İndiremez ki indiremez ki Merkez faiz indiremez ki

04:0010/06/2026, Çarşamba
G: 10/06/2026, Çarşamba
Özgür Bayram Soylu

Küçükken karşımızdaki çocukları köşeye sıkıştırmak, sinir krizinin eşiğine getirmek için kullandığımız “yapamaz ki yapamaz ki” sloganı, bugün Merkez Bankası’nın para politikasını tanımlamak için kullanılır hale geldi. Koskoca Para Politikası Kurulu’nu mahallenin mızıkçı çocuğu konumuna düşürmek de herhalde sadece bizim makroekonomik tarihimize nasip olurdu. Ekonomi yönetiminin ruhunu teslim aldığı “faizi indirirsek döviz fırlar” korkusu halen daha sürüyor. Bu fobi yüzünden adımlar o kadar ürkek,

Küçükken karşımızdaki çocukları köşeye sıkıştırmak, sinir krizinin eşiğine getirmek için kullandığımız “yapamaz ki yapamaz ki” sloganı, bugün Merkez Bankası’nın para politikasını tanımlamak için kullanılır hale geldi. Koskoca Para Politikası Kurulu’nu mahallenin mızıkçı çocuğu konumuna düşürmek de herhalde sadece bizim makroekonomik tarihimize nasip olurdu.

Ekonomi yönetiminin ruhunu teslim aldığı “faizi indirirsek döviz fırlar” korkusu halen daha sürüyor. Bu fobi yüzünden adımlar o kadar ürkek, kararlar o kadar savunmacı ki, rasyonel bir makro modelleme yapmak imkânsızlaşıyor. Döviz yükselmesin diye faiz zirvede tutuluyor; faiz zirvede tutuldukça üretim maliyetleri katlanıyor, yatırımlar duruyor. Artık hepimizin bildiği bu kısır döngünün sonunda elimizde maalesef yüksek faiz-yüksek enflasyon sarmalı kalmış durumda. Peki, bu kısır döngüyü kırmanın ve parayı dövize kaçmaktan alıkoymanın bir yolu yok mu?

BİREYSEL DÖVİZ KAZANÇLARININ VERGİLENDİRİLMESİ
Bugün bu ülkede alın teriyle çalışan bir ücretlinin geliri %15 ile %40 arasında değişen oranlarda daha cebe girmeden vergilendirilirken, evinde pofuduk terlikleriyle oturup sadece “Dolar/TL” grafiği izleyen bireylerin döviz alım-satımından elde ettiği kur kazancı sıfır vergiyle muaf tutuluyor. Yani ekonomi yönetimi diyor ki: “Fabrikada mesaiye kalırsan vergi alırım ama ekrana bakıp ‘Dolar uçuyor’ diye sevinirsen hayırlı kazançlar dilerim.”
Yeni Şafak gazetesinin bir kez daha gündeme getirdiği bireysel döviz kazançlarının vergilendirilmesi önerisinde ezberlenmiş koronun yükselmesi şaşırtıcı değil. Neymiş “Küçük tasarruf sahibi ezilecek, Ayşe Teyze’nin kefen parası kuşa dönecek!”

Yeni Şafak iyi tasarlanarak tüm kaygıları ortadan kaldırma potansiyeli olan bir model öneriyor aslında. Asıl hedef yastık altındaki üç kuruşa dokunmadan, sadece “büyük abileri” masaya çağırmak. Bu parayı kısa vadeli vur-kaç kârı için mi tutuyorsun, yoksa gerçekten kara gün dostu bir tasarruf olarak mı saklıyorsun?

Örnek veriyorum modele yıllık muafiyet getirirsin ve bu eşiği her yıl TÜFE baz endeksi ile güncellersin, küçük tasarruf sahibini de reel anlamda korursun. Gelenekselleşmiş, torununa harçlık yapmak için kenara 1.000 Dolar atan amcamızın vergi dairesiyle yollarını kesiştirmezsin ki bugün izlenen vergi politikası ile nefes alan herkes nerede ise karşılaşıyor zaten. Kazanç eşiği geçti mi kademeli olarak %5’ten %25’ kadar oranlar koyar vergini toplarsın. Toplanan vergi gelirleri de KOBİ destekleri ve ihracat kredileriyle doğrudan üreticiye can suyu olur. Dövizin üretimi öldürdüğü bu düzende, dövizden alınan vergi fabrikadaki tezgâhı döndürür. Bu örnekler tamamen temsili olup sistemin mantığını açıklamaya yönelik aslında.

Sadece kazanç büyüklüğüne göre değil, davranışa göre de şekillendirmek bu parayı kısa vadeli kâr için tutanla gerçekten tasarruf edeni ayırt etmeyi kolaylaştırır. Örnek veriyorum 30 günden kısa elde tutmalarda herhangi bir vergi indirimi uygulamadan tam vergi oranında işlem yaparsın ki spekülatif işlemin cazibesi gitsin. Dövizin elde tutulma süresi uzadıkça uygulanacak vergi kademeli olarak azalabilir ve uzun vadeli tasarruflar neredeyse sembolik düzeyde vergilendirilir. Dolayısıyla önerilen sistem dolarizasyonu yasaklamıyor sadece spekülatif olanı pahalı, uzun vadeli olanı ucuz kılıyor.

Kur 40 TL’den 10.000 dolar alıp 55 TL’den bozan birinin 150.000 TL’lik nominal kazancı, enflasyondan arındırıldığında muafiyet sınırının altında kalırsa vergilendirilmez. Buna karşılık, kısa vadeli al-sat ile enflasyondan arındırılmış 200.000 TL reel kazanç sağlayan bir yatırımcı normal oranlar üzerinden vergilendirilir.

MERKEZ FAİZ İNDİREBİLİR

Piyasa analistleri, Londra merkezli fon yöneticileri ve uluslararası kuruluşlar ne derse desin; Merkez Bankası’nın bu Perşembe faizleri %35’ler seviyesine hatta altına indirmesinin önünde teknik veya rasyonel hiçbir engel yok. Çünkü talep zaten donmuş durumda. Yüksek faiz artık tüketimi kısmaktan çok üretimi ve yatırımı baskılıyor. Döviz kazançları vergisi gibi yapısal adımlarla desteklenecek bir faiz indirimi, tasarrufların üretim ve istihdama yönelmesini sağlayabilir. Ayrıca yüksek faiz enflasyonla mücadele aracından çok bir maliyet unsuruna dönüştü. Üretici, finansman giderlerini doğrudan fiyatlara yansıttığı için faiz indirimi maliyet baskılarını hafifleterek dezenflasyona katkı sağlayabilir. Ve Merkez Bankası piyasanın beklentilerini takip eden değil, yön veren kurum olmalı. Kontrollü bir faiz indirimi, hem bu algıyı güçlendirir hem de enflasyonla mücadelede geleceğe dönük güveni artırabilir.

Gelelim en başa. Bugün Merkezin kendini o mızıkçı çocuktan kurtarmanın yegâne yolu, rasyonel bir cesaretle oyuna ağırlığını koymak, sistemin sızıntılarını yamatmak ve perşembe günü o faiz indirim kararını masaya pat diye bırakmaktır.

Bizde olmak görünmekten zordur.
#Ekonomi
#Merkez Bankası
#faiz