Antalya Diploması Forumu, İstanbul’da düzenlenen NATO Parlamenterler Zirvesi’nden sonra Ankara’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi ile Türkiye 2026 yılına damgasını vurdu.
Mehter Marşı ile karşılama, Trump ile Cumhurbaşkanımızın samimi diyalogları, ikili toplantılar, güçlü mesajlar, Türk mutfağından seçkiler derken son 22 yılın en önemli toplantısı geride kaldı.
Zirveye tüm müttefik ülkelerin, lider düzeyinde katılması önemli bir ayrıntı.
Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamasında da değindiği gibi NATO Liderler Zirvesi ile Türkiye’nin tüm dünyada güvenli bir liman oluşu tekrar perçinlendi.
2 bin 235 yıllık Kara Kuvvetleri mazisi olan Türkiye’nin yerli savunma sanayi yatırımları ile bölgede ve dünyada göz ardı edilemeyecek bir güç olması, NATO müttefiklerinin külfet paylaşımı ve Ukrayna-Rusya ilişkilerinde yeni bir umudun doğması toplantının önemli çıktıları…
Hanımefendi Sayın Emine Erdoğan’ın lider eşlerine yaptığı ev sahipliği, Türk Kültürünü tanıtma yönündeki yüksek çabasını, ‘’Çocuklar, Teknoloji ve Güvenlik’’ oturumu ile gelecek nesle karşı sorumluluğumuzu hatırlatmasını da ayrıca kayda geçirmek gerekir.
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, NATO’nun en deneyimli lideri. NATO Zirvesi ile birlikte bu deneyimin sadece iç politikada değil, uluslararası siyaset ve diplomaside de özgüvenli bir şekilde ortaya konduğuna tekrar tanıklık ettik.
Uluslararası birkaç toplantıya katılanlar iyi bilir, daha alt düzeyde, daha sivil organizasyonlar dahi ciddi emek ister.
NATO Liderler Zirvesi’yle Türkiye’nin, böylesine büyük bir organizasyonu mükemmelliği tartışılmayacak bir şekilde yapacak güçte bir ülke olduğu apaçık anlaşıldı. Tüm katılımcılar, ekipleri Türk misafirperverliğini ve yüksek standartta profesyonelliği de deneyimledi…
Sayın Cumhurbaşkanımız ve Cumhurbaşkanlığı ekibinin adsız kahramanları başta olmak üzere, emeği geçen herkese tek tek şükranlarımı sunuyorum. Ülkece, milletçe bir kez daha gururlandık.
Tutucu, müzmin muhaliflerin, küçük hesapları, toplantı öncesi yaptıkları manipülatif açıklamaları, hevesleri de içlerine kaçtı. Onlar için üzülemeyeceğim.
Büyük Türkiye için sevinin, ülkeniz için milletiniz için sevindiğinizde, ideolojiniz zarar görmez, merak etmeyin!
TEMMUZ’UN AYRICA HATIRLATTIKLARI ZİNCİRLERİ KIRAN İRADE, İNSANLIĞIN KIRILAN VİCDANI
Takvim bazen peş peşe öyle günler getirir ki… Kalem, hepsine karşı sorumluluk hisseder.
10 Temmuz…
Ayasofya’nın yeniden ibadete açılışının yıl dönümü. Zincirlerin kırıldığı gün.
11 Temmuz…
Srebrenitsa Soykırımı’nın yıl dönümü. Avrupa’nın hemen yanı başındaki soykırıma kör ve sağır kaldığı, sustuğu gün…
Ve…
15 Temmuz…
Türk Milleti’nin kan hafızasının yeniden canlandığı gün…
AYASOFYA: BİR MEDENİYET İDDİASI
Fatih Sultan Mehmet’in emaneti… Fethin mührü…
Bizim kuşağın gençliği, Ayasofya’nın zincirlerini kırmayı hayal ederek geçti. Bir medeniyetin kendi hafızasıyla yeniden buluşmasıydı hedefimiz, idealimiz.
