığını düşünen bir kimse bir şeyin farkında olduğu için değil yaşadığı içtimai vasatın ve konuştuğu dilin nasıl bir anlam dünyasına sahip olduğu hakkında tamamıyla bilinç yitimine duçar olduğu için böyle düşünüyordur. Sakın ha bu söylediğimin bir fikri ihtilaf ve farklı yorum meselesi olduğunu düşünmeyesiniz. Bu ülkede maalesef İslam tarihini önemsemeyen, merak etmeyen ve bu durumundan da rahatsız olmayan birçok eğitimli insan var. Bu durum bizim son iki yüzyılda yaşadığımız modernleşme tecrübesinin kaçınılmaz bir sonucu. Bu sonuç kimi bakımlardan makul kimi bakımlardan mazur kimi bakımlardan haklı kimi bakımlardan da hiçbir akılla açıklanamayacak kadar saçma gerekçelere dayanır. Zaten bin yıl boyunca İslam coğrafyasının siyasi hâkimiyetini elinde tutmuş ve on dördüncü yüzyıldan itibaren de İslam’ın medenî kazanımlarının merkezi olmuş bir milletin kendi tarihiyle ilgili çalışmaların son yirmi yılda geldiği noktayı bir başarı olarak takdim etme tuhaflığının sebebi de bu.

Dediğim gibi bu hususta ayrıntıya girmeyeceğim, sadece şuna işaret etmek istiyorum: Biz oryantalist değiliz, bizim için İslam tecrübesini anlamak, kendi düşünce geleneklerimizi anlama ve yorumlama çabasıdır, yaşadığımız hayatı derinlemesine tahlil etme çabasıdır, elân yaşadığımız sorunlarımızın tarihteki derinliğini berraklaştırma çabasıdır, inandığımız dinin insanlığa sunduğu hakikatlerin farklı yorum ve uygulamalarını kavrama çabasıdır vs. Dolayısıyla biz sadece bir tarih çalışması yapmıyoruz, zaman zaman anakronizme düşmeyi göze alacak kadar kendimizi anlamaya çalışıyoruz. Bu sebeple genelde İslam medeniyeti özelde İslam düşüncesi çalışmaları arttıkça ve derinleştikçe bizim konuşmalarımızda İslam döneminde görülen düşünce, şahıs ve eserler artıp derinleşiyor.

İşte bu durum son zamanlarda eleştiri tonuyla dile getirilmeye başladı. Hatta eleştiriyi dile getirenlerin bir kısmı ve benim doğrudan karşılaştıklarımın tamamı, İslam düşüncesine karşı veya mesafeli bir tavra sahip olanlar değil, tam tersine İslam’ı bir din ve medeniyet olarak kavrama çabasında olanlar. Daha da tuhafı, ömrünü bu sahalardan birini çalışmaya adamış kişilerden de böylesi eleştirileri duyabilirsiniz. Eleştiriyi dile getirdikleri cümleyi aynıyla aktarayım: Hep tarihten bahsediyorsunuz, biraz günümüze gelin artık! İbn Sînâ’nın varlık-mahiyet ve zorunlu-mümkün ayrımlarının, İmâm Râzî’nin felsefe ve kelam eleştirilerinin, Cürcânî’nin Şerhu’l-Mevâkıf’ının tartışıldığı bir konuşmadan sonra bu eleştiriler de esrik bir haklılık havası estiriyor. Pekâlâ, gerçekten isabetli veya mazur mu? Sorunlara buradan başlayalım.

Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026