İlk Kitap İlk Heyecan
04:00, 15/11/2025, CumartesiG: Güncelleme: 08:26, 15/11/2025, Cumartesi
Yeni Şafak

Görsel: Arşiv
Yüzmeyi bilsem de boğulmayı tercih ediyorum

Mahmut Hatunanaoğlu, Pazularının Bilekleriyle Bir Olması adlı ilk kitabını Fabrik Kitap etiketiyle okurla buluşturdu. Hatunanaoğlu, “Çoğu zaman yüzmeyi bilsem de boğulmayı tercih ediyorum. Yazdığım metin, yarattığım dünya için boğulmak pek de feda konusu değil benim için. Bu, zaten olması gerekendir” diyor.
İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?
Ben yayın yapmaya şiirle başladım. Bana kendilerinden başka bir dünya imkânının varlığı unutturan ilk şiirlerimden birini bir dergide görünce hayatımda yaşadığımı anladığım nadir anlardan birisi kıvılcımlandı. Sonrası zaten alev alev.
Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?
Asırlardır bekleyen bir gülümsemenin tozunu kaldırdım.
Kitabınızı ilk kime imzaladınız?
Sevgili dostlarım M. Burak Çelik’e ve Kadir Tepe’ye imzaladım.
KIRILGAN VE GÜÇLÜ BIR SEBEP
Yazmaya nasıl başladınız?
Belli bir zaman ya da sebep belirtmek benim çok güç, çünkü hatırlamıyorum. Sadece epeydir içimi kanırtan bir his var. Hayatımda en azından hayallerimi boşa harcamamak için bazılarını kayıtlı hâle getirebilirim hissi beni heyecanlandırdı. Bu heyecan da bir zaman birimi olabilir bence. Kırılgan ve güçlü bir sebep benim için.
Gece mi yazarsınız, gündüz mü?
Bilinçli bir şekilde tercih ettiğimi sanmıyorum ama şöyle bir dönüp baktığımda geceleri daha çok mesai harcamışım yazmaya. Bugünlerde ise ikindi sonraları, akşamüstlerine tekabül ediyor yazabildiğim vakitler.
Defter mi, bilgisayar mı?
Kesinlikle bilgisayar. Yazdığım metni bütünüyle karşımda görüp onu kuşatmak bana hem kendi sınırlarımı hem de metnin sınırlarını gösteriyor. Böylelikle isabet ettiğim ya da ıskaladığım yerleri yakalayabiliyorum. Metnin bana açtığı fırsat ve imkânlara ona yabancılaşarak şahit olmak defterden ziyade bilgisayarda daha kolay oluyor. Kendi yazdığıma mest olmak bana çok yetişkince gelmiyor. Yazarken bir yanıyla kendime okurluk ve editörlük yapıyorum. Evet mest olmuyorum ama cezbeye kapılabiliyorum; çoğu zaman yüzmeyi bilsem de boğulmayı tercih ediyorum. Yazdığım metin, yarattığım dünya için boğulmak pek de feda konusu değil benim için. Bu, zaten olması gerekendir.

Eser anlaşılmak istiyor sadece
Canan Yaka’nın ilk kitabı A7 Kitap etiketiyle raflarda yerini aldı. Bilmediğim Bir Hayattan Kısa adını taşıyan kitabı anlatırken Yaka, eserin “sadece” anlaşılmak istediğini söylüyor.
İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?
Aslında eserin yayınlanma aşamasından önce, dosyanın düzenlenmesinin bitip, şiirlerin yerleştirilmesi, sıralanmasıyla birlikte ortaya çıkan tamamlanmışlık hissiydi. Şiirlerim son birkaç yılımda yazılan şiirler, bu o sürecin katmanlarını, değişiminin ve yayılımının bir toplamıydı. Dergilerde şiirlerim zaten yayınlanıyordu fakat dergi şiiri, şiirin dergide tek bir şiir olarak yayınlanması, şairin özgünlüğünün netliği için yeterli olmuyor. Şiirde kullandığı dil ve şiirin karakteri aslında dosya tamamlanınca somutlanan bir şey. Yazdıklarımın yabancısı olduğumu ve aslında eser kitap hâline gelmeden de bu eksikliği fark etmediğimi fark ettiğim bir andı. Yine de bir dosyanın word olarak hazırlanma aşamasını bitirip, somut bir kitap olması ve o kitaba hızlıca bakıp okuyabilmek, bir simetri hastasının eğik bir tablonun düzeltilmesinden sonra hissettiği kaygının sakinleşmesine benzetebilirim. Her şey yerli yerindeydi, tablo, masa, masanın üzerindeki sürahi ve bardak.
ANLAMIN ANLAŞILMAZLIĞIYLA İLGİLİ MESELEM
Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?
Açtım ve hızlıca okudum, anlamın ne kadar anlaşılmaz olduğuyla ilgili meseleme baktım. Ve üzüldüm.
Kitabınızı ilk kime imzaladınız?
Hiç şiir okumayan, edebiyat ile yakın bir teması olmayan fakat her daim destekçim olan çok sevdiğim arkadaş grubuma imzaladım. İmza süreci beni utandıran bir konu nedense. Eserin sahibini tanımış olduğunu vurguluyor, hâlbuki eser anlaşılmak istiyor sadece.
Yazmaya nasıl başladınız?
14-15 yaşlarımda yazmaya çalışmaya başladım. O zaman yazma motivasyonu kelimelerin büyüsüne kapılmak gibiydi, şiirin poetikası nedir bilmeden kendiliğinden gelişen lirik bir çaba… Fakat şiiri önemsediğimi anlamam Yunus Emre hakkında bir biyografi roman okumamla oldu. Romanda Yunus Emre’nin yazdıklarını bulan ve okudukça anlamsız bulup sayfaları birer birer yırtıp dereye atan bir adam vardı, dehşete uğradığım bir andı şiirlerinin anlaşılmaması ve yok edilmesi. Önemliydi.
Gece mi yazarsınız, gündüz mü?
Belli bir anı yok, şiir yazmak benim için bir fokuslanma anı değil. Fakat kalabalık ve yürümek ya da araçla yolculuk yapma anları bana çok fazla düşünce ekseni verdiğinde yazdığım çok oldu, kendiyle baş başalık belki de bu, toplumu izlemek, okumak ve onun geri yansıması.
Defter mi, bilgisayar mı?
Deftere karalamalar yer değiştirmeler, azaltmalarla ve ani gelişen anlık notlarla. Defter ve dijital not kombinasyonu. Tek bir yazma eylemine ait olamadım hiçbir zaman.
Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.