Büyük mutluluk bir yanılsamadır

Merve Akbaş
11:0015/08/2025, Cuma
G: 15/08/2025, Cuma
Yeni Şafak
M. Tuğrul Çolak
M. Tuğrul Çolak

M. Tuğrul Çolak’ın ilk kitabı, Düelloda Islık Çalan Ötüken Neşriyat etiketiyle raflarda yer alıyor. Kitabını yayımlandığında hissettiklerini anlatan Çolak, “Büyük mutluluklara inanmam, aslında büyük mutluluk bir yanılsamadır” diyor.İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?

İlk dakikalarda mutluluğun baskın geldiği pek çok duyguyu bir arada yaşadım ama çabuk geçti. Büyük mutluluklara inanmam, aslında büyük mutluluk bir yanılsamadır. Hatta bir tür sunumdur, bugünü görünme çağı olarak okuduğumuzda özellikle. Kitabım çıktıktan yarım saat sonra her şey olağan sıkıcılığına geri döndü, bunu olumsuz bir şey olarak söylemiyorum.

ŞİİRLERİMİN ESKİYİP ESKİMEDİĞİNİ KONTROL ETTİM

Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?

Sayfaları elimle tek tek çevirdim. Bir yandan nasıl duruyor şiirler içinde diye bakarken bir yandan -belki garip gelebilir- editöryal bir gözle baskıda, biçimde bir hata var mı diye inceledim. Bir süre kapaktaki metaforlara tekrar kafa yordum. Dosyayı yayınevine göndermekle kitabın basılması arasında geçen sürede şiirlerimin bana eskiyip eskimediğini anlamaya çalıştım.


Kitabınızı ilk kime imzaladınız?

Anneme. Kitaplarla, kütüphanemle, şiirle, dergicilikle ilişkimi desteklemiyor gibi görünse de anneme. Çünkü içten içe öyle olmadığını biliyorum.


Yazmaya nasıl başladınız?

Şiir yazmaya olarak alıyorum soruyu. İlkokul 2.sınıfta orman haftasında sınıf öğretmenimizin verdiği ödev için ilk şiirimi yazmıştım. Ertesi gün derste öğretmen verdiği ödevi unuttu. Arkadaşlarımdan hiçbirinin ödevi yapmadığını gördüğümde, öğretmene ödev verdiğiniz şiiri okumak istiyorum diyemedim. Sonra dört yıl hiç şiir yazmadım, ta ki 6.sınıfa kadar. O dönem kafiye, redif, şiir türleri gibi konuları işlediğimizde yeniden heves ettim. Bu arada 2. sınıfta yazdığım şiirin düzenli kafiye şeması olan neredeyse kusursuz bir hece şiiri olduğunu anladığım zamandı. Çocukça bir düşünüşle galiba benim doğuştan bir kabiliyetim var dedim. Daha çocuk yaşlarda iç dünyamdaki sorular, sorgular; doğa ile baş başa kalma arzum da akranlarımdan farklılık gösteriyordu. Aradığım şey yaşamla, dünyayla ilgili bir ipucuydu. Sanırım çıkış noktam da bu oldu. Rollo May şöyle der: “Sizi kabul edecek bir baba olmadan yaşayabilirsiniz, ama sizce anlam taşıyan bir dünya olmadan yaşayamazsınız.” Bir de dayatılana, daima ideal ve doğru gösterilene karşı itiraz iradesine sahip olmalıyız. Şairin itiraz iradesi yoksa, cebinde devamlı bir soru işareti gezdirmiyorsa, hele ki Akif’in tabiriyle “uysal koyun” iseniz şiirinizin durgun bir sudan farkı yoktur. Önce kirlenir, zamanla azalıp tükenir. Tavır koyabilme gücümü pek çok örnekle çocuk yaşta fark ettim.


Gece mi yazarsınız, gündüz mü?

Gece de yazarım gündüz de. Zamanla şöyle bir denklem oluştu: Gündüz yazdıklarımı gece pek revize etme ihtiyacı duymazken gece yazdıklarımı gündüz revize ettiğim çok oluyor. Gecenin sözlerimizi büyülü gösteren bir illüzyonu var. Ama gecenin de doğurganlığını gözardı edemem.


Defter mi, bilgisayar mı?

Ben uzun zamandır bilgisayardan yanayım. Kimi şair dostlarım kalem/kağıt ile şiir arasında doğal bir ilişki olduğunu düşünüyor. Ben öyle düşünmüyorum. Zaten şöyle güzel, biçimli yazabilen biri değilim. Word belgesinin pratikliği tam bana göre.

#M. Tuğrul Çolak
#Kitap
#Aktüel