NATO Ankara Zirvesi, Türkiye’nin sadece askeri kapasitesi ve savunma sanayiinin gücü açısından değil ittifak içindeki siyasi bütünlüğün korunmasında da kritik rol oynadığını gösterdi. 32 müttefik ülkenin lider düzeyinde katılımı, Türkiye’nin diplomatik çabalarının NATO içindeki siyasi ayrışmalara rağmen müttefiklerin ortak hedefler etrafında hareket etmesinde ne kadar etkili olduğunu kanıtlıyor. Özellikle ABD Başkanı Trump’ın Avrupalı müttefiklerle yaşadığı zaman zaman diplomatik ve stratejik krize dönme potansiyeli olan sorunlara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetini geri çevirmemesinin altını çizmek gerekiyor. Lider diplomasisinin kurumsal ittifakların geliştirilmesinde önemli rolü olduğunu gösteren bu örnek, Türkiye’nin ittifak içinde vazgeçilmez aktörlerden biri olduğunu bir kez daha ispat etti. İttifak içindeki birçok ülkeyle gerek terörle mücadele gerekse resmi ve gayri resmi ambargolar yüzünden sorunlar yaşayan Türkiye’nin bunlara rağmen ittifakın güçlenmesine katkı yapacak liderliği göstermesi ortak savunma anlayışına stratejik bir çarpan etkisi yapıyor.
‘MÜTTEFİKLER ANKARA’DA’
Uluslararası zirvelerde resmi görüşmeler hem daha önce hazırlığı yapılan anlaşmaların somut çıktılarının ortaya koyulması hem de bir sonraki zirveye ilişkin vizyon belirlenmesini sağlar. Zirvenin resmi programı dışında yapılan yan etkinlikler ise resmi yetkililerin uzmanlarla bir araya gelerek stratejik tartışmaların derinleştirilmesine katkı sunar. Bu sene NATO zirvesinin marjında gerçekleşen ‘Müttefikler Ankara’da’ temalı etkinlik de Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın desteğiyle SETA Vakfı ve Münih Güvenlik Konferansı tarafından Ankara Palas’ta organize edildi.
50’nin üzerinde farklı toplantı ve 20’den fazla bakan ve liderin katılımını son derece başarılı bir şekilde gerçekleştiren etkinlik, müttefiklerin taahhütlerini somutlaştırması, Türk savunma sanayiinin yapısal rolü ve katkısı, ittifakın farklı kanatlarının daha entegre biçimde düşünülmesi, Türkiye’nin özel konumu, Ukrayna savaşı, kritik altyapılar ve ekonomik güvenlik, ittifakın Ortadoğu ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri gibi birçok konunun tartışılmasına olanak sağladı. Türkiye’nin ittifak içindeki ve ötesindeki stratejik önceliklerini konu alan ve savunma sanayii üzerine gerçekleştirilen oturumlar özellikle dikkat çekti.
Moderatör olarak görev aldığım ‘Soğuk Savaş Sonrası Düzeninin Ötesinde: Stratejik Belirsizlik Çağında Yön Bulmak’ başlıklı oturumda, devletler arası sıcak çatışma ve sürekli savaş halinin adeta normalleştiği, jeopolitik yarışların şiddetlendiği, ekonomik ve teknolojik rekabetin uluslararası sistemdeki belirsizliği daha da artırdığı bir dönemde NATO’nun neler yapması gerektiğini tartıştık. Bu oturumda da Türkiye’nin gerek Ukrayna savaşı gerekse Ortadoğu’daki çatışma ortamı arasında kalan jeopolitik konumunun getirdiği belirsizlikleri yönetme tecrübesinin NATO ittifakının stratejik yönelimine yaptığı etki öne çıktı.
