Babamın yeni kitabı çıktı!
04:00, 15/11/2025, CumartesiG: Güncelleme: 07:38, 15/11/2025, Cumartesi
Yeni Şafak

Nurettin Durman - Gülçin Durman
Öykü kitaplarıyla edebiyat dünyasında sesini duyuran yazar Gülçin Durman şair olan babası Nurettin Durman ile son çıkan kitabı üzerine söyleşi yaptı. Nurettin Durman iki cilt olarak çıkan Dünyadan Geçerken /Toplu Şiirleri kitabından yola çıkarak şiir dünyasını kızına anlatıyor.
GÜLÇİN DURMAN
Çocukluğumda, ailece gerçekleşmesini beklediğimiz en önemli şey babamın bir kitabının çıkacağının müjdesini almaktı. Nedense bir türlü gelmiyordu ama bu haber. Biraz üzdü de hatta bir ara. Tam şimdi oldu, olacak diyorduk. Sonra birden hiç ummadığımız bir engel ortaya çıkıyor ve hayallerimiz suya düşüyordu. Hâsılı kelam evimizin biriciği “babamın kitabı” bayağı bekletti bizi. Hakkını yemeyeyim sonradan bereketini de getirdi. Sadece şiir değil, hikâye, günlük ve deneme kitapları da oldu babamın. Geçtiğimiz günlerde, babamın Dünyadan Geçerken adlı yeni bir kitabı daha çıktı. Çıra Yayınlarının yayımladığı iki ciltlik kitapta babamın toplu şiirleri bulunuyor. Babamın yani şair Nurettin Durman’ın bu en son çıkan yeni kitabı vesilesiyle kendisine birkaç soru sordum. Cevaplarını bildiğim bir röportaj yapma fikri benim için değişik ve eğlenceliydi.
Şiir yazabilmek için heyecanlı, ümitvar ve hayatı sevmek gerekiyor gibi geliyor bana. Çünkü yakından tanıdığım bir şair böyle biri. Yani sen! Ne dersin bu fikrime? Haklı mıyım?
Bizi kuşatan ne varsa, biz oradayız. Sokağa çıkıldığında dünya güzel midir? Gözlerimiz kimlerin gözleriyle bakıyor etrafına? Ya da biz kimiz, ne işimiz var bu yeryüzü denilen curcunada? Mademki varız, var olmak zorunluluğunu duymayacak mıyız? Bu var oluşa giden yolda birtakım olguların bizi zorladığını ve ne iş tutuyorsak tutmuş olalım, içimizde öz olarak neyi taşımakla mükellef olduğumuzun bilincinde olmalıyız. Yani aslında şiirle de kök salmak gerekiyor dünyaya. Çünkü şiirin omuzlarına da yük biniyor.
Şairin şiiri hayatına dahildir demiş ya şair. Evet öyle olmalı, hayatın ivmeleri arasında çekişenlerle çekişmeyenleri bir arada tutmanın adına da olsa kabullenmelerin etrafında oluşacak şeylerin üstesinden gelebilmeli şair. Ümitsiz olmadım ve tabii ki ümitsizlik yakışmaz bize. Zorlukların üstesinden gelmenin bir adı da ümitsizlik yok demektir.
Çünkü her şey ‘Bir’ ile kaimdir. ‘Bir’ kuşatır. ‘Bir’ oldurur. ‘Bir’ ikame eder. ‘Bir’ yedirir içirir. ‘Bir’ eğitir. Yani terbiye eder. Akla sebebiyet verir. Akıl ve akılsızlık. Görürlük ve görmezlik... Duygu ve duygusuzluk... Ölüm ve kalım… ‘Bir’ âlemdir. Diğer her şey pervanedir. ‘Bir’ ganidir. Acizlere ilham verir. Aciz kelimeyi bendinde ufalar, ufalar un ufak eder; ateşiyle yakar kavurur söze dönüştürür.