Aradan onlarca yıl geçti. İktidarlar değişti. Siyaset değişti. Koalisyonlar kuruldu, dağıldı.
Ama kimse açamadı.
Çünkü bazı idealler yalnızca hukuki bir karar meselesi değildir. Tarih karşısında sorumluluk almayı, güçlü liderliği gerektirir.
Ayasofya’yı yeniden ibadete açmak; tıpkı Taksim Camii’ni inşa etmek, başörtüsü yasaklarını tarihin çöplüğüne göndermek, 28 Şubat’ın ikna odalarını ve vesayet düzenini millet iradesiyle geride bırakmak, 15 Temmuz’da darbeye karşı etten duvar olmak gibi tarihî günlerden, tarihi adımlardan biridir.
Ayasofya’nın açılması, yalnızca AK Parti döneminde gerçekleşen idari bir karar değil, uzun yılların toplumsal talebinin siyasal karşılık bulmasıdır. Bu süreçte Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın toplumun geniş kesimlerini kuşatan liderliğini özellikle not düşmek gerekir.
Çünkü büyük milletlerin, güçlü liderleri ve büyük idealleri vardır.
SREBRENİTSA: AVRUPA’NIN ORTASINDA ÖLEN İNSANLIK
11 Temmuz…
Takvim bu kez başka bir kapıyı açıyor. Acının… Utancın… Sessizliğin kapısını.
Srebrenitsa Soykırımı yalnızca sekiz binden fazla Boşnak erkeğin katledildiği bir soykırım değildir.
Uluslararası raporlara göre en az 20 bin, bazı araştırmalara göre ise 50 bin kadın ve kız çocuğu sistematik şiddete maruz bırakıldığı utancın adıdır; Srebrenitsa.
Tecavüz, sadece bir işkence yöntemi değil aynı zamanda etnik temizliğin silahı olarak kullanıldı. Annelik hedef alındı, doğacak çocuklar etnik temizlik aracı olarak kullanıldı.
Srebrenitsa’nın en ağır yükünü yine kadınlar taşıdı.
Kimliğini hiç tanımadığı babaların çocuklarını doğurmak zorunda kalan anneler…
Evladını mezarsız toprağa teslim eden analar…
Kocasını, oğlunu, kardeşini aynı gün kaybeden kadınlar…
Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen bir şehirde insanlar teslim edildi. Öldürülen yalnızca insanlar değildi. Avrupa’nın hatta tüm insanlığın vicdanı da aynı gün toprağa gömüldü.
Cemil Meriç’in “Zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur” yaklaşımını en çok hatırlatan tablo Srebrenitsa’dır.
Dünyanın gözü önünde oldu her şey…
Sözde insan hakları savunucuları seyretti.
Demokrasi dersleri verenler sustu.
Özgürlük nutukları atanlar sustu.
Sessizlik bazen kurşundan daha öldürücüdür. Srebrenitsa’da sessizliği ise yine ölülerin sessizliği bozdu.
Aliya İzzetbegoviç’in “Ve her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır” sözleri yüreğinizi acıtmıyorsa, insanlığınızı tekrar gözden geçmek gerekmez mi?
Kadınlar; aradan kaç yıl geçerse geçsin, bugün hâlâ kemikleri bulunan her toplu mezar ile birlikte acılarını yine, yeniden hatırlıyor, yeniden yas tutuyorlar.
Aliya İzzetbegoviç ‘in “Ne yaparsanız yapın ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır” vasiyetini zihnimize mıh gibi çakmak zorundayız.
Ayasofya bize bir milletin hafızasını yeniden ayağa kaldırmanın mümkün olduğunu gösterdi.
Srebrenitsa ise insanlığın en çetin imtihanları kaybettiğini…
Dilerim Allah’tan, insanlık ve özellikle Müslümanlar aynı imtihanı, Filistin ve Doğu Türkistan’da da kaybetmez!
(Yenişafak gazetesinin 15 Temmuz özel eki için ayrı bir yazı kaleme aldım.)


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.