‘VAZGEÇİLMEZ MÜTTEFİK’
ABD ve Avrupa’yla siyasi sorunlar yaşadığı dönemlerde, Türkiye’ye karşı ideolojik karşıtlık ve önyargılarını analiz olarak dolaşıma sokmaya çalışan odaklar, ülkenin NATO içerisindeki konumunu sorunsallaştırmaya çalışır. Böyle bir mekanizma olmamasına rağmen Türkiye’nin NATO’dan çıkarılmasını gündeme getiren bu türden gruplar Ankara’nın terörle mücadele konusundaki ısrarını ve savunma sanayii kapasitesini ileriye taşımasını ittifak açısından bir handikap olarak göstermeye çalışır. NATO Ankara Zirvesi’nin bu tür tartışmalara son derece net bir cevap verdiğini belirtmek gerekiyor. ‘Vazgeçilmez müttefik’ haline gelen Türkiye’nin ittifak içindeki kritik öneminin ötesinde NATO’nun birliğini sağlamada dahi verdiği siyasi katkı art niyetli tartışmaların ne kadar anlamsız olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Türkiye’nin savunma anlayışının sadece kendi sınırları etrafında şekillenmediğini, bilhakis farklı müttefikler için güvenlik ürettiğini gösteren birçok somut örnek bu zirve ve marjında etraflıca tartışıldı. Amerika’nın Avrupalı müttefiklerin ortak savunmaya daha fazla katkı yapmasını istediği bir dönemde, Türkiye bunun sadece bir bütçelendirme meselesi olmadığını ortaya koyan bir örnek olarak öne çıkıyor. Türkiye güçlü bir orduyla birlikte savunma ürünlerini hızlı biçimde üretme kapasitesi, etkin siyasi liderlik, tedarik zinciri güvenliği ve diplomasi gibi unsurların bir araya geldiği bütünlüklü güvenlik anlayışının en önemli temsilcilerinden biri olarak öne çıkıyor. Avrupa’nın yıllardır güvenliğini Amerikan garantilerine dayandırmasının yarattığı yapısal sorunlarla uğraştığı geçiş döneminde Türkiye’nin savunma anlayışının ne kadar isabetli olduğu da anlaşılıyor.
NATO Zirvesi, Türkiye’nin hem ABD hem de Avrupa’yla ilişkileri açısından yeni fırsat alanları yaratıyor. Başkan Trump’ın ve Amerikalı senatörlerin Türkiye’yle savunma iş birliğinin önündeki engelleri kaldırma yönündeki söylemleri F-35 gibi konularda somut adımlar atılacağına işaret ediyor. NATO üyesi olmayan Suriye ve Ukrayna liderlerinin de zirveye katılması bu konularda da Türkiye’yle Amerika’nın politikalarının ne kadar yakınlaştığına işaret ediyor. Avrupa’yla da benzer bir dinamik oluştuğunu söylemek mümkün. Avrupa’nın büyük savunma harcamalarına girişmeye hazırlandığı ve savunma alımlarını daha etkin ve modern hale getirmeye çalıştığı bir dönemde, en güçlü savunma üreticilerinden biri haline gelen Türkiye için yeni fırsatların oluştuğu görülüyor.
NATO Ankara Zirvesi’nin Türkiye için siyasi etkinlik, müşterek güvenliğin güçlendirilmesi ve savunma sanayii ortaklıklarının ileri seviyeye taşınması açısından son derece başarılı geçtiğini söylemek mümkün. Elbette Ukrayna ve İran savaşlarının yarattığı belirsizlik ve istikrarsızlık ortamı NATO ülkeleri ve özellikle Türkiye için kritik meydan okumalar yaratmaya devam ediyor. Bu stratejik durumun yaratacağı riskleri yönetmek Türkiye’nin enerjisinin önemli bir kısmını talep ediyor ancak buna rağmen ulusal güvenliğini geniş anlamda düşünen ve gerekli önlemleri alan bir liderliğin önemi ortada. Bunu yaparken sadece NATO ittifakının güvenlik şemsiyesinden yararlanmaya çalışmak yerine güvenlik üreten ve ihraç eden Türkiye önümüzdeki dönemde de stratejik etkinliğini artırmaya devam edecektir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.