Alıcı kuş gibi şair sözcüklere yapışırken oluşan titreşimin altında yatmakta olan ateşli imgeyi yukarıya kaldırmak; yani ona nefes aldırmak, aydınlığa çıkarmak ve rahatça dolaşmasını sağlamak da o büyük uğraşın sürecinde kazanılmış bir zaferdir şair için...
GEÇİM GAİLESİ ARASINDA YAZARLIK SERÜVENİ
Sence şair hayatta neyi önemsemeli? Şiiri mi, ekmeği mi?
İş güç, geçim gailesi, evin iaşesi çocuklar falan derken sıkışık zamanların kırıntılarından yararlanıyordum ancak. Her şeye rağmen kendime bir özel zaman ayıramadığım için pişman değilim. Çünkü bana uyan böylesi bir hayat olmalı. Yoğun iş gününden sonra rahatlığa varmak sanki yasaklanmış gibiydi bana. Öyle bir zorluk içinde bugünlere geldi yazı hayatım. Yani bu zor bir yolculuktu, yürünmesi gerekiyordu, yürünmese olmayacaktı.
NE EKMEKSİZ NE ŞİİRSİZ KALDIM
Değerli dostum rahmetli İsmail Kazdal bana bir koltuğa iki karpuz sığmaz ya biri ya diğeri ile uğraş derdi. Ben de ikisini de yapacağım ağabey inşallah derdim. Öyle oldu, ekmeksiz olmazdı ve tabii şiirsiz de olunamazdı hayatımda. Zaten hangi şairin bir asal işi yok ki? Çok şükür devam edip geldim bu günlere…
Dünya tarihi boyunca, günümüzdeki kadar kötülüğün bu kadar yaygın yaşanmadığı söyleniyor. Filistin›de yaşananlar herkesin malumu. Savaş bitti bitmedi mi daha belli değil. Şimdi de Sudan yanıyor. Bilmediğimiz de daha ne kadar kötülük, zulüm ve acı vardır, kim bilir. Bunca acıya rağmen şairler hala nasıl şiir yazabiliyor?
Bir görüşe göre bu zulümlerden kıyımlardan kırımlardan sonra şiir yazılmaz. Lakin şair kalbi dayanamıyor ve bu rezilliğe zalimliğe karşı durmaya bir an dahi akan kanı durdurmaya katkısı olsun diyerek söze sığınıyor diyebiliriz… Sözün gücü haksızlığa karşı durmak için ayaklanıyor ve kötülükleri yok etmek için kendini ortaya çıkarıyor...
OKUMAK İÇİN YALNIZ KALDIM
Nasıl ve ne zamanlarda şiir yazarsın? Özel bir ortam arar mısın? Ya da yazarken müzik dinler misin mesela?
Gençken çalıştığım işin yoğun oluşundan dolayı ancak geceleri kitap okuyabiliyor ve yazıyordum. Öyle özel bir ortam arayışım olmadı belki bir iki defa yalnız kalmak için insanlardan uzaklaştığım olmuştur. Mesela Kızkulesi karşısında oturmuş şiir yazmışımdır. Beylerbeyi sahilde annen yanımda olsun ki başkaları gelip lafa tutmasın da başladığım şiiri bitireyim diye. Çalışma odam yok biliyorsun. Mısra kaçmasın kelime uçmasın diye not alınır zaman zaman. Gece kalkıp deftere düşer o ilk mısra sonra diğer mısralarla bütünleşip şiir olur. Şiir yazmanın saati yok. Ne zaman zuhur edeceği belli olmuyor sözcüklerin. Şiir özgür olmayı seviyor zaten. Yazarken müzik dinlemek alışkanlığım yoktur…
HAMAL BİR ARKADAŞTAN ALDIĞIM O KİTAP
Dönüp dönüp okuduğun bir kitabın oldu mu hiç?
