Yapay zeka (YZ) son iki yılda iş dünyasının her katmanına sızmış olmakla birlikte adaleti, adaletsiz dağıtmak konusunda adeta bir insan gibi davranıyor. Bir yanda giriş seviyesi pozisyonlar eriyor, öte yanda sekiz yaşındaki çocuklar bu teknolojiyi 25 yıllık kurumsal ebeveynlerinden çok daha hızlı yalayıp yutuyor; işverenler CV’lerdeki o havalı deneyim” satırını mikro yetkinlik ile takas ediyor. Masa başındaki herkes zamandan tasarruf ederken “Ben şimdi neyim?” gibi tuhaf bir varoluşsal tatminsizlikle de boğuşuyor. Dört ayrı araştırma, aslında tek bir trajikomik hikâyenin farklı bölümlerini anlatıyor.
GİRİŞ KAPISI KİLİTLENİYOR
Dünya Ekonomik Forumu ve PwC’nin ortak raporuna göre, ABD’de yapay zekadan etkilenen mesleklerde 22-25 yaş arası gençlerin istihdamı 2022 sonundan bu yana yüzde 16 azalmış durumda. Küresel ölçekte de genç iş gücünün yüzde 37’si teknolojik dönüşümlerden orta ya da yüksek düzeyde etkileniyor. Çünkü şirketler artık araştırma, veri analizi ve belge hazırlama gibi görevleri deneyimsiz çalışanlara yaptırmak yerine doğrudan yapay zeka araçlarına devrediyor.
En sert darbeyi finansal hizmetler, bilgi-iletişim, profesyonel hizmetler ve eğitim sektörleri alıyor; yani plaza dilinde sinerji yaratıp aksiyon aldığımız ne kadar ciddi masa başı iş varsa, hepsi ilk büyük güncellemede sallantıda kalıyor.
Haliyle mesele sadece bugünün işsizliği değil. Yeni mezunların ticari sezgi ve teknik beceri kazanacağı o geleneksel stajyer gibi ezilerek büyüme kadroları daraldıkça, yarının yöneticilerini yetiştirecek yetenek havuzu da kuruyor. Nitekim PwC’nin 48 ülkede 9.000 giriş seviyesi çalışanla yaptığı anket, bu yapısal sıkışmayı doğruluyor. Katılımcıların yüzde 68’i yapay zekanın üretkenliğini artırdığını söylerken, yüzde 45’i “madem iş hızlı bitiyor, o zaman daha çok iş yapabilirsin” baskısı yüzünden daha uzun saatler çalıştığını belirtiyor. Yüzde 28’i ise mevcut becerilerinin yarısının veya daha azının önümüzdeki üç yılda geçerliliğini koruyacağını düşünüyor.
DİJİTAL YERLİLER
Bugünün gençleri ofislerde yapay zekaya yer kaybedip işsiz kalırken, yarının yetişkinleri olacak çocuklar yapay zekayla kanka olarak büyüyor. UNICEF’in verilerine göre dünya genelinde en az 20 milyon çocuk yapay zeka kullanıyor ve teknolojiyi yetişkinlerden üç kat daha hızlı yalayıp yutuyor. Yaklaşık 13 milyon çocuk ödevlerini ChatGPT’ye kilitlerken, her 10 çocuktan biri de dert ortağı bulamamış gibi kişisel meselelerinde tavsiye almak için bu araçların kapısını çalıyor. Ancak bu hız beraberinde ciddi riskler getiriyor. Çocukların üçte biri yapay zekanın dolandırıcılık ya da yanlış bilgi yayma amacıyla kötüye kullanılmasından endişe ederken, her dört çocuktan biri görüntülerinin sahte materyallere dönüştürülmesinden korkuyor.
DENEYİM ÖLDÜ
İşverenler artık CV’lerdeki o havalı “10 Yıllık Tecrübe” satırına değil, taze alınmış dijital rozetlere bakıyor. Coursera’nın raporuna göre, Türk işverenlerin %97’si artık “Bana ne bildiğini kanıtla” kafasında. Hatta %87’si, yapay zeka becerisi olan bir adayı, hiçbir şeyden haberi olmayan kıdemli bir kurumsala tercih ediyor. Rakamlar işverenlerin bu stratejiden memnun olduğunu gösteriyor. Yüzde 96’sı mikro yetkinlik sahibi çalışanların ilk yıllarda daha iyi performans gösterdiğini, yüzde 85’i eğitim maliyetlerinde yüzde 20’nin üzerinde tasarruf beklediğini, yüzde 75’i ise bu adaylara daha yüksek başlangıç maaşı vermeye istekli olduğunu belirtiyor. Türkiye’de mikro yetkinlik sahibi mezunların yüzde 86’sı mezuniyetten sonraki 12 ay içinde alanıyla uyumlu bir işe yerleşiyor. Yapay zeka, giriş seviyesindeki geleneksel kariyer basamaklarını acımasızca tırpanlarken; oyunun kurallarını erken çözenlere, yine kendi ürettiği mikro anahtarlarla yeni kapılar aralıyor.
TATMİN OLUYOR MUYUZ?
Boston Consulting Group’un 11.749 çalışanla yaptığı araştırma, iş tatmini paradoksu adını verdiği ilginç bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Yönetici olmayan, doğrudan iş üreten çalışanlar arasında düzenli yapay zeka kullanımı arasında son iki yılda 20 puandan fazla artarak yüzde 74’e ulaşmış. Düzenli kullanıcıların yüzde 42’si haftada en az bir tam iş günü tasarruf ettiğini söylüyor. Kulağa belki harika geliyor, ama yüzde 66’sı bu zamanı nasıl değerlendireceği konusunda yeterli rehberlik almadığını itiraf ediyor. Yani raporu iki dakikada yapay zeka araçlarına yazdıran beyaz yakalı, kalan 7 saat 58 dakikada ekrana bakıp “Şimdi ruhumu hangi işe satsam?” diye düşünüyor. Ayrıca düzenli kullanıcıların yüzde 67’si iş tatmininin arttığını söylerken, yüzde 41’i aynı anda bilişsel yükünün de arttığını belirtiyor. Teknoloji hem işi kolaylaştırıyor hem de beyni yakıyor gibi anlayacağınız.
YZ ÇAĞINDA HAYATTA KALMA REHBERİ
Bu dört araştırma yan yana geldiğinde, aslında tek bir büyük dönüşümün farklı sahnelerini önümüze koyuyor. Gençler kapıda içeri sızmaya çalışırken, çocuklar arka bahçede teknolojiyle çoktan kanka olmuş; işverenler içeride mülakat kurallarını baştan yazarken, masabaşındaki eski kadrolar ise odalarında kazandıkları boş zamanın varoluşsal sancısını çekiyor.
Günün sonunda kimin geleceğin lideri olacağını, kimin de bilgisayar başında boş boş ekrana bakarak geride kalacağını yapay zekanın kendisi değil, onun etrafında kurabildiğiniz, ya da kurmayı beceremediğiniz strateji belirliyor.
Bizde son pişmanlık fayda etmez.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.