Kardeşin Murat küçük iken gece geç vakte kadar saat yirmi dörtten önce uyumaz yanımda oynar, beni de ortak ederdi oyunlarına. Halının üzerinde kibritlerden şekiller yapar, tren gibi şekiller ile oynardı. Küçük bey uyuyacak babası kitabını okuyacak şiir gelirse uzaktan onu da buyur edip defterine yazacak gecenin ikisinde üçünde. Böyle çok kitap okumalarım oldu tabi. İlk okumalar, sonrası ilk kitap, ilk şiir yazımı gibi bir serencamın içinden geçerek. Çemberlitaş Vezir Handa çalışan hamal arkadaşıma elindeki kitabı bana verir misin dedim? Al senin olsun, dedi. Baktım Divan-ı Kebir. Osman Hocam o ne elindeki? Al senin olsun deyip uzatması Beylerbeyinde merhum müezzin Osman Hoca’nın. Baktım ki, Kur’an Meali. Böylesine olacak olası ilginç bereketli verimli kitaba ulaşma güzellikleri ve tabii gençliğimde Cağaloğlu’ndaki kitapçılar, dergiler, alınan kitaplar… Yani gündüz iş yeri gece evde küçük beyin uyumasından sonra kitap okumalarım… Yani okumaya öğrenmeye susamış ben okumayanımda ne yapayım, şiir yazmayayım da ne yapayım ha benim tatlı kızım…
Meşhur bir söz var. Bazıları yazar, bazıları yaşar diyorlar. Sen ne dersin bu işe? Hangisine giriyorsun acaba sen?
Hem yaşar hem yazar olarak tabii. Şiir şairin hayatına dahil olmalı. Duygularına duyarlılığına, hayata bakışına, haksızlığa karşı, mazlumdan haklıdan yana olmalı. Böyle bir içkinlik içinde şiirin iyiliklere güzelliklere çağıran teşvik eden evrensel ses coşkunluğu ile hayırlara vesile olması arzusu ile…
TÜRKÜ SÖYLEDİĞİMİZ İÇİN POLİSİN GÖTÜRDÜĞÜ GENÇLERDİK
Babamla röportaj yapıp da şu soruları sormasam olmaz. En sevdiğin üç şarkı ile en sevdiğin üç filmi bizimle paylaşır mısın?
Üç şarkı derken bir türküden başlasam: Üç arkadaş on dört on beş yaşlarımızda gece vakti dokuz on sıralarında Bingöl’de Cumhuriyet Caddesinde evimizin de olduğu caddede türkü söylerken polislerin alıp götürdüğü ve beyaz yakalı milleti rahatsız ettiğimiz için kulağımızı çektiklerini ensemizden yakalayıp saçlarımızın çekildiğini, azarlandığı, kiminin tokatlandığı bir türküyü söylesem yeter sanırım. Mektebin bacaları, ders verir hocaları…
Filmi söylemeyeyim. Çünkü küçük yaştan beri film izleyen bir ev kaçkını olduğumdan diğer güzel filmlerin kalbi kırılmasın olur mu tatlım... Bu filmlerde ben de kalsın...
BÜTÜN KİTAPLAR BİR KİTABIN GEYZİNE ULAŞMAK İÇİN
Yıllardır programlara, sohbetlere katılıyorsun. Yüzlerce soruya muhatap oldun. Peki, hiç içinde ukde kalan bir soru oldu mu? Keşke şunu bir soran olsa da konuşsam dediğin bir konu mesela...
Maalesef. Ne sen sor ne ben söyleyeyim… Olanlar güzel olmuştur, olmaları gerekiyormuş ki olmuşlardır, sormuşlar ve söylenmiştir... Maksat söyleşmek ise gerisi teferruat olsa gerektir diye bir söz var idi yanılmıyorsam. Bir de şu var tabii, bazen sorulmayanında soruluyormuşçasına cevaplandığı ola gelmiştir bu nezaketli söyleşmelerde. Gam yok keder de olmasın gayri. Sağ ve selamet içinde olalım kafidir…
Yeni kitabın hayırlı uğurlu olsun babacığım. Daha nice yeni kitaplar dilerim...
Sağ olasın var olasın tatlım. Bütün kitaplar bir kitabın feyzine ulaşmak içindir…
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.